Murat YILDIRIM

Emekli Vâli - Yazar

[email protected]

Gülümseyen Ayna

08 Mayıs- 15 Mayıs 2010 tarihleri arasında düzenlenen bir turla, Benelüks- Paris gezisine katıldık. Düsseldorf havalimanından özel tur otobüsüyle karayolu yolculuğu yaptıktan sonra, gezimizin ilk durağı olan Lüksemburg' un başkenti Lüksemburg da panoramik bir tur yaparak, bir geceliğine konaklama yapacağımız havalimanının çok yakınında bulunan NH Airport oteline yerleştik. Otel kendi standartlarına göre dört yıldızlı bir konaklama tesisi şartlarını taşımaktaydı.

Akşam yorgunluğundan olacak gece pek farkına varamamıştım. Sabah lavaboda günlük tıraşımı olurken, büyük boy aynasının sağ köşesinde 15- 20 cm. çapındaki küçük yuvarlak aynanın çemberi etrafında, İngilizce bir yazı dikkatimi çekti. Tıraşı müteakip cep telefonumun kamerasıyla, küçük aynanın dolayısıyla kendimizin fotoğrafını saat:08.01 de çektim. Aynanın etrafında İngilizce olarak: *I see a lot of faces and have never seen a smiling face that was not beautiful.*  yazmaktaydı. Türkçe' ye çevrilecek olursa, "birçok yüzler gördüm, ancak gülümseyen bir yüzden daha hoş- güzelini görmedim" manası çıkarılabilir.

Bugüne kadar gerek mesleki hayatımda gerekse özel hayatımızda birçok ülkeye elhamdülillah seyahat imkânı buldum. Yıldızsızından tutunda, beş yıldızlı otel ve konaklama tesislerinde ağırlandık ve konakladık. Hiçbir otel ve konaklama tesisinde bu ve buna benzer bir ayna yazısına rastlamadık. Yurt dışında bulunanlar, yabancı Hıristiyan ülkelerin otellerinde genellikle komidin içlerinde İncil'in konduğuna çok şahit olmuşlardır. Bazı okuyucularımız, bir aynanın etrafında yazılan gülmeyi gülümsemeyi hatırlatan bir cümleden ne çıkar? Bunun ne önemi var? diye düşünebilirler. Ebu Zerr (r.a.) anlatıyor. Rasulullah (A.S) buyurdu ki: * Ey Ebu Zerr, maruftan (iyilikten) hiçbir şeyi hakir görme, hatta bir kardeşini güler yüzle karşılaman bile, basit bir şey değildir. Et satın aldığın veya bir tencere kaynattığın zaman suyunu artır, ondan komşuna bir avuç kadar da olsa ver* (Tirmizi, Et' ime 30.1834). Ma'ruf aklın ve dinin güzel bulduğu, tasvip ettiği her şeydir.

Türkçemizdeki iyilik kelimesi kısmen bunu karşılayabilir. İnsanların görüp garipsemediği, normal karşıladığı bir fiil, bir durum, adaletli bir iş, aile ve başkalarıyla hoş sohbet, * Güleryüz hep ma' ruf* sayılmaktadır. Resulullah efendimizde güler yüzü de ma'ruftan saymıştır. Çünkü bu mü' minin kalbine sevinç- sürur verir. (Hadis Ansiklopedisi Kütubü Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan cilt 9 sh. 334). Sevgili ve şerefli Peygamberimiz, bugün değil, bundan 1.400 sene önce, bir inanç kardeşini güler yüzle (tek bir kuruş masrafı olmadan) gülen yüzle karşılamanın, ona tebessüm etmenin bile, en kolay yapılabilecek bir iyilik olduğunu hatırlatıyor.

Biz ise günümüzde maalesef, istisnalar hariç, toplumun büyük çoğunluğu; uzak değil, kapı bir komşusuna bile bir tebessümü çok görüyoruz. Sokak ve caddelerimizde insan kalabalıklarına dikkatle bakalım. Kaçımızın yüzü gülüyor? Nerede, nasıl ve ne şekilde birbirimize kibarca ve nazikçe tebessüm ediyoruz? Herkesin elinde *modern oyuncak* sayılan, akıllı- akılsız telefonlar, yüzler eğilmiş, mesaj, chat, haber, magazin vb. onlarca iletiyi okumak ve takip etmekten başını KALDIRMAYAN bir cemiyete dönüşüverdik. Fakat, bizim beğenmediğimiz ELİN OĞLU, yani batılı; otellerinde, yerli yabancı herkese badit bir adab-ı muaşeret dersi verir edasıyla, *AYNAYA BAK ve HATIRLA* diyerek hatırlatıyor. Düşünebiliyor muyuz? Gerçekten ibret verici ve düşündürücü bir şey değil mi?

Vesselam…