İslam dini, Müminlerin kardeş olduğu mesajını vererek onların ortak bir ilke ve hedef doğrultusunda birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olmalarını öğütlemektedir. Dinin birleştirici fonksiyonu altında toplanan ve bu bilinçle hareket eden topluluk, ”ümmet” kavramıyla tarif edilmektedir.
Dünya. Haydutluğunu açıkça ilan eden ABD ‘nin tehditi altında. Bu emperyalist gücün, ülkeleri korkutup, rejimleri değiştirerek o ülkenin zenginliklerine çökmesi artık rutin hale geldi.
29 yıl önce ülke, antidemokratik bir müdahale ile sarsılmıştı. O gün, Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’ndan çıkan devrin başbakanı Necmettin Erbakan’ın üzüntülü, gergin ve boncuk boncuk terlemiş görüntüsü, gelecek günlerin sancılı geçeceğini işaret ediyordu.
Ana karnından dünyaya merhaba dediğimiz de ilk gördüğümüz rengi, ilk duyduğumuz sesi, ilk aldığımız tadı hatırlayanımız var mı bilemiyor ama hayatımızda bazı ilkleri unutmamızın söz konusu olmadığını söyleyebilirim.
Ağır ekonomik koşullar, siyasetin kavgacı ve seviyesiz üslubu, hırsızın, katilin, haramilerin cirit attığı sokaklar, Latin Amerika ülkelerini hatırlatan olaylar, şiddet ve edepsizlikte sınır tanımayan haramzadeler, çocuk çeteleri, mafya yapılanmaları, uyuşturucu salgını, sanal kumar çılgınlığı, ben yaptım oldu rahatlığı, ülkede günden güne kaybolan değerlerin birer göstergesi olarak canımızı sıkıyor.
İnsanların, rahat yaşayabilecekleri, kendilerini güvende hissedebilecekleri, gelecek için kaygı duymayacakları, mutlu olacakları, iklim şartları uygun, iş bulma imkânları kolay olan coğrafyalara göç etmesi sosyo- ekonomik bir gerçektir.
Milliyetçi kesimin; okuyan, sorgulayan, cesur ve dik duruşlu isimlerinden Cazım Gürbüz bu dünyadan ayrıldı.
Müslüman kardeşliğinin tarihteki ilk somut örneği Mekke'de gördükleri baskı ve işkencelerden dolayı Medine'ye göç eden Mekkeli Müslümanlarla, Medineli Müslümanlar arasındaki kardeş dayanışmasıdır.
Erzurum çok yönü ile zor şehir. Çocukken rahmetli anam “burada eskiden devler yaşarmış” diyerek Erzurum’un sert iklimini ve zor yaşam koşullarını anlatırdı.
Küresel ısınmanın etkisiyle meydana gelen iklim değişikliklerinden olsa gerek, son birkaç yıldır Erzurum’a kar gecikmeli olarak yağıyor.
Seksen dokuz yıl önce bu gündü, hafif kar yağışı altında Beyazıt Camii’nin musallasına çıplak bir tabut konulmuştu.
Toplumsal değerlerimiz bir bir yaşamımızdan kayıp gidiyor. Millet olmamızı sağlayan örflerimiz, adetlerimiz, geleneklerimiz, göreneklerimiz özetle; insanlık vasıflarımız ne yazık ki vurdumduymazlığın kurbanı ediliyor.
Dün 25 Kasım. Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü. Bu anlamlı günde dünyanın çoğu köşesinde kadına şiddete karşı dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler yapılacak, yürekleri soğutacak sözler verilecek, günün anlam ve önemini belirten hamasi nutuklarla gün savuşturulacak.
Devlet geleneğimizin temel felsefesi olan “ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışına rağmen ne yazık ki insanımızı yaşatma da yeteri kadar başarılı değiliz.
Emperyalist güç odaklarının yer altı ve yer üstü zenginliklerine göz diktikleri ülkelerde iç savaş çıkararak onları güçsüz ve muhtaç duruma düşürme projeleri ne yazık ki dün olduğu gibi bu günde devam etmektedir.
Ülkeyi yöneten kadroların aileleri ile birlikte televizyonlardaki haberleri izleyip izlemediklerini elbette ki bilemeyiz.
Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı tarafından sahnelenen “Uca Dağlar” isimli geleneksel dansla anlatı programı tabir yerindeyse nefes kesti.
Katil İsrail, ağa babası ABD desteğiyle iki yıldır Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. 50.000 ‘den fazla insanın öldüğü, açlığın sefaletin kol gezdiği Gazze’de ki trajedi, dünyanın gözü önünde yaşandı.
İnsan olmamızın en somut göstergelerinden biri vicdan denilen yüce bir duyguya sahip olmamızdır. Victor Hugo, vicdanı “tanrının içimizdeki sesi” olarak tarif etmektedir.
Okullar, 8 Eylül Pazartesi günü yaklaşık 20 milyon öğrenciyle eğitim ve öğretime başlayacak. Eğitimde fırsat eşitliğinin sözde olduğu ülkemizde, Karayazı’da okuyan öğrenciyle, paralı kolejlerde okuyanlar aynı kulvar da koşacaklar.

