GÖÇ Göçeceğiz dünyadan hepimiz üçer-beşer; Teselli buluyoruz: “Elbette, şaşar, beşer!..”
“Bir millet/kavim, kendini değiştirmedikçe, Allah, onun durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 11) Bu; ap-açık bir tavsiye, gayet belli kesin bir emirdir.
-Kutlu fethin 563. yılı münâsebetiyle… Gökkuşağıdır, dapdar sokaklarında zaman… Şafağında kırmızı-beyaz renk cümbüşü. Birer kehribar tespih tanesidir bomboz bulutlardan, İnce mi ipince damlaların dökülüşü!..
En bilinen vasfıyla, “edebiyât târihçisi” olarak tanıdığımız Nihat Sâmi Banarlı, aslen, Trabzon’un köklü âilelerinden Alemdarzâdeler’in torunlarındandır. İlk dedesi, Fatih Sultan Mehmet’in alemdârlarından olup kendisi, 1907’de, İstanbul’da doğmuştur.
Herkesi, düşünmeye dâvet ediyorum!.. Herkesi, rehâvetten sıyrılmaya dâvet ediyorum! Eskiden; imamlar, câmilerdeki vaazlarında hattâ hutbelerde, sık sık, “Müslüman, uyanık olmadır!” diye nasihatte bulunurlardı.
Zamana; güzel haberlerle, güzel hâdiselerle, güzel faaliyetlerle ve kalıcı eserlerle de not düşürmek gerekir!..
A Futbol Millî takımımızın 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası için, Almanya’da, Avusturya ile, 02.07.2024 tarihinde oynadığı maçta, millî futbolcumuz Merih Demiral’ın ikinci golden sonra “BOZKURT” işâreti yapması ve seyircileri selâmlaması, yüzlerce senelik BOZKURT’u, sâdece Türkiye’de değil, dünyada da günü konusu yaptı.
Şiire başlayışım değil, ilk şiirimin yayınlandığı târih 1961 yılıdır. O gündür bu gündür onunla hâldeş olur giderim!..
“Post-Nişîn’e Mektuplar” adlı kitabımda, “Yeşillikler Okyanusunda” başlığını taşıyan bir bölüm vardır. Şu anda işte oradayım!..
Halk arasında sıkça kullandığımız bir tâbirdir. Bâzen imtihan dünyası, bâzen imtihan yeri ve bâzen de imtihan âlemi deriz.
Tarihî esere sahip çıkmak, millî kültüre, millî benliğe ve millî ruha sahip çıkmaktır. Bunun tahlili ise, başka bir gayrettir. Bu değerlerin içinde, başka unsurlar bile olsa, ‘bizimdir’ düşüncesi, bunu gerektirir.
Bu yazıma, bana âit olmayan bir başlıkla başladım: “Erbâb-ı teşâür çoğaldı şâir azaldı. Yok öyle değil, şâirin ancak adı kaldı” Söz, Muallim Naci’nin!..
Hep, vatan diyorsun, mukaddes ocak; Ana kucağıydı atana vatan. Olur mu yiğidim, bu şirin toprak, Yan gelip, uyuyup yatana vatan!
Dünyanın hiçbir yerinde, siyasetin, kendi ‘târif ve maksadına uygun’ bir şekilde, onunla mutabık bir faaliyet yürüttüğünü söyleyebilmek mümkün değildir.
Vicdân; mücerret bir mefhumdur. Vicdânlı veya vicdânsız denilirse bir değer kazanabilir.
Niçin bilmem, Millî Bayramlarımızdaki o eski heyecanlar kayboldu. 23 Nisan Millî Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı adı verilen bu millî bayramımız da tıpkı, diğerleri gibi, sessizliğe gömüldü.
Arkadaş; Türkçe’de, en çok kullandığımız kelimelerden biridir. Çok derin mânâlıdır.
İNŞÂ Yediler mîrî malı, gözüme baka baka; Bir de, inşâ ettiler, arsız- hırsız tabaka!
BAŞ Baş olamayınca, baş; arar başa, başka baş! Başkasının başını, baş edinir, sallabaş!
Siyasetin asıl maksadı, insana/insanlığa hizmeti hedef edinen mukaddes bir faaliyettir.