Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Sorunlarınızı Nasıl Görüyorsunuz?

Düşüncelerimiz ve dünya görüşümüz duygularımızı belirliyor. Bu duygulardan da davranışlarımız oluşuyor. İstediğimi duyguyu yaşayabilmemiz için düşüncelerimizi iyi ayarlamamız gerekir.
Şu sözler Mahatma Gandhi’ye ait “Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.”
Bu sebeple duygularımız ve davranışlarımızda değişiklik yapmanın ilk adımı, düşünce düzeyinde çalışma yapmaktır.
Sağlıklı ve mutlu yaşayabilmek için açıklama tarzı önemlidir. Sorunlarımızı ya iyimser tarzda ya da kötümser tarzda yaklaşırız. İşte kaderimizi belirleyen bu açıklama tarzıdır.
Martin Seligman’a göre, kötümserlik bardağın boş tarafını görmek değildir. Kötümser, olumsuz olayları, kalıcı ve küresel faktörlerle açıklar. Kötümserler, başlarına tatsız bir olay geldiği zaman, onun, sonsuza kadar süreceğini ve her şeyi berbat edeceğini düşünürler.
Kötümser bir insan, kötü bir olayları, küresel, kalıcı ve denetim dışı olarak görür. İyimser ise, aynı kötü olayın, bölgesel, geçici ve değiştirilebilir olduğuna inanır.
Kötümser bakış, insanlar arası ilişkilerde uyumu sağlamayı zorlaştırır.
Kötümserler pek çok cephede yenilgiye uğrarlar. Kötümser öğrenciler, iyimser öğrencilerden daha düşük not alırlar.
Başına kötü bir olay gelen kötümser, “ Ben tükendim “ der. Aynı olayla karşılaşan iyimser ise “çok yoruldum” der. Biri kötü olayı kalıcı, diğeri geçici olarak görür.
İyi olaylardaki tarz, kötü olaylardaki tarzın tam tersidir. Kötümser iyi olayların geçici, iyimser kalıcı olduğuna inanır. Kötümser başına iyi bir olay geldiğinde “şanslı günümdeydim”, iyimser ise “her zaman şanslıyımdır” der.
Kötü olaylara, kötümser evrensel, iyimser özgül olarak bakar. Kötümser “Hiç bir öğretmen adil davranmıyor, iyimser “Zülfikar hoca adil davranmıyor” diye düşünür.
Kötü olaylara kalıcı açıklamalar getirmek, uzun süreli çaresizlik, geçici açıklamalar getirmek ise esneklik oluşturur. Her zaman esnek olan kazanır. Esneklik güçtür.
Bazı insanlar dertlerini bir kutuya koyup, işleri bozulsa bile hayatlarını devam ettirirler. Diğerleri ise bir sorunun, diğer her şeye damgasını vurmasına izin verirler. Hayatlarında bir iplik koptuğu zaman, bütün kumaş çözülür.
Böyle bir alışkanlık beyini etkiler. Kötümserler, tatsız bir olay karşısında ne yapacağını şaşırır, yeni bir görüş veya bilgi sunamazlar. İyimserler ise kötü olay karşısında her zaman alternatif görüşler ve çözüm önerileri sunabilirler.
Alışkanlık haline gelme ya da uyum sağlama, hayatın çiğnenmesi imkânsız nörolojik bir gerçeğidir. Sinir hücreleri, yeni olaylara cevap verir. Beyin hücreleri, yeni bir bilgi sunmayan olaylar karşısında ateşlenmeyecek şekilde düzenlenmiştir (Seligman, s. 118).
Pittsburg Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma iyimser olmanın ömrü artırdığını ve kötümserlerin daha fazla kansere yakalandığını ortaya çıkardı.
Bazı şarkılarımız kötümserliği beslemektedir. Örnek:
Gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde,
Hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde,

Artık iyimser bir bakış açısı kazanmanın zamanı gelmedi mi?