“Kitap’ta İsmail’i hatırla. O, vaadında duran (sadık) biri, Resûl ve nebiy idi. Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi katında rızaya ulaşmış biri idi. Yine Kitap’ta İdris’i hatırla. O sıddîk bir nebiy idi. Biz onu yüksek bir mekâna yükselttik. İşte bunlar, Âdem’in zürriyetinden, Nûh ile birlikte gemide taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in zürriyetinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kullardan olup Rahman olan Allah’ın âyetleri kendilerine okununca, secdeye kapanan ve ağlamaya dalan kimselerdir. ”
“Onlardan sonra bile nesil gelmiştir ki, namazı kaçırdılar, şehvetlerine uydular. İşte onlar yakında ziyanla karşılaşacaklardır. Ancak, tevbe edip iman eden ve yararlı işler yapanlar müstesnadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir şekilde zulme uğramayacaklardır. O cennetleri, gaytan Rahman vaad etmiştir; onun vaadi yerine getirilecektir.” (Meryem, 19/54-61)
Namazını kaçıranlar hakkında düzenlenecek bir dünyevi ceza olmadığı, sadece tevbe ederek bunun telafi edileceği ve tevbe edip Salih amel işleyenlerin cennete gideceği bu âyette vaad edilmektedir.
“Andolsun ki, Allah kendisine yardım edenlere yardım edecektir. Allah güçlüdür, azizdir. O kimselerdir ki, yeryüzünde kendilerine imkân verdiğimiz zaman namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyi ve güzel şeyleri emr ederler, kötü ve çirkin şeylerden yasaklarlar. İşlerin akıbeti Allah’a aittir.” (Hac, 22/39-40)
“Allah yolunda hakkıyla cihad edin; sizi o seçti ve babanız İbrahim’in dini olan dinde sizin için bir güçlük kılmadı. Hakkınızda şahitlikte bulunmak ve sizin de insanlar hakkında şahitlik etmeniz için, bundan önce ve şimdi size Müslüman adını İbrahim verdi. O halde, namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a sarılın. O sizin mevlanızdır, ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.” (Hac, 22/78)
“Tâ Sîn. Bu, Kur’an âyetleri ve açıklayıcı Kitab’ın âyetleridir. Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete kesin olarak inanan müminler için kılavuz ve müjdedir.” (Neml, 27/1-3)