Son günlerde hayatımızın yavaşlatılması ile ilgili ciddi tartışmalar yapılmaya başladı. Bunun büyük ölçüde sebebinin, bazı ünlülerin “Şimdiki aklım olsaydı, şunlara daha çok vakit ayırırdım, şunlara hiç vakit ayırmazdım” ile başlayan keşkelerden oluşan, özeleştirilerinin temel teşkil ettiği düşüncesindeyim.
Kullandığınız her sözcükle bir anlaşma imzalarsınız. Hem kendinizle, hem karşınızdaki ile ve hem de tüm evrenle! Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa Bugün ne konuştuğuna baksın.
ABD'li ünlü komedyen George Carlin'in ilginç önerileri var: 1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy...
En Büyük Dostlarımız Tebessüm İyi niyet Çalışmak
Kaliteli yaşamın en önemli unsurlarından birisi de, hayatın birkaç yönüne değil, tüm yönlerine odaklanmasıdır. Geçmişine, geleceğine ve en önemlisi de bu gününe bakmasıdır
Kaliteli yaşamın en önemli hırsızlarından birisi stres iken, en önemli polislerinden birisi de fırsattır. Stres, günümüzde bir çok bireylerin kıskacına girdiği çok önemli bir olumsuzluktur.
Biraz önce bir televizyonun haber kanalında ruh sağlığı yasa tasarısı ile ilgili görüş paylaşıyorlar. Biri erkek diğeri kadın iki Psikiyatri Profesörü konuk. İkisi de ülkemizin sahasında en kıymetli değerleri ve bütün toplumumuz tarafından tanınan değerli bilim insanları.
Merdiven basamakları yukarıya doğrudur. Doğumdan ölüme mümkün olduğunca, basamaklardan geri düşülmemeli, çok hızlı da çıkılmamalıdır.
Son günlerde bir çok televizyon kanalında, Aile,Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca, “zorunlu yayın” adı altında bir uyarı kısa filmi gösterilmektedir. Filmde bir iş kazası gösteriliyor ve vurucu cümle söyleniyor: “İş kazası diye bir şey yoktur, tedbir alın” diyor.
Risk, en kapsamlı tanımı ile, hayatımızda kontrolümüzde olan ve olmayan, irili ufaklı tehlikelerle karşılaşmamızdır. Riski en basitinden, en tehlikelisine kadar kategorize edebiliriz.
Otuz beş yaşlarında üniversite mezunu bir devlet memuru olan Tamer bey, Pazar günü evinde çok canı sıkılmıştı. “Hanım hadi parka gezmeye gidelim dedi.” Eşi Necla hanım da memur olduğu için işler Pazar’a birikmişti. “Hayatım benim yarım kalan işlerimi bitirmem lazım, sen çocuklarımızla parka gider misin. Hem onlar da temiz hava alarak hareket etmiş olurlar.”
Ona; -"Yumurtaları ne kadara satıyorsun?" diye sordu."
25 senelik evlilikten sonra "aşk ışıltısını" canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu aslında eşimin fikriydi.
Her okuduğumda gözümden yaş süzülür.
Vejeteryanları biliyorduk, et yemeyip sebze ağırlıklı beslenen insanlardı. Ama bunlar hiç olmazsa diğer hayvansal ürünlerden olan; süt, yumurta, peynir ve yoğurt yiyorlardı bildiğim kadarıyla. Şimdi bir de “vegan” türü beslenen ve kendilerini vegan diye adlandıran insanlar çıkmış. Bunlar ne et, ne de et ürünü yiyorlar.
*1964 yılında* ABD’de bir öğretmen dergisinde _Alexander Cassandra imzalı bir yazı yayınlanır: *Bir fizik hocası ile öğrencisi sınav sorusuna verilen cevap hakkında anlaşmazlığa düşerler* ve tecrübeli öğretmen Cassandra’nın hakemliğine başvururlar.
Bir TV kanalında “Vapurda çay simit sohbet” programında Ezgi MOLA’yı bir müddet izledim. Dedi ki: “Saz çalmayı bir türlü öğrenemedim”. Peki, Ezgi Mola gerçekten saz çalmayı öğrenemez miydi? Elbette öğrenirdi. Öğrenenler ondan çok daha fazla zeki insanlar değil ki…
Hiç yenilgi yüzü görmeyen Çolak Mümin, 1873 yılında Kavala’nın Zigos köyünde doğdu. Babası ve dedesi de o devrin çok ünlü pehlivanlarındandı.
Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndererek o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını ister.
Gün geçmiyor ki, Bursa’da, Kocaeli’nde, İstanbul’da, Çorlu’da, Gaziantep’te, bir fabrikamız yanmasın. Üzerine basarak söylüyorum ki, bu mesele es geçilecek kadar basit ve önemsiz değildir. Fabrika sahibi iki saatte herşeyini kaybediyor.

