Bu yazıyı birkaç sene önce yazmışım. O zavallı şimdi dünyanın başına belâ kesildi.
Ne muazzam bir düşüş ne büyük bir seviye kaybı… Evet, bir büyük liderle başlayıp Trump adını taşıyan bir zavallının başkanlığına mahkûm hâle gelişin dramı… Büyük yazar Samuel Smilles, George Washington için bakın ne diyor? “Onun hangi tarafının en çok takdir edileceğini kestirmek güçtür. Ruhunun asaletini mi, yoksa vatan severliğinin enginliğini mi, yoksa ahlâkının temizliğini mi öne alalım?” diye de soruyor. Bence bu soruya onun bir büyük vasfını daha ilâve etmek şarttır. Çok büyük bir lider oluşunu da…
Kendisi Amerika Birleşik Devletleri’nin Kurtuluş Harbi sona erinceye kadar Kurtuluş Orduları’nın Başkumandanıdır. Anayasa Konvansiyon’un da Başkanıdır. Halkının büyük hayranlığı ve sevgisi onu oy birliği ile iki defa Cumhurbaşkanı yapmıştır. İstese arkasındaki bu sevgi seli ile ölene kadar Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturabilirdi. Ama istemedi, “yeter” dedi. Adaylığını herkesin ısrarına rağmen direnerek koymadı. Milletine hitâben yaptığı vedâ konuşması ise Amerika Birleşik Devletleri tarihine ahlâk ve fazilet başta olmak üzere bilhassa devlet ve hükümet anlayışına rehber olacak bütün değerleri toplayan çok kıymetli bir vesika, kendisinden sonra gelecek başkanlar için ise müracaat edilecek, hatta ilham alınacak önemli bir kaynaktır.
O vedâ konuşmasındaki bu satırlar çok mühimdir: “Millî sıfatınız olan Amerikan adı, vatanseverlik ve gurur duygularınız, bölge ayrılıklarından doğan bütün sıfatlardan daha yüksek olmalıdır. Küçük farklarla hepinizin dini inançları, davranışları, gelenekleri ve siyasî prensipleri birdir. Ortak gayeniz için birlikte çarpıştınız ve çok kıymetli bir zafer kazandınız. Bugün sahip olduğunuz istiklâl ve hürriyet, ortak meclislerin, ortak gayretlerin, ortak tehlike, ortak acılar v ortak başarıların eseridir.” Kısaca ifade edersek bu konuşma hiçbir ayırım yapmadan zaferi milletine mâl ediştir. Eyâlet valilerine hitaben yaptığı bir konuşması da çok mühimdir: “ Allah’a gece gündüz dua ediyorum ki , sizi ve başında bulunduğunuz eyâletleri kutsal kanatlarının himayesi altına alsın.; hükümetin emirlerine boyun eğmeleri için vatandaşlarımıza muhtaç oldukları ruh asaletini versin; onlara birbirlerini ve birliği kardeş muhabbeti ile sevmek imkânını bahşetsin ve nihayet bütün halkımıza âdil, merhametli, hayırsever, alçak gönüllü ve iyi tabiatlı olmayı nasip etsin.”
Aziz ve kıymetli okuyucularım, bu bilgileri sizlere tekrar tekrar, satırlarını çize çize okuduğum bir kitaptan naklediyorum, siyaset dünyamızı, tefekkür ve kültür bakımından çok fakir olan siyaset dünyamızı kitapları ve o kitaplara aksetmiş büyük kültürü ve isabetli teşhisleri ile aydınlatmış. Enerji ve Sanayi Bakanlıklarında bulunmuş, daha doğrusu o bakanlıkları şereflendirmiş Rahmetli Mehmet Turgut Bey’in “TÜRKİYE’nin GELECEĞİ adını taşıyan kitabından… Mehmet Turgut’a göre “George Washington’un nazarında Allah ve milletten başka kimse mevcut değildir. Milletin birlik olması ve Amerikan Birliğinin kurulması ana hedeftir. Hayatı boyunca ve iktidarı müddetince bu fikirlerin dışına çıkmamıştır. Her türlü fikirleri toplayıp, mezcetme hünerini göstermiş, her çeşit insanı bir araya getirerek onları birlik için çalıştırma yolunu bulmuştur. Birbirine tamamen karşı olan Jefferson’la Hamilton gibi büyük değerleri aynı kabinede çalıştırmak ve bugün ‘Amerikan Sistemi’ diyebileceğimiz yepyeni bir sistemi bu iki büyük insanın fikirleri ve gayretleri ile kurmak maharetini göstermiştir. Esasen büyük insanlarla çalışabilmek başlı başına büyüklük isteyen bir vasıf ve kabiliyettir. Hakiki liderlik de bunu gerektirir ve bununla ölçülür.”
Mehmet Turgut Bey’in liderlik noktasında çok ehemmiyetli gördüğü bir nokta ise “Liderin etrafı ve yakınları meselesidir. Doğu’da ve Batı’da liderlerinin yıkılışında en büyük rolü, onu çevreleyen gruplar oynamıştır. Gerçek liderlerin çevresinde bulunanlar iyi bir ekip teşkil ederler. Bu kimseler arasında kölelik, dalkavukluk, yalan, kin, nefret gibi kötü alışkanlık ve duygular yoktur.” Ona göre “Hakiki lider, gösterişli, maddî menfaati ve lüksü daima küçük görür. Para her devirde birçok güçlükleri halleder ve birçok kapıları açar. Bu her devirde ve her memlekette böyle olmuştur. Fakat hakiki lider, maddeye sırt çevirmesini bilen, namuslu insandır. Bu hususiyetleriyle de etrafında ve emrinde bulunanlarda sağlam bir güven ve sonsuz bir itimat hissi uyandırabilir.