Sebebi Siz Olmayın!

“Misafire ayıptır!”, “Kimse yok, bak keyfine !” : “Corona yüzme bilmez!”, “Düşme şimdi derdine!”/ Maske çene altında, gez gerine, gerine;/

Bayramlaşmalarımız ve Milli Günlerimiz Bizimdir, Kutludur

"Türkiye Türklerine yakışan asıl bayram, 26-30 Ağustos günleri bayramıdır. Çünkü biz, 30 Ağustos’u anarken, bir inanç gücünün kazandırdığı zaferi düşünüyoruz ve ona başlangıç olan 26 Ağustos’u da birlikte hatırlıyoruz. 26 Ağustos iki tanedir:

Tüyler Ürperten Bir Yazı

Bugün, bir “bilim cinayetini” ele alacağız. Adı: Medical Capacity-Building in War-Torn Nations: Kurdistan, Iraq as a Model. Türkçesi: Savaşın Yıkık Ülkelerinde Tıbbi Kapasite Geliştirme: Bir Model Olarak Kürdistan, Irak. Yazarı: Zibari R. başkanlığında 7 kişilik ekip. Yayın tarihi: 17 Haziran 2020. DOI: https://doi.org/10.1016/j.jamcollsurg.2020.05.024 Yayım yeri: Journal of the American College of Surgeons (JACS) (Amerikan Cerrahlar Birliği).

Fetih Ruhu Ne Demektir?

Bugün size, 41 yıl önce, 08.08.1979'da Sayın Hicran Göze'nin Tercüman gazetesindeki bir sunacağım. Orta yaş grubunun çok iyi tanıdığı merhum Ergun GÖZE  ağabeyimizin hanımının kaleminden, birlikte okuyalım istedim. Düşünenler için anlamlı bir yazı!

24 Temmuz

Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer TÜRK olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum; ben bir TÜRK’üm ve öyle kalacağım. Bu mesajımla BATI TRAKYA azınlığına sesleniyorum ve TÜRK olduklarını unutmamalarını söylüyorum. Haklarımızı bir gün mutlaka alacağız...”

Annelerin ve Babaların Okuması Dileğiyle

Sevgili büyükler, bu dünyaya niçin gönderildiğimiz sorulsa herkes farklı bir şeyler anlatacaktır.

Hangi İslam?

Şanlı Türk Ordusu’nun 2229. yaşını gururla ve şerefle tebrik ediyor, kurucusu METE HAN’ı rahmetle anarak birkaç konuya değinmek istiyorum.

Olağanüstü Aykırı Bir Proje

İsteyen beğenmeyebilir, ama biz yazmaya devam edeceğiz.

100’üncü Yılında Ömer Seyfettin

Milli edebiyat döneminin açılmasının öncüsü… Konuşma dili ile yazı dilinin birleştirilmesinin öncüsüdür Ömer Seyfettin. 1884-1920 arasındaki kısacık ömründe başarılı bir hikâye yazarı, bir şair, bir öğretmen, Türk milletinin sosyal yapısını çok iyi analiz eden bir sosyolog, iyi yetişmiş bir tarihçi, bir asker, tam bir fikir ve ülkü adamıdır Ömer Seyfettin.

Avrupa Gözüyle Türkler ve Türkiye

Türkiye, 1918 yılında topraklarını işgal eden ülkelerin halen hedefi durumundadır. Elbette bu karşıtlık çok daha önce başlamıştı. Fakat kendi Rönesans ve düşünmeyi öğrenme dönemlerini bizzat yaşayıp, birlikte düşünen, gelişen ve istikbali için plan ve program yapmasını öğrenen Batılı milletler birkaç asırdan beri korunma içgüdüsünün ötesine geçmiştir. Sistemli, fakat her zaman ve her zeminde Türk düşmanlığını kafalarına çivilemişlerdir.

Çukur musun, Çamur musun?

19 Mayıs’ta O Kutlu Yürüyüş Olmasaydı Sen Bunları Yaşayacaktın. Bre şuursuz zebani, belli ki, o ruhsuz dünyanda, hele o boş beyninle Allah’ın lütfu bir DEHANIN kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin seni nelerden koruduğunu, sana neleri bahşettiğini anlayamıyorsun.

19 Mayıs Türk’ün Ergenekon’dan Çıkışıdır

“Ses vermez Oğuz illeri, Niye susmuş bülbülleri? Ko, tutuşsun gönülleri Ergenekon odu ile.”

Akıl ve İman Yolu Allah Yoludur

Hiç şüphe yok ki Kur’an’da hiçbir değişiklik yapılamazdı, yapamadılar.

Türk Devlet Felsefesi

Ülkemizde yeni rejim yolcularına(!) kısa bilgi notu sunmak isteriz. 23 Nisan 1920 tarihinde Yeni Türk Devleti kuruldu. Devlet olmak düzgün işleyen anlamlı kurumlaşma demek olduğu için ilk iş olarak TBMM düşünülmüştü.

Sahi Doğu Türkistan Neresi?

Türkistan ismi Türklerin ülkesi anlamına gelir. Bölgedeki Türk tarihi oldukça eskidir. Doğu Türkistan; Asya'ya hâkim olan Hun Devletinin Başbuğu Teoman Han'dan sonra oğlu Mete Han'ın M.Ö. 209'da  hükümdar olduğu Büyük Okyanus'tan Hazar'a, Keşmir'den Kuzey Sibirya'ya kadar uzanan devlet, 1884'e kadar değişik boyların idaresindeki  (Hun, Göktürk, Uygur, Kırgız gibi)  Türklerin vatanıdır.

Ya İstiklal Ya Ölüm!

1877/1878 “93 Harbi”, 1911 Trablusgarp, 1912/1913 Balkan Harbi, 1914 - 1918 Birinci Dünya Harbi, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi,

Vatan

Ömrümü "Vatan-millet-Sakarya" diyerek, bazılarının müstehzi tebessümleri arasında geçirdim. Hâlâ aynı yerdeyim. Bu yazıyı, bir ömrü uğruna tükettiğim, "vatan" ne imiş acaba sorusuna cevap olur diye yazıyorum. Vatan, elbette belirli anlaşmalar çerçevesinde çizilen sınırlar içinde kalan toprak parçasından ibaret değil.

Bu da Geçecektir, Ya Sonrası..!

Dünyamızın ve Türkiye’mizin başındaki felaket elbette geçecektir. Böyle zamanlarda toplumların en büyük gücü umutlu olabilmeleridir. Bu da yapılan işlerin umut verici olup olmamasını belirleyen üç önemli dayanağa sahip olmakla mümkündür.

Peşin Ödemediğiniz Her Alışverişte Satılan Ürün Sizsiniz

Bu COVID-19 virüs salgını insanlığın canını yaktıktan sonra bitecektir. Fakat sonrasında dünya asla dünkü dünya olmayacaktır. Bunun sonunda insanoğlu ya bağımsız kendi milli devletleri içinde üniter kimlik sahibi milletler halinde veya yenidünya düzeninin son safhasına geçilerek, adı konmamış fakat uzaktan güdülen tek tek köleler halinde yaşayacaktır. Bu anlamda keskin bir yol ayrımına girilecektir.

Bazı Zehirler Çare veya Kader Tasında İçilir

Dünyamız gerçekten büyük felaket içinde! Burada anlaşılması gereken en önemli konu ise bu virüsün insana nasıl bulaştığı ve ondan nasıl korunacağımızdır. Tabii ki uzun bir konu!