(ÜÇÜNCÜ BÖLÜM)
Sevmek, yaradılanı Yaratan’dan dolayı sevmek… Bir varlığı, duygularının merkezine yerleştirmek anlamını taşıyan sevmek, sevilen ile seven arasındaki mutlak hesapsızlıktır…
Vali, bir beldenin, yerleşim yerinin insanlarını, bir menfaat beklemeksizin seven, onların beklentilerine cevap vermeye çalışan en yüksek idareci... Esas aldığı değer, sevmek ve sevilmek; bunlara dayanarak hizmet etmek...
Sevgili Antepliler, Vali kardeşimiz Lütfullah Bilgin’in Elazığ’da, Sivas’ta yaptığı hizmetlerini, devletin bağımsızlığı, milletin egemenliği ve kalkınmışlığı için çalışmalarını bilirim. Sizler de göreceksiniz, alkışlayacaksınız.
Ekonomisi yüksek Gaziantep’te şimdi il ve ilçe belediyeleriyle, üniversiteleriyle birlikte çalıştığı üst yöneticilerini, millî benliğe, millî kimliğe sahip çıkmaya çağırıp bütünleşmeye çalıştığına inandığım bir vali var. İyiyi, doğruyu, güzeli ve huzur vereni paylaşmak… Geçmişe ve geleceğe sorumlu olduğunu bir an unutmadan yaşanan zamana katkıda bulunmak… Ortaklaşılanları büyütmek çoğaltmak… Hedefiniz bu olmalı…
Üniversitenin bu güzel salonunda belediye başkanları, bilginler ve Vâli bugün bir kavramda buluşuyorlar: Şiir’de…
Biraz önce şiirimizin aksakalı Bekir Sıtkı Erdoğan Hocamız dedi ki: “Şiir sultanı elimizden tuttu, bizi buraya çekip getirdi.” Şiir sultanının ortaklığımızı çoğalttığını hatırlatan büyük şairimize saygılar sunuyorum.
Bundan sonraki sorulara geçebilirim, Önce, ŞİİR nedir?
Bazı tanımlar yapmaya çalışayım:
Çok ötelerde alınmış, edinilmiş, aklı ve zekâyı aşan ancak her ikisinin de saygı duyduğu türden özel bilgiye şiir denir…
Aklın, duygunun derinliklerinde, yaşadığınız veyahut başkalarına ait olmak üzere işitip duyarlılığınızla o bilgiye ortak olduğunuz noktada vücudunuzun bütünüyle başka bir iklime akıp, orada yoğunlaşıp daha sonra söze dökülmek ihtiyacının sonucunda oluşan ifade bütünlüğüne şiir denir.
Şiir, bir bilgi türü, bir değerlendirme dünyası, bir anlama niyetli çığlık, üst dil aracılığıyla ulaşılan bir özel bilgiyi âhenkli bir biçimde paylaşma ihtiyacının sonucu olan söz bütünlüğüdür.
Ne desem eksik olduğunu görüyorsunuz. Şiirin ne olduğunun ve nazımla farkının cevabını bir kenara bırakalım. Şair kime derler veya şair hangi çilenin insanıdır yahut neyi başarana şair denilmeli sorusunun cevabını arayalım:
Şair, şiir yazabilen ve şiir yazabildiğine kendisi inandığı gibi, bizi inandırmış insanın unvanı. Bu cevap kolay oldu... (DEVAM EDECEK)