Büyük şehrin içinde sayılırdı. Adının sonunda -köy olmasına rağmen köy değildi. Burada yaşayan ailelerden birinin üç çocuğu vardı. İsimleri Yağmur, Bulut, Şimşek idi. Çocukların her birinin arasında birer yaş fark vardı.
Üç kardeş birlikte oyun oynarlar başka arkadaşa da gerek duymazlardı. Oturdukları ev sokağın başında boş bir araziye bakıyordu. Bir süre sonra orada inşaat başladı. İki katlı bir bina yapıldı. Altı dükkân olan ev bir süre boş kaldı sonra birtakım eşyaların taşındığını gördüler ve sevindiler. Onlardın da sonunda bir komşuları olacaktı.
Aşağıya da bir kuaför dükkânı açılmıştı. Bu arada eşyaların taşındığı yere sahipleri de gelmişti. Onların da bir çocukları vardı. Aşağı yukarı kendilerine akran gibilerdi. Bir süre sonra yeni
komşularına hoş geldiniz anlamında çocukların annesi Meltem Hanım kocaman bir pasta yapmış çocuklar da kızma birader kutu oyunu almışlardı.
Okuldan çıktıktan sonra evlerine gittiler. Anneleri pastayı çoktan hazırlamıştı bile. Çocuklar üstlerini değiştirmişlerdi. Pastayı ve kutu oyununu alarak karşı komşunun kapısını çaldılar. Yeni
komşu Şükran Hanım onlara kapıyı açmış ve içeri buyur etmişti.
Yağmur, Bulut ve Rüzgâr yeni arkadaşlarıyla tanıştılar. Adı Erol idi bu çocuğun. Çocukken geçirdiği ateşli hastalık sonunda hareket kabiliyetini kaybetmiş tekerlekli sandalye ile yaşamak zorunda kalmıştı. Bu yeni arkadaş ilginç gelmişti onlara, oyun oynamak için yeterli çoğunluk olmuşlardı. Bildikleri oyunları oynamaya başladılar. Erol kendilerinden daha başarılıydı. Bunu nasıl yaptığını merak ederek sordular;
-Şey, ben çok kitap okurum. Tahmin edersiniz ki benim hayatım sizden çok farklı benim programım şöyle; duş sonrası kahvaltı, güne gülerek başlamak adına ve zamanım da olduğu için çocuk filmi bulur onu seyrederim, Micki'li Donald Amcalı Daisy'li filmler beni güldürüyor.
Sonra beyin jimnastiği yaparım. Bazen de anneme yardım ederim. Çok güzel fasulye pirinç ayıklarım. Anneme kitap okurum o iş yaparken. Öğleden sonra film saati yaparız. O bir belgesel ya da uygun bir film seçer.
Aman canım boş verin şimdi bunları bana bir telefon edip geliyoruz demeniz yeterli. Kızma birader için çok teşekkürler. Bende olmayan bir kutu oyunuydu. Oyun oynamak için sabırsızlanıyorum. İyi ki de aldınız getirdiniz. Beni mutlu ettiniz.
Oyunu yağmur anlattı. Bir kere de oynayarak denediler. Oyun öğrenildi.
Öğrenilen oyun birkaç kere oynandıktan sonra oyun artık tamamdı. O arada Erol'un annesi Şükran teyze seslendi;
-Çocuklar anneniz telefon etti, babanız gelmiş! bunun üzerine çocuklar hemen toplandılar. Erol ile haftada iki gün buluşmaya karar verdiler. Salı ve Cuma.
Benim bugünkü hem büyüklere hem küçüklere sayılan hikayem bu kadar.
Buradan anlayacağımız şu; Komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri güzel ve özeldir. Doğru insanlarla arkadaşlık yapmaya dikkat etmek gerekir.