Girişimcilik Danışmanı Serhat DUYAR

Girişimcilik Danışmanı

Çocuklarımız Neden Okul Sonrasına Başlayamıyor?

Bir kuşak iş hayatına atılmak istemiyor; çalışma ortamından kaçıyor. Çocuklarımız hayata başlamak istemiyor! Eurostat verileri ve Marketing Türkiye adına Sia Insight tarafından yürütülen kapsamlı araştırma bu sonucu ortaya koymaktadır.

Bugün dünyada “NEET” olarak adlandırılan ne eğitimde ne istihdamda ne de bir beceri geliştirme sürecinde olan gençlerin oranı gün geçtikçe artmaktadır. Avrupa Birliği ortalaması 15–29 yaş grubunda %18 civarındayken, Türkiye’de %35,6 oranı ile dikkatleri çekmektedir. Yani her üç gençten biri hayata karışamıyor, başlayamıyor. Bu tablo, Türkiye özelinde yaklaşık 4 milyon “ev genci” demek oluyor.

Problem Nerede?

Veriler birkaç ortak özelliğe işaret etmektedir:

  • Hedef yok, hayal yok, hayat amacı yok.
  • Kararsızlık yaygın. Her 5 gençten 1’i geleceği konusunda kararsız.
  • Meşguliyet yüksek ama üretkenlik düşük. Günler dizi/film izleyerek, sosyal medyada gezerek geçiyor.
  • Dikkat dağınıklığı yüksek. Uzun vadeli odaklanma zayıf.
  • Tüketim güçlü, üretim zayıf. Tüketimde giyim, dışarıda yeme-içme, kozmetik başı çekiyor.

Bir de sosyolojik bir çelişki var;

Babalarının gençliğinde bisikleti yokken, çocuklar özel araçlarla lisans eğitimine gidebiliyor. Bu durum çoğu zaman gencin değil, ebeveynlerin birlikte düşünmesi gereken bir mesele değil mi?

Diploma Artık Yetmiyor

Bugün diploma, işe giriş için tek başına yeterli gelmemekte. Piyasada aranan şey; iş disiplini, sahada deneyimi, sorumluluk alma ve üretime katkı. Buna rağmen yüksek lisans, birçok genç için bir “kaçış rampasına” dönüşmüş durumda.

Benim net önerim şu:
Akademisyen olma niyeti yoksa, mezuniyet sonrası en az iki yıl iş deneyimi olmadan yüksek lisans yapılmamalı. Yüksek lisans, hayattan kaçış değil; sahadan beslenen bir derinleşme olmalıdır.

Okul Hayatı Bir Yaşam Tarzına mı Dönüştü?

Araştırmalar ve saha gözlemleri şunu gösteriyor:
“Öğrenci hayatı” yaşayanlarla, öğrencilikten hayata geçiş bölgesi kurabilenler arasında iş yaşamında ciddi fark oluşuyor.

Bu geçiş bölgesi ne demek?

  • Gönüllü, öğrenme amaçlı staj
  • Yarı zamanlı çalışma
  • Sosyal sorumluluk ve proje deneyimi
  • Okul ile hayat arasında bilinçli bir köprü

Bu köprü kurulmadığında, öğrencilik kültürü tüketim odaklı bir alışkanlığa dönüşüyor. Tüketenler ise üretmekte zorlanıyor.

Rakamlar Ne Diyor?

  • Ev gençlerinin aylık ortalama bütçesi 6.156 TL
  • Her 10 ev gencinden 6’sı bütçesinden memnun değil
  • %61’i mevcut durumundan rahatsız
  • %60’ı iş arıyor ama “iş bulamıyorum” diyor
  • Günlerin büyük kısmı dizi/film, sosyal medya ve kafelerde geçiyor

Peki Çözüm Nerede?

Çözüm tek bir başlıkta değil; erken yüzleşmede.

  • Hayata atılmayı ertelemek yerine, küçük adımlarla başlamak
  • Öğrenciliği uzatmak yerine, deneyimi artırmak
  • Tüketimle oyalanmak yerine, üretim alanları oluşturmak
  • “Ne olacağım?” sorusu yerine, “Bugün ne üretiyorum?” sorusunu sormak

Gençlere, ailelere ve hepimize düşen ortak bir soru var:

Sen hangi konularda üretiyorsun?
Zamanı tüketiyor musun, yoksa hayatla aranda gerçek bir bağ mı inşa ediyorsun?

Hayata atılmak cesaret ister.
Ama asıl cesaret, başlamaktır.