Trump, son açıklamasında İran’da hedeflerine ulaştıklarını, kısa zamanda buradan çekileceklerini, Hürmüz Boğazı ile de işlerinin olmadığını, Fransa gibi ülkelerin petrole ihtiyaçları varsa bunu kendilerinin sağlaması gerektiğini ifade etti.
DEM’in, Diyarbakır, İstanbul ve Van’da Nevruz’u vesile yaparak organize ettiği kutlama toplantıları ülkemizdeki siyasi Kürtçülük hareketinin yeni bir gösterisine dönüştü. DEM de zaten bunu istiyordu; amaçları kültürel bir etkinlik yapmak değil bir yandan kitlesel motivasyon oluşturarak taraftarlarının desteğini, bağlılığını artırmak, diğer yandan istedikleri yasal düzenlemelerin yapılması için hükûmet nezdinde psikolojik baskı kurmaktır. Nevruzu her zamanki gibi ajitasyon (kışkırtma) vesilesi olarak kullanıyorlar.
ABD-İsrail ittifakının İran'a açtığı kirli savaşın üçüncü haftasına girilirken Amerika’nın “Teröre Karşı Mücadele Merkezi Direktörü Joseph Kent” in tarihe not düşercesine yazdığı istifa yazısı her bakımdan önemli siyasi bir belgedir. Çünkü ayrıldığı makam ABD’nin ulusal politikalarının belirlendiği başlıca stratejik merkezlerden biridir.
Bu klasik bir savaş değil, insani değerleri ve ahlâki kuralları yok sayan, öldürmekten sadistçe haz duyan, tarihte benzeri bulunmayan bir toplumsal katliam. ABD-İsrail uçakları, 28 Şubat’ta başlayan hava saldırılarının daha ilk iki gününde İran kentlerine geçen yılki 12 gün savaşının tamamında attıklarından daha fazla bomba yağdırdılar.
Türk milletinin seçkin evlatlarından, büyük âlim, değerli tarihçimiz İlber Ortaylı hocamız fâni âlemdeki misafirliğini tamamlayarak ebedi âleme, asli mekânına avdet eyledi, mübarek ay ve günlerde HAKK’a yürüdü. Aziz dostumun menzili inşaallah mübarek, makamı âli, mekânı Cennetü’l-Firdevs olur.
Geçen yıl ABD-İsrail ittifakının İran’a düzenlediği “ 12 Gün Savaşı” diye anılan yoğun hava saldırılarının ardından soruna çözüm bulma amacıyla görüşmeler başlamıştı. Başkan Trump, İran’ın isteklerini karşılayıp anlaşma yapmaması hâlinde savaşı daha şiddetli başlatacağını söyleyerek tehditlerini artırdı, bölgeye yığınak yapmaya başladı; kritik konumdaki Hürmüz Boğazı’na en güçlü uçak gemilerini gönderdi.
Aziz dostum ve kardeşim Acar Okan, cuma günü sabahı fâni âlemdeki misafirliğini tamamlayarak “her nefis ölümü tadacaktır” hükmü-ilâhisine uyarak ebedî âleme avdet eyledi.
TBMM’de, çözüm süreci için İYİ Parti’nin dışındaki partilerin katılımıyla kurulan Komisyon raporunu tamamladı; 47 oyla oylanarak kamuoyuna sunuldu. İstişari nitelikteki raporun uygulanması artık Meclis’in inisiyatifinde bir konu. Ancak rapordaki mutabakatın Meclis’te sağlanması, somut sonuçlara ulaşılması çok zor görünüyor. Çünkü tarafların meseleye bakışlarında büyük farklılıklar ve aykırılıklar var.
Taner Ay, basınımızda çok okuyan, düşünen ve yazan nitelikli aydınlarımızdan biridir. Zengin bir hafıza koleksiyonu vardır. Eski güzel İstanbul’u semtleriyle, insanlarıyla iyi bilir. Karar gazetesindeki yazılarını kaçırmadan okurum. Geçen haftaki yazısında ülkemizde giderek derinleşen okuma sorunumuza değiniyor. Yazının başlığı şöyle : “TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET VAKFI'NI KAÇ KİŞİ BİLİYOR?”
Suriye’de 15 yıl önce Baas/Esad diktatörlüğüne karşı başlayan kitlesel gösteriler kısa sürede “iç savaşa” dönüştü. Hükûmet ülkenin tümünde kontrolü sağlayamayacağını düşünerek Türkiye sınırına bitişik geniş bir alanı boşalttı. Bu bölgenin hiçbir yerinde Kürtler çoğunlukta olmasalar da topluca yaşıyorlardı. Kandil’in talimatıyla 2011’de PKK’nın uzantısı YPG kuruldu.
“Bayrak gökte mührümüz, bayrak hâkimiyettir” Bayrak; devlet demektir, bayrak ebediyettir” Bayrak millî haysiyet, bayrak mensubiyettir” -Mehmed Güneş -
Nuri GÜRGÜR Şam Hükûmetinin ateşkes ilân etmesi, SDG ile 14 maddelik “tam entegrasyon” anlaşmasının imzalanması bütün bölgeyi etkileyecek tarihi bir adımdır. SDG, anlaşma hükümlerine tamamen uyacak mı, yoksa geçen Mart ayındaki sekiz maddelik anlaşmayı yaptığı gibi rafa kaldırmaya mı yönelecek bilemeyiz. Çünkü tam entegrasyona evet derken saydığı kritik isteklerinden vazgeçmiş oluyor.
Aralık ayının son hafta sonunda, Tahran’da başlayan yönetimi protesto eylemleri kısa zamanda genişleyerek çok sayıda kente yayıldı. Başbakan Pezeşkiyan ilk başta göstericilerle anlaşarak sıkıntılara önlem almaya, sertlikten kaçınmaya çalıştı. Fakat olayları durduramadı ve kenara itilmiş oldu. Ülke genelinde devam eden gösterilerde üç bine yakın can kaybı olduğu ifade ediliyor.
Dünyanın kralı olduğunu ilan eden megaloman ve muhteris Trump’ın yönettiği ABD’nin Orta Doğu politikalarının temel özelliği, İsrail’in varlığının, güvenilirliğinin ve geleceğinin birinci öncelik olarak benimsenmesidir. ABD’deki Yahudi lobisi sayısal olarak fazla olmasa da Federal devletin siyasetini ve işleyişini yönlendirecek derecede etkilidir. Amerikan siyonistlerinin, Evangelist mezhebinden milyonlarca Protestan’ın desteğiyle ABD-İsrail ilişkileri günümüzde bilinen siyasi ittifak sınırlarını aşarak özel bir anlam kazandı.
Başkan Trump’un yönettiği ABD, egemen bir devlet olan Venezuela’yı resmen işgal etti; askerleri halkın seçtiği Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve hukukçu eşini kaçırarak yargılanacakları iddiasıyla New York’a götürüyor. Hangi gerekçeyle yapılmış olursa olsun bu olay uluslararası hukuk tarihine “siyasi eşkıyalık” örneği olarak yazılacak ve yapanlar hayırla anılmayacaktır.
PKK/KCK terör örgütü, 2015/2016’daki yerel özerk bölgeler kurma girişiminin silahlı kuvvetlerimizin kararlı müdahalesiyle ezilmesi sonucunda Türkiye’de eylem yapma kabiliyetini kesinlikle kaybetti. M.S.B. Yaşar Güler bu durumu geçen haftaki konuşmasında “PKK etkisiz hâle getirildi” diyerek doğruladı.
Ahmet Doğan’ı veya kullanılan sıfatıyla Ahmet Hoca’yı milliyetçi-ülkücü camiada genç ve yaşlı hemen herkes bilir ve tanır. Ama asıl adının İlhan Anar olduğunu, bu adı 27 yaşından sonra neden kullanamadığını pek az insan bilir. İnsan severek kullandığı adını neden unutturmak ister, neden buna mecbur kalır?
ÖTÜKEN millî kültür merkezi işlevini sürdürüyor; uzunca süredir düzenli olarak yayınlanan Millî Mecmua ve Söğüt dergilerinin yeni sayıları, belirlenen konularda yazılan ciddi emek ve düşünce ürünü makalelerle yayınlandı.
Altı ay kadar önce PKK terör örgütünün Öcalan’ın isteği üzerine kendini feshettiği, silah bıraktığı haberleri ülke gündeminin ilk sıralarında yer alıyordu. KCK Yürütme Kurulu Üyesi Besi Hozat’ın da aralarında olduğu 30 kişilik PKK grubunun tiyatral görüntüleriyle silahların yakıldığı ilan edildi. Bu propaganda gösterisinden bir gün sonra KCK sözcüleri “ artık sıranın diğer tarafta” olduğunu, gereken adımların atılmaması halinde bu eylemlerinin ilk ve son olacağını ifade ettiler.
Mesut Barzani’nin Şırnak ve Cizre’ye gelişinde sergilenen tablo, devletin ve kurumlarının işleyişini etkileyen kafa karışıklığının boyutlarını ortaya koyan çok ciddi bir uyarıdır. Bu olayı siyasi hesaplarla hafife alıp kapatmaya çalışılmak devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz; devletin saygınlığı ve etkisi çok zarar görür.

