İdlib Türkiye’nin Baş Ağrısı

2011 yılının ilk aylarında Suriye’nin bazı kentlerinde Baas rejimine karşı başlayan gösteriler, hükümetin aşırı güç kullanmasının etkisiyle kısa zamanda genişledi. Hükümet güçleriyle muhalif gruplar arasında silahlı çatışmalar başladı. İlk başta otokratik Baas iktidarının yıkılmasına sıcak bakan ABD ve İsrail, eylemlerin merkezinde Müslüman Kardeşler Örgütü’nün (İhvan) olduğunu, Esad’ın devrilmesi durumunda yeni hükümeti onların kuracağını fark edince tavırlarını değiştirdiler.

9 Eylül 1922 - İzmir’in Dağları’nda Açan Çiçekler

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kuşatılan Yunan ordusunun büyük kısmının akşam saatlerine doğru etkisiz hale getirilmesiyle sonuçlanan “Başkomutanlık Meydan Savaşı” nın ertesi günü Mustafa Kemal ordularımıza şu talimatı iletiyordu :

Taliban Afganistan’ı Yönetebilecek mi?

Taliban’ın Ağustos ayı ortasında Kabil’e girmesi ve ülkenin yönetimine el koyması sonucu, sadece Afganistan’da değil, bölgenin tamamında, kimsenin neler yaşanacağını bilmediği, güvenliğin olmadığı belirsiz bir dönem başladı.

30 Ağustos Zaferi Türklüğün Yeniden Dirilişi

30 Ağustos’ta Dumlupınar’da sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar devam eden “Başkomutanlık Meydan Savaşı” ve kazanılan zafer sıradan bir askeri başarı değildir. Burada kazandığımız zafer, tarihin akışını, bölgemizdeki siyasal dengeleri büyük ölçüde değiştirecek olan müteakip gelişmelerin kapılarını açtı. Zafere ulaşmak kolay olmadı, Birinci Büyük Savaş’ın galibi İtilaf Devletleri’nin bu savaşa girmelerinin üç temel amacından biri, Rumeli’de yapıldığı gibi Anadolu’dan da tasfiyemizi sağlamaktı. Gladtson Lloyd George, Lord Curzon gibi etkili İngiliz politikacılar bunu açıkça savunuyorlardı. Çünkü Türkleri medeniyet değerlerine düşman, bulundukları yerleri yağmalayan, Hıristiyan halka zulmeden ilkel bir kavim olarak görüyorlardı. Savaş sona ererken bu amaçlarına epeyce yaklaşmışlardı. 15 Mayıs 1919’da Megola İdea rüyasının sarhoşu Yunanlıları son hamleyi yapmaları için taşeron olarak üzerimize saldılar.

Afganistan’daki Gelişmeler ve Türkiye

ABD, 11 Eylül 2001’de ülkesinde meydana gelen terör olaylarının sorumlusu El Kaide örgütünü barındıran ve teslim etmeyi reddeden Taliban yönetimini cezalandırmak üzere girdiği Afganistan’ı kaçarcasına terk etti. Washington’un “Kabil’in düşmesi 90 gün sürer” açıklamasından dört gün sonra tek kurşun atmadan başkente giren Taliban, yönetimi teslim aldı. Cumhurbaşkanı sıfatına sahip Eşref Gani’nin çuvallar dolusu parayla kaçış tarzı ülke yönetimindeki çürümenin derinliğini ve Taliban’ın iktidarı kolaylıkla ele geçirebilmesinin sebeplerini net biçimde yansıtıyor.

Yangın Faciasının Sorumluları Yok mu Sayılacak ?

28 Temmuz’da ülkemizin on ayrı yerinde aynı anda başlayan orman yangınları, kısa sürede genişleyerek Hatay’dan İzmir’e kadar olan binlerce km. karelik geniş bir sahil şeridini cehenneme çevirdi. Resmî açıklamalarda yüze yakın yangın yerinden 88’inin kontrol altına alındığı ifade ediliyor. Söndürme çalışmalarında yer alan altı vatandaşımızın hayatını kaybettiği yangınlarda yüzlerce ev, çok sayıda işyeri ve otel yandı; binlerce küçük ve büyükbaş hayvan telef olurken, pek çok sera ve üretim tesisi kullanılamaz hale geldi. Bu kadar geniş bir alanda yangından büyük zarar gören ormanlık alanların, bitki örtüsünün, buraları yuva yapan binlerce canlının yeniden eski hali haline dönmesi, simsiyah hale gelen toprağın yeniden yeşillenmesi kolay olmayacak.

Kıbrıs Politikamız Yeni Bir Kulvara Giriyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Barış Harekatı’nın 47'nci yıldönümü dolayısıyla KKTC’ne kalabalık bir heyetle yaptığı ziyareti öncesinde burada yapacağı konuşmada “Büyük bir müjde" vereceğinin açıklanması içeride ve dışarıda büyük merak uyandırmıştı. Siyasi ve ekonomik konularda olacağı öngörülen müjdenin içeriğiyle ilgili birçok tahminler yapılıyor, hatta bunun yeni bir doğalgaz yatağı olabileceği bile konuşuluyordu. Başkan Erdoğan’ın KKTC Parlamentosu’ndaki konuşmasında beklenen açıklama yapıldı. Şu andaki cumhurbaşkanlığı konutunun KKTC‘in saygınlığına yakışmadığı belirtilerek yerine büyük bir “Külliye” ve Parlamento binasının kısa zamanda inşa edileceği duyuruldu.

17 Asır Sonra Dünya Yeni Bir Kavimler Göçüyle Karşı Karşıya

Afganistan tarih boyunca coğrafi konumu ve Orta Asya’dan kıtanın güneyine ve batısına geçiş güzergahının ana merkezi olmasından dolayı jeopolitik önemi çok yüksek bir bölge olmuştur. Ülkenin kuzeyindeki nüfusun çoğunluğunu Özbekler, Türkmenler ve Tacikler oluşturur. Burası Uluğ Türkistan’ın devamı olan “Güney Türkistan” dır ve ortaçağda bölgede kurulan bazı Türk devletlerine ev sahipliği işlevi yapmıştır.

İsmet Binark Ebediyete İrtihal Eyledi

İsmet Binark  bey bu alemdeki misafirliğini tamamlayarak Hakk’a yürümüş bulunuyor. İlk gençlik yıllarından itibaren benimsediği milli ve manevi değerleri  hayatının anlamı ve gayesi yaparak ömrü boyunca onlara hizmet etmeye, gönülden bağlı olduğu milletimize yararlı olmaya, kalemiyle fikir ve düşünce hayatımıza katkı yapmaya çalıştı.

Post- Modern Putperestlik ve Sözde Dindarlık Bu İşte

1 Temmuz Çin Komünist Partisi’nin 100’ncü kuruluş yıldönümüymüş. Halen ABD ile her alanda küresel egemenlik yarışına girmiş olan Çin Halk Cumhuriyeti bunu da, çok başarıyla yürüttüğü PR kampanyalarına malzeme yaptı. Bu maksatla sadece kendine ait yazılı ve görsel araçlarından değil, çeşitli ülkelerdeki ideolojik sempatizanı partilerin gazete ve ekranlarından da yararlandı. 

Örnek Dava Adamı, Türk Ocakları’nın Unutulmaz “Ak Sakalı” Prof. Dr. Orhan Düzgüneş’i Rahmetle Anıyoruz

Prof. Dr. Orhan Düzgüneş, 25 yıl önce bugün ebedi âleme irtihal etmişti. 1973 yılından başlayarak, 1994 yılına kadar Türk Ocakları’nın Genel Başkanı sıfatıyla Türk milliyetçiliğine hizmet etti. Türk Ocakları’nın 1970 yılı başından sonra girdiği “fetret” döneminin aşılmasında, 12 Eylül darbesiyle dernek ve parti faaliyetlerinin yasaklanması üzerine fiilen kapanan Derneğin 1984 yılında yeniden faaliyete başlayıp kısa zamanda Türkiye genelinde teşkilatlanmasında, bugünkü konumuna gelmesinde onun büyük emeği ve payı vardır.

Sezgin Baran Korkmaz Olayının Düşündürdükleri

ABD Adalet Bakanlığı Sezgin Baran Korkmaz hakkında yeni dava kapsamında “Türk iş adamı 133 milyon doların üzerinde dolandırıcılık gelirini akladığı iddiasıyla Avusturya’da tutuklandı” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı. Utah Bölge Savcılığı’nın 28 Nisan 2021 tarihli iddianamesinin gizliliği 21 Haziran 2021 tarihi itibariyle kalktığından SBK’nın nelerle suçlandığı görülebiliyor.

Alacakaranlık Kuşağındayız

Organize suç lideri olduğu ifade edilen bir kişinin geçen ayın başından itibaren hemen her hafta yurt dışından yayınladığı videolarla ortaya attığı iddialar, günlerdir Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Bunlardan bazıları şahsi itiraflarını içeriyor, kriminal kişiliğini yansıtıyor. Bazılarındaysa somut zaman, yer ve şahitler gösterilerek önemli makamlarda bulunan isimler, kamu görevlileri, basın ve yargı mensupları hedef alınıyor, suçlamalar yapılıyor.

Şerafettin Özdil Hakk’a Yürüdü

Şerafettin Özdil bu alemdeki yolculuğunu tamamlayarak Dar-ı Beka’ya irtihal eyledi. Onu en fazla 12 Eylül darbesi üzerine açılan 587 sanıklı MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanıkları ve yakınları tanırlar. Darbeden hemen önce Avukat Şerafettin Yılmaz’ın bürosunda stajını tamamlamış, avukatlık ruhsatını almıştı. Evren ve cuntasının amacı MHP’ni siyasetten silmek, başta Genel Başkan Alparslan Türkeş olmak üzere tüm yöneticilerini en ağır şekilde cezalandırmak, Türk milliyetçiliği fikrini suçlayarak kamu vicdanında dirilmemek üzere mahkûm etmekti.

İnsanlık Doğu Türkistan ve Filistin’de Kendi Değerlerine Karşı Sınav Veriyor

Bir yandan küresel salgının bir buçuk yıldır sürüp gelen çok yönlü baskısı ve tehdidi, diğer yandan 30 milyondan fazla Doğu Türkistan Türkü’ne ve üç milyondan fazla Filistinliye uygulanan insanlık dışı uygulamaların etkisiyle yaşama sevinci duyamaz hale geldik; bu karamsar ortamda hüzünlü bir ramazan, buruk bir bayram yaşadık. Bu ortamın yakın zamanda değişmesi beklenmiyor. Çünkü ne Çin ne de İsrail hedef aldıkları toplumların haklarını ve hukukunu tanımak, millî ve dini kimliklerine saygı duymak, millî ve dini kimlikleriyle yaşamalarına izin vermemekte kararlı görünüyorlar.

14 Mayıs 1950 - Siyasi Tarihimizde Tarihi Bir Dönüm Noktası

14 Mayıs 1950 seçimlerine muhalefet partisi olarak katılan Demokrat Parti’nin, büyük bir çoğunlukla kazanıp iktidara gelmesi, iktidarın seçimle el değiştirmesi Türk ve İslam dünyasında ilk defa yaşanan tarihi bir olaydır. Cumhuriyet döneminde 1946 yılına kadar dört yılda bir düzenli olarak yapılan iki dereceli seçimlere, başka partiye izin verilmediğinden sadece CHP katılırdı. Seçmenler “seçiciler kurulunu” seçerler, onlar da ikinci aşamada parti genel merkezinde milletvekili olmaları uygun görülen isimlerden oluşan listeleri sandığa atarak formaliteyi tamamlarlardı. Ancak altı yıldır süren 2. Cihan Savaşı’nın sona ermek üzere olduğu 1945 yılına girilirken dünyada ve Türkiye’de yaşanan sosyal ve siyasal değişimler, bu sistemin değişmesini zorunlu hale getirdi.

Işınsu Öksüz Hakk’a Yürüdü

Edebiyat dünyamızın son dönemlerdeki en önemli isimlerinden biri olan, Türk milliyetçiliği fikrini, millî, manevi, insani ve ahlaki değerlerimizi 60 yıldır kalemiyle savunan Emine Işınsu Öksüz, bu dünyadaki yolculuğunu ikmal ederek ebedi aleme göç eyledi; menzili mübarek, makamı inşallah cennet olsun.

3 Mayıs 1944 - Türkçüler Acıyı Bal Eylediler ve Kazandılar

3 Mayıs 1944’te Ankara’da yaşanan olaylar, sonuçları ve etkileri açısından Türk milliyetçiliği tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çünkü olaylar sadece Adliye binası ve Anafartalar caddesiyle sınırlı kalmadı. “Millî Şef” sıfatıyla bütün yürütme yetkilerini elinde bulunduran dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, olayların arkasında, bunları düzenleyen tehlikeli bir grubun bulunduğuna kesin olarak inanıyordu.

ABD-TÜRKİYE İle Yaşanan Sorunlara Yenisini Ekledi

ABD Başkanı Biden’ın 1915’deki Ermeni olaylarını “soykırım” olarak nitelendirmesi beklenen bir karardı. Son yıllarda bu ülkede hızla tırmanıp yayılan Türkiye karşıtlığı siyasetçilerin konuşmalarına, Senato ve Temsilciler Meclisi kararlarına yansıyor, Türkiye eski bir müttefik olarak değil hesap sorulması gereken hasım bir ülke gibi görülüyordu.

Yunanistan’ın Uzlaşmaz Tavrının Arka Plânı

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın geçen haftaki Türkiye ziyareti, iki ülke arasında beş yıldır yapılmayan üst düzey görüşmelere yeniden başlanması açısından önemli bir adımdı. İki ülkenin dışişleri mensupları arasında bir süredir yapılmakta olan “istikşafi” (çözüm arayıcı) görüşmelerin bakanlar arasında devamı, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina’da Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile görüşmesi kararlaştırılmıştı. Böylelikle sorunlara tam olarak çözüm bulunmasa bile, giderek yoğunlaşan, hatta bir ara Doğu Akdeniz’de savaş gemileri arasında sıcak çatışma ihtimaline dönüşen gerilimin dondurulması bekleniyordu.