Erzurum çok yönü ile zor şehir.
Çocukken rahmetli anam “burada eskiden devler yaşarmış” diyerek Erzurum’un sert iklimini ve zor yaşam koşullarını anlatırdı.
Bu yıl, kar yağışı ve soğuk biraz gecikti diye hepimiz derde kalmıştık.
Beklenen misafir misali “nerede kalmıştı” diye merak etmiştik.
Neticede, “fukara demiş ben gülerim, felek demiş ben neredeyim” sözünü hatırlatırcasına kar ve soğuk bir geldi pir geldi.
Sabah işe giderken hava sıcaklığı -19 dereceydi. Akşam eve dönerken termometre -23’ü gösteriyordu. Gece -33 derece olduğunu haber kanallarından öğrenip “burası Erzurum, kar ve soğuk buraya yakışıyor” deyip teselli buldum.
Ertesi sabah, arabamın buz tutmuş camlarını kazıyıp yola koyuldum. Aşık Reyhani’nin dediği gibi vefalı kargalar kar altında rızıklarını arıyordu.
Donmaktan kurtulan kedi ve köpekler çöp konteynerleri etrafında umutla dolaşıyor, yaşam alanları daralmış birkaç cesur tilki sokak aralarında çaresiz geziyordu.
Yakınımızdaki benzin istasyonundaki görevli, araçlara yakıt verirken acaba Antalya’daki meslektaşını düşünüyor mu? diye kendime sordum.
Araçla yollarda ilerlemek buz üstünde dans etmek gibi bir şeydi. Neyse ki 71 yıllık tecrübemizin sayesinde ekmek teknemize ulaştık.
Caddede, tek tük insan vardı. Yürüyenler, düşme endişesi ile kısa adımlar atıyor ara sıra çatılara göz gezdirip buzları kontrol ediyordu.
Eczanemin vitrininden dışarı bakarken hurda toplayan bir seyyar satıcının tablasıyla kapının önüne yanaştığını gördüm.
Tablanın üzerinde boş bir konserve kutusu vardı. Tablacı arkadaş, soğuktan donmuş vaziyetteydi.
Necip Fazıl’ın “bir anda kustum öz ağzımdan kafatasımı” mısraı aklımdan geçti.
Bu emekçiye selam verip, hatırını sordum. Oltu’nun bir köyünden şehre geldiğini, adının Murat olduğunu, kalabalık bir nüfusa baktığını Yeğenağa civarında oturduğunu anlattı.
İşler nasıl diye sordum.” Hava soğuk, çok bir şey olmuyor “dedi. Günde 20 TL ile 150 TL arasında para kazandığını söyledi.
İçim sıkıldı. 9 milyonluk saati ile mecliste poz veren tablacı Murat’ın vekil seçtiği mebus aklıma geldi.
Eczaneden aldığı bir aspirin ve gripin için fatura alıp meclisten iade alma seviyesizliğine düşen emekli mebusu düşündüm.
Haksız kazançları ile baş döndürücü servetlere sahip olan hortumcuları hatırladım.
Velhasıl, Murat’ın tablasındaki boş konserve kutusuna bakınca, boş konserve kutusuna benzeyen boş adamları gördüm.