Allah’ın kitaplarından maksat, Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat, Davud Aleyhisselam'a gönderilen Zebûr, İsa Aleyhisselam’a gönderilen İncil ve Hz. Muhammed Aleyhisselam’a gönderilen Kur’an’dır. Bugün dünya üzerinde Zebûr’dan bir eser kalmamış, Tevrat ile İncil de değiştirilerek günümüz kadar gelmiştir. Fakat asılları korunamamıştır. Bu kitaplar içinde sadece, indirildiği gibi, hiçbir tahrife uğramadan günümüze kadar intikal eden kutsal kitap Kur’an’dır.
İşte yüce Allah’ın çeşitli zamanlarda çeşitli peygamberlerine gönderdiği kitapların hepsine ayrı ayır inanmak İslamî imanın gereğidir. Kitaplara iman Kur’an âyeti ile sabittir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“De ki; biz Allah’a, bize indirilenlere ve bizden önce indirilenlere; İbrahim, İsmail, İshak ve Yakub’a ve onların torunlarına, Musa ve İsa’ya ve peygamberlere Rableri katından indirilenlere inandık; bunlar arasında hiçbir ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olmuşuz. Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa hidayet bulurlar. Eğer yüz çevirirlerse büyük bir anlaşmazlık ve derin bir çıkmaza saplanmış olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. Allah çok işiten ve çok bilendir.” (Bakara, 2/134-135)
Bütün peygamberlere gönderiler sayfalarla dört semavi kitap inanılması gereken esaslardan biridir. Bunların tamamına inanmak, Müslüman’ın imanındaki tutarlılığı ifade eder. Yani Allah sadece en son gönderdiği kitap olan Kur’an’a değil, Allah’ın daha önce gönderdiği kitap ve sayfaların tamamına inanmalarını istiyor. Bu Allah’a inanmanın bir gereğidir. Allah Âdem’den beri çeşitli zamanlarda çeşitli vesilelerle çeşitle kavimlere çeşitli peygamberleri aracılığı ile mesajlar göndererek onlara yol göstermiştir. Bunlara inanmak Allah’a inanmanın gereğidir. Bu esas, Allah’ın Âdem’den buyana İslam’ı gönderdiğini ve onu Hz. Kur’an’la tamamladığını göstermektedir. Kur’an bütün kitap ve sayfaların hulasasıdır. Bu kitabı tanımak ve onu hayat rehberi kılmak gerekir ki iman tamamlansın.