Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar

ocetinoglu1@gmail.com

Türkçülük / Türk Milliyetçiliği - 4

Millet’e; ‘ulus ’, ‘vatan ‘ yerine ‘toprak ’ veya ‘coğrafya ’, ‘millî şuur ’ yerine ‘ulusal bilinç ’… diyenler,   Ata Türkçe yerine Ataç Türkçesi’ni tercih ediyorlar. Batıdan gelen her şeyi tartışılmaz ve güzel zannediyorlar.

Batılı’ denilen milletler, her şeyi kendileriyle başlatan bir dünyâda yaşıyorlar. Batılılardan daha köklü olmakla, batılıları rahatsız edeceklerini düşünenler küreselciler; devletimizin, milletimizin, kültürümüzün, örf ve geleneklerimizin 1920'lerde oluştuğunu yazıyorlar. Bu düşünce, târih şuurunun noksanlığından kaynaklanmaktadır.

Türklüğün korunması gereken değerleri, Türklüğün hasletleriyle yakından bağlantılıdır. Dil, en önemli değerlerimizden biridir. O yozlaşırsa, biliniz ki hasletlerimiz de yozlaşır. Yozlaşan her şey, erir kaybolur.

 *   *   *  

Bilgi mi önemli, şuur mu? Diye sorulduğunda verilecek cevap: ‘Şuur’ olmalı. Çünkü şuur sâhibi insan, kendisine lâzım olan bilgiyi mutlaka bulur. Şuursuz kimse, bilgisini; farkında olmadan kendisinin ve milletinin aleyhine neticeler doğuracak şekilde kullanabilir, kullanmaya mecbur bırakılabilir.      

Türklük şuuru, dil hassasiyeti ile başlar. Çünkü Türk olmanın en belirgin göstergesi; Türkçe konuşmaktır. Türkçe konuşmak yetmez. Ses bayrağımız olan Türkçeyi doğru ve güzel kullanmalıyız. Türkçemizi temiz tutmalıyız. Uyduruk kelimelerle kirletmemeliyiz.

Bayrağımıza gösterdiğimiz saygıyı, dil bayrağımız olan Türkçemize de göstermeliyiz.

Bu konular, Türk milliyetçilerinin ana meseleleridir. Türk milliyetçilerini; ‘ana meseleler üzerinde daha hassasiyetle durmaya dâvet’ yerine geçmesi temennisiyle, prensiplere riâyet açısından, az sayıdaki bâzı milliyetçilerde eksiklikler gözlemlendiğini de belirtmekte fayda vardır.

     *   *   *  

Türkçülük / Türk milliyetçiliği ’ başlıklı bu bölümün girişinde, ‘milliyetçilik ’ kavramının basit anlatımla târifi verilmişti. Târifin yerine oturabilmesi için ‘millet ’ kavramına da açıklık getirmek gerekmektedir.

İnsan topluluklarının ‘millet ’ olabilmesi için belli şartların bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu şartları; 1-Belli sayıda insan, 2-Belli sayıda insanın belli sürede bir arada yaşamış olmaları, bir başka ifâde ile ortak bir târihe sâhip olmaları, 3-Birlikte yaşama isteği, 4-Adına ‘devlet‘ diyebileceğimiz ortak bir siyâsî yapı altında toplanmaları, 5-Örf, âdet, gelenek, görenek ve ahlâkî değerler birliği, 6-Dil birliği.

Belirtilen ortak özelliklere sâhip olmakla birlikte, farklı dine mensup olanları, Türk saymamak gibi yanlışlığa düşülmeyecekse, yukarıdaki şartlara ‘din birliği ’ de eklenebilir.

Görüldüğü gibi millet olmanın şartları arasında ‘ırk’ unsuru yoktur. Çünkü aynı ırka mensup olmak, insan topluluklarını millet hâline getirmek için yeterli değildir. Aynı ırka mensup insan topluluklarından farklı milletler oluşabildiği gibi, farklı kökenlere mensup insanlardan da millet oluşabilmektedir. Bu ikilemin sebebi,  ‘saf ırk’ diye bir olgunun olmayışıdır.  Çağımızda o’nun yerini, ‘aidiyet duygusu’ almıştır. İnsanlar, târihî birliktelik içerisinde hangi kültürü benimsemişlerse, o kültürü oluşturan millete ait olurlar. Oğuz soyundan gelen insanların bir kısmı günümüzde; Türk, Bulgar ve Macar milleti olarak varlıklarını devam ettiriyorlar. Amerika’da olduğu gibi farklı ırklardan olup da, aynı kültür potasında eritilmiş olmalarına rağmen henüz ‘millet ’ olamadıkları için hepsi birlikte ‘Amerikalı’ olarak anılan insan toplulukları vardır.

Dil birliği, inanç birliği, ortak târih, bir arada yaşama arzusu elbette önemlidir. Fakat bunlardan biri veya birkaçı, bir potada eriyip aidiyet duygusuna dönüştürülememişse, millet unsuru oluşturulamamış demektir. Millet unsuru oluşturulamamışsa, üzerinde yaşanılan vatana, yönetimi altında bulunulan devlete sadakatle bağlılık, hizmet ve onları koruma-yaşatma endişeleri-idealleri de yok demektir. İdeal olmayınca, vatan, başkalarının olur, devlet dağılır.

Türk milliyetçiliği bu ideali geliştirmek ve ikna yolu ile kütlelere benimsetmek demektir. 

BİTTİ