PKK /YPG’nin SDK Üzerinden Görünüm Değişikliğinin Amacı ve Demografik Sorunlarımız

İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısında, patlayıcıyı getiren Ahlam Albashir dahil olayla ilgileri belirlenen 50’den fazla şüpheli tutuklandı. Albashir ile karı-koca görünümüyle dört ay tekstil atölyesinde barınan bu eylemdeki ortağı henüz yakalanamadı. Bulgaristan’a kaçtığı söylense de izi bulunamadı. Bu terör olayı çeşitli yönlerden üzerinde titizlikle durulması gereken özellikler taşıyor.

Öğretmenlerimizden Ne Zaman Özür Dileyeceğiz?

24 Kasım her yıl “öğretmenler günü” olarak kutlanıyor. Mesleğin devasa sorunlarının üzerinde durmak, çözüm yolları aramak, ilgilileri, sorumluları uyarıp yönlendirmek yerine her yıl en yetkili ağızlardan birbirinin benzeri cümlelerle kutlama mesajları duyuluyor; altı bomboş övücü sözlerle öğretmenlerin kalbi kazanılmaya çalışılıyor.

Çeşitli Yönleriyle Son Bölücü-Etnikçi PKK /YPG Terörü

Türkiye’nin neredeyse elli yıldır en ağır sorunu olan, PKK üzerinden yürütülen terör eylemleri bazı dönemlerde azalmaya yüz tutsa da her zaman gündemde kaldı. Siyasal iktidarların uygun politikalar inşa etmekte yetersiz kalmalarının yanı sıra coğrafi konumumuz da bunda rol oynadı. Belki daha da önemlisi küresel ve bazı bölgesel güçlerin taşeron olarak yararlanmak amacıyla bu örgüte destek sağlamalarıdır.

Batı’nın Bize Karşı Bakışı Dünden Bu Güne Değişmedi

Arşivlerimi elden geçirirken 3 Mart 1994 tarihli Sabah Gazetesi’nden Hıncal Uluç’un sütunundan kesip sakladığım (Satış!) başlıklı önemli ve çok düşündürücü bir bilgi notunu tekrar okudum. Aynen şunlar yazıyor:

Amasra’daki Maden Ocağında Yaşanan Facianın Düşündürdükleri

Geçen ay Amasra’da yaşanan grizu patlamasında, yerin 320 metre derinliğindeki maden ocağında ekmek parası kazanabilmek için canlarını ortaya koyarak çalışan 41 işçimizin hayatını yitirdiği, beşinin yoğun bakımda tedavilerinin sürdüğü facianın üzerinden bir ay kadar bir zaman geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Sosyal ve Siyasal Bir Olgudur

Cumhuriyet bir yönetim biçimidir, rejimdir. Egemenlik hakkının belli bir kişiye ait olduğu  monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır; hükûmet veya devlet başkanı halk tarafından belli bir süre için seçilir. En kısa ifadeyle cumhuriyet ülkenin “kim tarafından yönetileceğini, demokrasi “nasıl” yönetileceğini belirler.

Kısa Bir Özet Olarak — Dünden Bu Güne Türkiye Ekonomisi

Türkiye’de 1991 seçimlerinden sonra başlayan “koalisyonlar dönemi” ve buna bağlı olan siyasi istikrarsızlık, ekonomik sorunlar 2002 genel seçimlerine kadar devam etti.  Ekonomimizde 1994 ve 2001 yıllarında iki büyük kriz yaşandı.   Merkez sağın iki büyük partisi ANAP ve DYP’de önce Turgut Özal’ın ve onun vefatının ardından Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olmalarından sonra onların yerlerine geçen Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller yetersiz kaldılar; bu iki partinin giderek erimelerinden yararlanan Necmettin Erbakan’ın liderliğini yaptığı Refah Partisi öne çıktı.  

Acımız Büyük, Milletimizin Başı Sağ Olsun

Bartın’daki maden ocağında metan gazı (grizu) patlaması ve ardından çıkan yangında 41 işçimizin hayatını kaybettiği açıklandı; ancak beş ağır yaralımız var ve can kaybı sayısı muhtemelen artabilir. Birkaç yıl önce Soma yaşanan korkunç facianın acıları unutulmadan bir maden faciası daha yaşıyoruz. Bu tarz faciaların yaşanmasının ardından yapılanlar bir daha tekrarlanıyor.

Çok Kısa Bir Özet Olarak - Dünden Bu Güne Türkiye Ekonomisi - 2

Türkiye Cumhuriyeti iktisadi ve mali açıdan iflas etmiş bir yapı üzerine kurulmuştu.  Kişi başına düşen millî gelir 50 doların altındaydı.  Cumhuriyetin kurucuları dış borçların millî gelirin çok üzerinde olmasının yol açtığı vahim sonuçları gördüklerinden bu yanlışı tekrarlamamaya büyük özen gösterdiler. Ancak çok mecbur olunduğunda bu yola baş vurdular.

Çok Kısa Bir Özet Olarak - Dünden Bu Güne Türkiye Ekonomisi

Bağımsız bir devletin varlığını koruyabilmesi, millî hak ve çıkarlarını savunabilmesi iktisadi gücüne ve imkanlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bunun en somut örneğini Rusya sergiliyor, Ukrayna’ya saldırısı üzerine Batılı ülkelerin uyguladığı ağır yaptırımlar karşısında zengin enerji kaynaklarına sahip olmasaydı kesinlikle ayakta kalamazdı.

ŞİÖ Batı İle İlişkilerimize Alternatif Olabilir mi?

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 1996 yılında Rusya ve Çin ekseninde Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın katılımıyla “Şanghay Beşlisi” adıyla kuruldu. Güvenlik temelli, insan hakları, hukuk devleti gibi evrensel değerlere ilgi göstermeyen bir kuruluştur. Önce Özbekistan’ın daha sonra Hindistan, Pakistan ver İran’ın da katılımıyla genişledi. Üye olmamakla beraber çeşitli adlarla örgüt toplantılarına katılan bizim gibi çok sayıda ülke var. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen ay Semerkant’ta yapılan toplantıya Putin’in davetlisi olarak katıldı. Toplantı sonrası dönüş yolculuğu sırasında bu örgüte üye olma isteğini bir kere daha açıkça ifade etti. Ancak bu konuda kararı üye ülkeler değil iki mihver devlet, Rusya ve Çin verecektir.

Doğu Türkistan Türklüğü Yok Edilmek İsteniyor

Çin’in 19'ncu yüzyılın yarısından bu yana en önemli hedefi Doğu Türkistan'ı ele geçirip bir Çin eyaleti haline getirmektir. Türk Dünyasının, tarih ve medeniyetimizin en önemli merkezlerinden biri olan Doğu Türkistan halkı, bu siyasal zorbalığa, askeri haydutluğa her zaman bütün gücüyle karşı koydu.

Pan-Helenizm Ütopyası Yunanistan’ı Yeni Bir Maceraya Sürükler mi?

Yunanistan’ın, bağımsızlığını kazandığı 1827 yılından bu yana, kısa süren az sayıdaki ara dönemler hariç Türkiye politikası daima düşmanca olmuştur. Bunun bazı siyasal gerekçelerinin yanında hamasi duygularla beslenen ideolojik nedenleri de var. Siyasi görüş ve düşünceleri farklı da olsa Yunan halkının çoğunluğu iki yüz yıldır Pan-Helenizm ütopyasını benimsemiştir.

İsmail Kahraman’ın Konuşmasının Arka Plânı

İsmail Kahraman’ın şehirlerin kurtuluş günlerinin kutlanmasını eleştiren sözleri, özellikle “İstanbul’un kurtuluşu 6 Ekim, İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül kim demiş? Ne münasebet, Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarını birkaç misli aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki.” demesi, bu tarz kutlamaların “ben esirdim, köleydim, esaretim bitti diye ikrarda bulunmaktır, bu küçüklük kompleksi verir” ifadesi büyük tepki topladı.

Türk Tarihinin Seyrini Değiştiren Sakarya Meydan Savaşı

Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921’de BMM’nin kararıyla üç aylık bir süreyle Meclis’in bütün yetkilerini kullanabilme yetkisi tanınarak “Başkomutan” oldu. 25 Temmuz’da Eskişehir‘de Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile görüşerek, mevcut birliklerimizin zaman kaybetmeden Sakarya’nın doğusuna çekilmesini  istemişti. Çünkü Kütahya-Eskişehir savaşını kazanan Yunan ordusunun çok geçmeden Ankara’ya doğru yürüyüşe geçeceğini biliyor, Türk ordusunun daha fazla yıpranmadan toparlanması, yeni mevzilerine yerleşebilmesi için az da olsa zamana ihtiyacı olduğunu görüyordu.

Türk Tarihinin Seyrini Değiştiren Sakarya Meydan Savaşı

22 Ağustos 1921 günü sabah saatlerinde Yunan ordusunun saldırısıyla başlayan ve kesintisiz 22 gün 22 gece devam ederek zaferimizle sonuçlanan Sakarya Savaşı, Dünya savaş tarihine “en uzun” süren az sayıdaki meydan savaşlarından biri olarak yazılmıştır. Bu savaşı Türk ordusunun kazanması, bir taraftan İtilaf Devletleri’nin bölgemiz jeopolitiğini değiştirmeye yönelik emperyalist ve ırkçı girişimlerini frenleyen diğer yandan tarihimizin seyrini değiştiren cihanşümul bir olaydır.

Dibi Belirsiz Bu Suriye Kuyusuna Nasıl Düştük?

Suriye’de iktidarda olan Baas (yeniden doğuş hareketi) Partisi 1943 yılında Mişel Eflak ve Selahattin Biter tarafından kuruldu. Sola meyilli olan ve bütün Arap dünyasının bağımsızlığını savunan partinin 1962 yılına kadar mezhepçi bir yapısı yoktu. vv Suriye’de iktidarda olan Baas (yeniden doğuş hareketi) Partisi 1943 yılında Mişel Eflak ve Selahattin Biter tarafından kuruldu. Sola meyilli olan ve bütün Arap dünyasının bağımsızlığını savunan partinin 1962 yılına kadar mezhepçi bir yapısı yoktu. Suriye’de iktidarda olan Baas (yeniden doğuş hareketi) Partisi 1943 yılında Mişel Eflak ve Selahattin Biter tarafından kuruldu. Sola meyilli olan ve bütün Arap dünyasının bağımsızlığını savunan partinin 1962 yılına kadar mezhepçi bir yapısı yoktu. Suriye’de iktidarda olan Baas (yeniden doğuş hareketi) Partisi 1943 yılında Mişel Eflak ve Selahattin Biter tarafından kuruldu. Sola meyilli olan ve bütün Arap dünyasının bağımsızlığını savunan partinin 1962 yılına kadar mezhepçi bir yapısı yoktu. Suriye’de iktidarda olan Baas (yeniden doğuş hareketi) Partisi 1943 yılında Mişel Eflak ve Selahattin Biter tarafından kuruldu. Sola meyilli olan ve bütün Arap dünyasının bağımsızlığını savunan partinin 1962 yılına kadar mezhepçi bir yapısı yoktu.

Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Çok Yararlı ve Kalıcı Eserler Sunuyor

Çok eski çağlardan beri tarih sahnesinde var olan Türklerin kurduğu devletlerin, ilmî, medeni ve kültürel alanlarda, sanatın her dalında meydana getirdikleri eserlerin yer aldığı kapsamlı bir tarih ve kültür atlasımızın olmayışı her bakımdan büyük bir eksiklikti.  Şerafettin Yılmaz’ın Başkanı olduğu “Türk Kültürüne Hizmet Vakfı” nın konularında uzman elliden fazla bilim insanının katılımıyla hazırladığı,  “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’ncü yılına Armağan” başlığıyla sunduğu “TÜRK DEVLETLERİ TARİH VE KÜLTÜR ATLASI” bu önemli eksiğimizi tam anlamıyla telafi ediyor; büyük bir boşluğu dolduruyor.

Rahim Cavadbeyli Kararı Mutlaka Düzeltilmelidir

Rahim Cavadbeyli Güney Azerbaycan Türklerinden, 1 Temmuz 1976’da Tebriz’de dünyaya geliyor. Orta öğrenimini Tebriz’de tamamladıktan sonra Bakü’de Hukuk Fakültesi’nde okuyor; uluslararası hukuk dalında yüksek lisans yapıyor. Ardından Ankara’ya gelerek Gazi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler dalında ikinci yüksek lisansını tamamlıyor. Halen Hacıbayram Üniversitesi‘nde uluslararası hukuk konusunda doktora yapıyor. Türk Dünyası, Ortadoğu, Güney Kafkasya ve İran konularında, Türkiye, Azerbaycan ve İran ilişkileri hakkında çok sayıda makaleleri ve kitapları var.

Lozan Antlaşması Diplomatik Bir Başarıdır

Türk ordusunun 26 Ağustos 1922’de baskın tarzında başlattığı askerî harekât plânlandığı gibi iki haftada zaferle sonuçlanmış, 9 Eylül’de İzmir’e ulaşılmıştı. Ancak nihai hedeflere henüz ulaşılmamıştı. Trakya Yunanlıların, Boğazlar ve İstanbul başını İngiltere’nin çektiği İtilaf devletlerinin işgali altındaydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordumuza Çanakkale yönünde harekât emri verdi. İngiltere Başbakanı Lloyd  George  taşeron olarak kullandıkları Yunanlıların bozguna uğramalarını ve büyük Türk zaferini hazmedemiyordu.