Kur’an’ın metodu gerek ibadetlerde gerekse dünya muameleleri ile ilgili talimatlarda açık ya da kapalı bir şekilde gerekçeleri belirtmektir. Ancak ibadetlerdeki gerekçeler dünyaya ait maksatlar ve fani hedefler değil, belki sürekli ve ebedi hedeflerdir. Bu bakımdan dünya hayatına ait ahkâm değişebilir, fakat ibadetler asla değişmez.
İbadetlerin gerekçesi takva, şükür, Allah’ı yüceltmek (tekbir) olarak gösterilir. Bu gerekçeler temel mânevî unsurlardır. Bunun için Kıyamete kadar değişim göstermezler. Fakat dünyevi muamelelerde gerekçeler dünya olayları ile paralel olarak değişebilir olduğundan bunlar ibadetler gibi değillerdir.
İnsanlık bunalım içindedir. Dünyada komünizm iflas etmiştir. Kapitalizm de can çekişiyor. Bosna vahşetleri kapitalizmin kötü bir sonucudur. Bu dünyevi düzenler insanlara huzur ve mutluluk getirecek yerde, sıkıntıya sokmakta ve insanlığın huzurunu kaçırmaktadırlar. Esasen huzuru sağlayacak güce sahip değillerdir. Çünkü maddeciliğe dayalı düzenlerdir. Bu gibi saçma düzenlerden insanlık fayda göremez.
İslam ise insanları hem dünyada hem de ahirette mutlu kılacak düzenin de adıdır. İslam, ruh güvenliğinin ve sosyal güvenliğin en mükemmelini getirmiştir. Namaz ruhun güvenliğini sağlar. Zekât, fitre, kurban, sadakalar, yetimlere yardım, yoksulları gözetme emir ve tavsiyeleri, karz-ı hasen, hayır yolunda ve toplum için harcamalarda bulunma (infak) bu düşüncemizin kuvvetli göstergeleridir.