Müslüman kardeşliğinin tarihteki ilk somut örneği Mekke'de gördükleri baskı ve işkencelerden dolayı Medine'ye göç eden Mekkeli Müslümanlarla, Medineli Müslümanlar arasındaki kardeş dayanışmasıdır.
Türkçe; baştâcım’dır!..Bir insan; başı’nı ve tâcı’nı nasıl koruması gerekiyorsa, onu, o ciddiyet, o samimiyet, o hassasiyet ve o mukaddeslikle korumalıdır!..
Bursa tarihte her zaman Uludağ’la birlikte başındaki ak örtüyü açmayan bir gelin gibidir. Kuzey etekleri ise uygarlık doğuran bir anne rahmi edası içinde olmuştur. Kentin ilk kurulduğu sur içi bölgesinin kuleleri, sarayları ve mabetleri ise kentin ezeli ve ebedi yeniçerileri gibi hep dik durmuştur.
Yatağa telefonla giren genç, rüyasına değil bildirimine uyanır.
Hollanda’daki Türk iş dünyası, yarım asırlık göç hikâyesinin ardından, bugün yeni bir eşikte duruyor. Amsterdam’da kurulan “Turkish Dutch Business Platform” (Türkiye Hollanda İş Platformu) , işte bu eşiğin sembolü olarak sahneye çıktı. Artık mesele yalnızca ayakta kalmak değil, iki ülke arasında yön veren bir ekonomik akla dönüşebilmek.
T.C. Anayasasının 3.maddesine göre," Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Ve Anayasanın 5,6,7,9 ve birçok maddesinde, milletimizin adı*TÜRK MİLLETİ*. olarak teyit edilmiştir.
Suriye’de 15 yıl önce Baas/Esad diktatörlüğüne karşı başlayan kitlesel gösteriler kısa sürede “iç savaşa” dönüştü. Hükûmet ülkenin tümünde kontrolü sağlayamayacağını düşünerek Türkiye sınırına bitişik geniş bir alanı boşalttı. Bu bölgenin hiçbir yerinde Kürtler çoğunlukta olmasalar da topluca yaşıyorlardı. Kandil’in talimatıyla 2011’de PKK’nın uzantısı YPG kuruldu.
Hollanda’daki Türk asıllıların bugüne kadar elde etmiş oldukları başarılar, artık tek tek isimlerle anlatılamayacak kadar geniş ve etkileyici bir tablo ortaya koyuyor.
Bu tâbiri Füsun Akatlı (1944-2010) kullanmış. Evet, Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna" isimli meşhur romanının 2003 yılında yapılan baskısı hakkında Füsun Akatlı demiş ki:
2007 yılında, belediyemizden bir grup arkadaşlarla beraber, davet edildiğimiz Bulgaristan’ın Lopuşna kasabasına gittik.
Öncelikle kısa bir bilgi vereyim: -Kesme taştan yapılmıştır. Tabii sonsuz sabırla…
Değerli okurlarım, Bugün sizlere, “Yine mi bunlar?” diyebileceğiniz iki haberi art arda okutacağım. Bu tepkinin nereden gelebileceğini çok iyi tahmin ediyorum. Hatta zaman zaman aynı soruyu kendi kendime de soruyorum. Çünkü her iki isim de bugüne kadar defalarca sitayişle söz ettiğim, her başarılarında gururla yazdığım kişiler. Bir yerden sonra insan hem okuru yormaktan hem de “hep aynı isimler” duygusu yaratmaktan çekinir oluyor.
Başkalaşma veya değişme demiyorum. İster köy olsun ister şehir, iki temel ‘hâfıza’ya sahip olmalıdır:
1. Kalpler Allah’tan uzaklaştıkça sınırlar silinir:
Âkif’i küçümseyen genç şair o günkü sohbetin bilhassa bir bölümünü hayatı boyunca unutamayacaktı. Rıfkı Bey’in Âkif’le Fransızca ıstılahların Türkçe karşılıklarını konuştukları kısmını. Lâf arasında kendisini âlim yapan “Asticot” kelimesinin geçtiğini duymuş âdeta nefesini tutarak dikkat kesilmişti. “Âkif sakalını kısa kısa çekerek; Asticot da nihayet bir larva (kurtçuk böcek) olduğuna göre batîta diye tercüme edeceğiz galiba!” demişti. Aynı günde şairliğinin de âlimliğinin de çöküşünü gören genç “Küçüldüm, küçüldüm” diyerek noktayı koyuyordu.” Hep 18 yaşın neticeleri. O yaşta insan 4 dakikada âlim, 5 dakikada cahil olur. ”diyerek…
Hastanenin o kendine has, beyaz ve steril kokusunu alıyorum, koridorlar sessiz birer bekleyişin yankısıyla doludur. Ben, kendi hastalığımın ağırlığını omuzlarımda taşıyarak girişte sıralanmış oturaklardan birine ilişmişim.
“Bayrak gökte mührümüz, bayrak hâkimiyettir” Bayrak; devlet demektir, bayrak ebediyettir” Bayrak millî haysiyet, bayrak mensubiyettir” -Mehmed Güneş -
Lale Gül, mütedeyyin ve kapalı bir aile ortamında büyüdüğünü anlatan genç bir kadındı. Kendini bu aile yapısının baskısı altında ezilmiş, susturulmuş ve hayattan koparılmış biri olarak sundu. Yazdığını söylediği şey bir romandı; ama ortaya çıkan metin, edebî bir kurgu olmaktan çok, ailesiyle ve inanç dünyasıyla hesaplaşmaya dönük sert ve çirkin bir iç dökümüydü.
Nuri GÜRGÜR Şam Hükûmetinin ateşkes ilân etmesi, SDG ile 14 maddelik “tam entegrasyon” anlaşmasının imzalanması bütün bölgeyi etkileyecek tarihi bir adımdır. SDG, anlaşma hükümlerine tamamen uyacak mı, yoksa geçen Mart ayındaki sekiz maddelik anlaşmayı yaptığı gibi rafa kaldırmaya mı yönelecek bilemeyiz. Çünkü tam entegrasyona evet derken saydığı kritik isteklerinden vazgeçmiş oluyor.
DÂVÂ/1 Dâvâ..Dâvâ..Ey dâvâ! Ey dâvâ, uluğ dâvâ! Yûnus’ta “sevgi” idin, niçin oldun berhavâ?

