KKTC'deki Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız?

Kıbrıslı soydaşlarımız doğru bir tercih yaparak Sayın Ersin Tatar’ı seçtiler. ABD'nin, Avrupa Birliği’nin ve Rumların dışarıdan, milli kimliğini ve değerlerini kaybetmiş olan kozmopolit ve solcu kesimlerin içeriden yoğun çabalarına rağmen Mustafa Akıncı’nın seçilmemiş olması tarihi bir kırılmanın yaşanmasını önledi; bu sonuç basiretin, sağ duyunun, aklı selimin başarısıdır. Buna elbette sevineceğiz. Ancak yeni Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın ve Ankara’nın konuyu rehavete kapılmadan serinkanlılıkla masaya yatırıp her yönüyle dikkatle incelemeleri, objektif değerlendirmeler yapmaları gerekiyor.

Kıbrıs’lı Soydaşlarımız Tarihi Bir Karar Arifesinde

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde geçen hafta yapılan ve adaylardan hiçbirinin yeterli çoğunluğu sağlayamaması sebebiyle sonuçlanmayan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu, bu Pazar günü yapılacak. İlk turda UBP adayı Başbakan Ersin Tatar yüzde 32.4 oy almış, şimdiki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan üç puana yakın küçük bir farkla birinci olmuştu. 190 bin kadar kayıtlı seçmenin bulunduğu KKTC‘de seçime katılım yüzde 52 gibi düşük bir seviyede kalmış, halkın neredeyse yarısı sandığa gitmek yerine, sonbaharın bütün güzelliğiyle hüküm sürdüğü Ada’da mevsimin tadını çıkarmayı tercih etmişti.

Dağlık Karabağ Tarihi Bir Dönüm Noktası Olabilir

Ermenistan, Dağlık Karabağ bölgesinin Sovyetler Birliği döneminde özerklik verilerek Azerbaycan'a bağlanmasını kabul etmek istemese de o günün şartlarında sesini çıkaramamıştı. Ancak 90’lı yılların başında Sovyet İmparatorluğu dağılırken harekete geçti.

Tefekkür Dünyamızdan Bir Yıldız Daha Kaydı

Ankara İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat, bu fani âlemdeki yolculuğunu ikmal ederek ebedi aleme intikal etti, Hakk’a yürüdü. O’nu  en son 6 Eylül’de Türk Ocakları Genel Başkan Yrd. Prof. Filiz Yavuz Avşar’ın oğlunun nikahında görüp selamlaşmıştık. Uzun yıllardır Türk Ocakları Hars Heyeti Üyesi olarak görev yapıyor, Ocak toplantılarında konuşuyor, zaman zaman Türk Yurdu’nda yazıyordu.

Korku Tüneli Gibi Bir Sonbahar ve Kışa Doğru

Batı karşısında siyasi ve askeri üstünlüğümüzü kaybetmeye başladığımız, bilim ve teknolojide, eğitimin kalitesinde dünyadaki gelişmelerin dışında kaldığımız dönemlerden beri kültürümüzün parçası haline gelen bir alışkanlığımız var; devlet hayatında, kamusal alanda yapılan icraatın, alınan kararın, atılan adımın yanlış olduğunun ortaya çıkması durumunda yetkililer sorumluluğu üstlenmek, başarısızlığı kabullenmek istemezler. Yanlışı yapanlar bir anda buharlaşıp kaybolduğundan kimse hesap vermez; olay “faili  meçhul” dosyası kategorisinde etkisini fiilen sürdürse de toplumun hafızasında gündemden düşer.

Başkomutanlık Meydan Savaşı - Ergenekon’dan İkinci Çıkış

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazandığımız “Başkomutanlık Meydan Savaşı“ Türklüğün Ergenekon’dan ikinci çıkışıdır; Anadolu’nun milletimizin ebedi vatanı olduğunun teyididir. Bu zaferin büyüklüğünü ve anlamını algılamak için emperyalist Batı’nın üç yıl önce Sevr’de dayattığı haritaya bakmak yeter.

Türk Ocakları’nın İkinci Defa Açılması ve Sonrası (Birinci Bölüm)

60 milyon sivil ve askerin hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı, 8 Mayıs 1945’de Almanya’nın, 9 Mayıs’ta Nagazaki’ye atom bombası atılması üzerine Japonya’nın “kayıtsız-şartsız” teslim olmalarıyla son buldu. Dünyada siyasal, sosyal, ekonomik ve ideolojik dengeler değişip “iki kutuplu” yeni bir düzen oluşurken Türkiye de doğal olarak bu gelişmelerden büyük ölçüde etkilendi.

Mavi Vatanı Elbette Savunacağız

Akdeniz jeopolitiğinin önemi, bu yüzyılın başlarında denizin altında ekonomik değeri yüksek petrol ve doğalgaz yatakları olduğunun anlaşılmasıyla birlikte daha da arttı. Doğu Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkeler bir yandan bu rezervleri kullanılır hale getirmeye çalışırken diğer yandan alandaki haklarını uluslararası hukuka uygun tarzda güçlendirmek için girişim başlattılar.

Lozan Antlaşması-Türkiye Devleti’nin Uluslararası Alanda Tescil Belgesi

97 yıl önce 24 Temmuz 1924’de imzaladığımız Lozan Antlaşması, dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine kurulan Türkiye Devleti’nin bağımsızlığının ve egemenliğinin uluslararası toplumda resmen tanınması anlamında büyük önem taşır.

Kerkük Katliamı Bir İnsanlık Suçudur, Soykırımdır

14 Temmuz 1959 Kerkük katliamının yıl dönümü. Bu tarihte başlayan ve üç gün üç gece devam eden katliamda onlarca Türkmen vahşice katledildi, yüzlercesi yaralandı; Türkmenlerin evleri, iş yerleri yağmalandı.

Baroların Bölünmesinin Muhtemel Sonuçları Üzerine

 28 maddeden oluşan Avukatlık Kanunu Adalet Komisyonu’ndan geçti; muhtemelen önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda “Temel Yasa” olarak yani 28 madde tek dosya halinde görüşülüp çıkartılacak. Yeni düzenleme iki önemli değişiklik içeriyor.