Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER

Kaliteli Yaşam Uzmanı

suleymancoskuner@hotmail.com

Kaliteli Yaşamda “Tahammül” Analizi

Tahammülün anlamı yalnızca zorluklara ve güçlüklere dayanmak, katlanmak  ve sabretmek anlamında değildir. Aynı zamanda duygusal, saygı ve hoşgörüyü öne alan, önemli bir anlamı daha mevcuttur.

Şöyle ki: Tahammül: “Hoşgörü, müsamaha, tesamuh,  görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanma demektir. İzin verme, aldırmama, iyi karşılama” anlamlarına da gelir. Ayrıca tolerans, saygı ve iyi niyet gösterme oyunlarında da, oldukça büyük rolleri vardır.

Bu gün Konyaaltı caddesinde günlük yürüyüşümü yaparken bir olaya şahit oldum. Olay, bu makaleyi kaleme almama sebep oldu. Tramvay durağına yaklaşırken uzaktan bir aile geliyordu. Baba, küçük çocuklarını bebek arabasında sürerken, anne de çantasını taşıyordu. Tam durağı geçerken durakta oturan 75 yaşlarında başı açık, modern giyimli ve bakımlı bir bayanın negatif beden dil oldukça dikkatimi çekti. Bayanın suratını ekşittiği anda nereye baktığına dikkat ettim. Karşımdan gelen ailenin genç annesine bakıyordu.

Olayı kavramakta gecikmedim. Bebeğin annesi simsiyah bir çarşaf giymiş ve peçesi de vardı. Yalnızca gözleri görülüyordu. Belli ki duraktaki yaşlı bayan, genç annenin giyim tarzını beğenmemiş ve suratını kasıtlı bir şekilde ekşitmişti. Tabi diliyle bir şey söylemedi (tabi bu kolay değildi de). Ama yüzünün beden dili ifadesi, olumsuz anlamda çok önemli şeyler söylüyordu.

Kısacası yaşlı ve modern kadın, çarşaflı ve peçeli genç annenin fiziksel görünümüne tahammül edememişti. Benim nazarımda olumsuz beden dilinin ruhsal ve duygusal etkisi, dille söylenen olumsuzluklardan pek de geri kalmamaktadır.

İnançlı olmak ve bu konuda özgürce hareket etmek, demokrasilerde en önemli bireysel haklardan birisidir. Her insanın inancının önem katsayısı ve değeri farklı farklıdır. Demokrasilerde birisinin açık, modern ve makyajlı bir giyim tarzını tercih etmesi ne kadar doğal ve hakkı ise; bir başka annenin inancı gereği istediği renkte çarşafla, istediği yerlerini örtmesi, o kadar doğal ve en tabi hakkı olmalıdır. Analize ve felsefe yapmaya da gerek yoktur. Nasıl ki çarşaflı anne, duraktaki yaşlı ve bakımlı bayanın dudak ve saç boyasına, kısa eteğine suratını buruşturmadıysa; onun da genç annenin çarşafına ve peçesine burun kıvırmaması gerekirdi. Yani tahammül etmesi gerekirdi.

Profesör, uzman doktor, bestekar, sanatçı, etkili ve yetkili yerlerde bulunan bazı erkek vatandaşlarımızın kulaklarına küpe taktıkları, saçlarını uzatıp at kuyruğu yaptıkları, çeşitli yerlerine dövme yaptırdıkları, moda diyerek bir çok insanın tasvip etmeyeceği giysileri giydiklerini görebilmekteyiz. Şahsen böyle giyim ve tarzları ben de tasvip etmemekteyim. Ancak, hiçbir zaman onlara karşı suratımı ekşitmedim, samimiyetten uzak durmadım. Farklılıklarımızı zenginliklerimiz olarak gördüm.

Sebebini asla merak etmedim ve sormadım. Demokrasinin güzelliği buradadır. Onların insanlığına, mesleki yeterliliklerine ve toplumdaki yerlerine daha fazla önem verdim.

Çok sevdiğimiz ve profesyonel anlamda başarılı olan bazı sanatçılarımızın kolları ve boyunları çeşitli dövmelerle doludur. Onların dövmelerinin onlar için ne anlam taşıdığını biz asla bilemeyiz. Haklarında olumsuz varsayımlarda ve önyargılarda bulunursak, su-i zanda bulunmuş ve günah işlemiş oluruz. Saygılı, müsamahalı, toleranslı olmamız yani tahammüllü olmamız gerekmektedir.

Efendimiz (sav) asr-ı saadette, çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı planlı proğramlı şehit eden özel tutulmuş ve yetiştirilmiş savaşçı olan Vahşi’yi affetmiş, hoş görmüş, tolerans göstermiş, yani onun vahşice caniliğine tahammül etmiştir. O’nun intikam almayı aklına dahi getirmediği tahammülü, Vahşi’nin imana gelmesini sağlamış ve Hz. Vahşi, Sahabelerin listesine girerek şereflenmiştir.

Haklı olmak, daha bilgili olmak, daha dindar olmak, daha sosyetik olmak; bizim görüş ve düşüncelerimizden, uygulamalarımızdan çok uzak olan insanlara tahammül göstermememiz anlamına gelmemelidir. Herkesin görüş ve düşüncesi aldığı eğitime, yaşadığı kültürel çevreye, etkilendiği ve etkilediği insanlara, okuduğu kitaplara, arkadaşlarına, yaşadığı mahallenin örf ve adetlerine göre; ve daha sayılamayacak kadar çok faktöre göre farklılıklar gösterir.

Herkese kendi fikri, yaşayış tarzı, inancı, kültürü ve alışkanlıkları daha janjanlı gelir. “Kişi kendini beğenmezse çatlar ölürmüş” atalar sözü burada çok daha fazla anlam kazanmaktadır. Hep kendimizi beğendiğimiz zaman, kendi görüş ve düşüncelerimizi, inancımızı birinci plana koyduğumuz zaman, bize benzemeyen insanların tavır ve davranış modellerine tahammül göstermekte sıkıntımızın olacağı mukadderdir.

Tahammül kelimesi, kendisine benzeyen sevgi, saygı, tolerans, hoş görme, bağışlama, sabırlı olma, anlayışla karşılama, görmezden gelme, zaman tanıma, imkan verme, destek olma vb. güzel ve yüksek kaliteli davranış modelleri ile kol kola girip halay çekmektedir. Tahammülün arkadaşları ile birlikte zevkle ve gururla çektiği halaya saygılı olalım. Eğlenceli bir şekilde, halayın başını çeken ve mendil sallayan tahammüle kurşun sıkarsak eğer; halayı darmadağın ederek başsız bırakır, bütün arkadaşlarını da korkutur ve kendimize düşman ederiz. BENDEN HATIRLATMASI…

Selam, sevgi ve dualarımla. Allah’a (cc) emanet olunuz.