Nezle, grip ve anjin; boğaz ağrısı, ateş ve öksürük gibi ortak şikâyetlere yol açabilen hastalıklardır. Bu nedenle bu hastalıkların teşhisi, takibi ve tedavisinde bilinmesi ve uyulması gereken bazı önemli hususlar bulunmaktadır. Basit gibi görünen bu hastalıklar, doğru teşhis ve uygun tedavi ile ciddi bir sağlık sorununa yol açmadan atlatılabilir. Ancak gerekli dikkat gösterilmezse, bulaşıcılıklarıyla çevreyi etkileyebilir; komplikasyonlarıyla da sağlığımızı ve yaşam konforumuzu bozabilirler.
Nezle, virüslerin neden olduğu, boğaz ağrısının hafif seyrettiği, ateşin genellikle 38 derecenin üzerine çıkmadığı ve öksürüğün fazla olmadığı bir hastalıktır. En belirgin özelliklerinden biri burun akıntısının bulunmasıdır. Adenovirüsler, insan koronavirüsleri, rinovirüsler ve influenza virüsleri; halk arasında soğuk algınlığı olarak bilinen nezlenin başlıca etkenleridir. Kuluçka süresi 24–72 saat olup hastalık genellikle 3–7 gün içinde iyileşir. Sinüzit, bronşit veya orta kulak iltihabı gibi bir komplikasyon gelişmediği sürece, koruyucu önlemler dışında özel bir tedavi gerektirmez.
Grip de bir virüs hastalığıdır. Etkenler arasında influenza virüsleri, koronavirüsler, rino ve adenovirüsler yer alır. Ayrıca hayvanlarda bulunan ve mutasyon geçirerek insanlarda hastalık yapabilme özelliği kazanan virüsler de grip etkeni olabilir. Son COVID-19 salgını bunun en bilinen örneğidir. Kuş gribi ve domuz gribi (H1N1) de bu gruba dâhildir. Gripte baş ve boğaz ağrısı daha belirgindir; ateş genellikle 38 derecenin üzerine çıkar. Yaygın kas ağrıları, belirgin halsizlik ve öksürük tabloya eşlik eder. Burun akıntısı genellikle görülmez. Etkenin alınmasından 1–2 gün sonra ani ateş yükselmesiyle şikâyetler başlar. Halsizliğin çok belirgin olması nedeniyle grip halk arasında “paçavra hastalığı” olarak da adlandırılır. Ateş genellikle ikinci gün düşer, üçüncü ve dördüncü günlerde tekrar yükselir; komplikasyon gelişmezse daha sonra normale döner.
Grip mevsimlerle ilişkili bir hastalıktır ve özellikle ısı değişimlerinin sık olduğu sonbahar ve ilkbahar aylarında daha sık görülür. Irk ve cinsiyet ayrımı yoktur. Çocuklar ve gençler daha duyarlıdır. Kronik kalp ve akciğer hastalığı olanlar, şeker hastaları, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, kemoterapi görenler ve ileri yaştaki bireyler risk grubundadır. Bu kişilerde özellikle akciğer enfeksiyonları gelişerek hayati tehlike oluşturabilir. Grip, solunum yoluyla ve yakın temasla bulaşır ve salgınlara yol açabilir. Hastalık; sınırlı bölgelerde sürekli görülen endemi, geniş bölgeleri etkileyen ve 3–4 yılda bir ortaya çıkan pandemi, daha seyrek olarak da 10–12 yılda bir tüm dünyayı tehdit eden epidemi şeklinde seyredebilir. Aralık 2019’da başlayıp yaklaşık üç yıl süren COVID-19 salgını, pandemi örneğidir.
Hastalığın seyri; salgının şiddetine, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre değişir. Hafif vakalarda ölüm oranı % 0,1 iken pandemilerde bu oran %10–15’e kadar çıkabilir. Bu nedenle grip; teşhisi, takibi, tedavisi ve bulaşmayı önleyici tedbirler açısından dikkatle ele alınmalıdır. Tanıda; kan sayımı, beyaz küre dağılımı, CRP düzeyi ve burun/boğaz sürüntüsünden yapılan virüs tipi tayini önemlidir. Günümüzde gelişmiş laboratuvar imkânları sayesinde sürüntü örneğinden bazı viral etkenler (Flu-A, Flu-B, RSV, adenovirüs, COVID-19 gibi) yaklaşık bir saat içinde tespit edilebilmektedir.
Grip tedavisi genellikle semptomatiktir. Yeterli istirahat, bol sıvı alımı ve uygun beslenme önerilir. Ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak parasetamol grubu ilaçlar tercih edilir. Antiviral ilaçlar, ilk 2–3 gün içinde başlanmak şartıyla riskli hastalarda kullanılabilir; iyileşmeyi hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır. Antibiyotiklerin grip tedavisinde yeri yoktur; yalnızca bakteriyel bir enfeksiyon geliştiğinde kullanılmalıdır. Ateş 4–5 gün içinde düşmezse mutlaka hekim kontrolüne başvurulmalıdır.
Korunma büyük önem taşır. Toplu yaşam alanlarının temizliği ve havalandırılması, ortak kullanılan alan ve eşyaların azaltılması ve temiz tutulması, kişisel hijyene dikkat edilmesi bulaşmayı azaltır. Hastaların maske, mesafe ve temizlik şartlarına uyması hastalığın yayılmasını azaltacaktır. Bu virüsler güneş ısısına dayanıklı değildir; 56 derecede birkaç dakika içinde inaktive olurlar. Sabunlu suda ise 30 saniye içinde aktiviteleri önemli ölçüde azalır. Özellikle risk grubundaki kişilerin, her yıl yenilenen grip aşısı ile aşılanmaları koruyucu bir önlemdir.
Anjin, bademciklerin bakteriler tarafından enfekte edilmesiyle oluşur. Ateş ve boğaz ağrısı bu hastalıkta da görülür. Anjinde etkenin doğru teşhisi önemlidir; kan tetkiklerinin yanı sıra boğaz kültüründen yararlanılır. Geçmişte difteri (kuş palazı) korkulan bir boğaz enfeksiyonuydu. Ömer Seyfettin’in Kaşağı hikâyesindeki kahramanlardan birinin difteriye yakalanarak hayatını kaybetmesi buna edebi bir örnektir. Günümüzde ise antibiyotikler sayesinde bu enfeksiyonlar korkulur olmaktan çıkmıştır. Anjinde özellikle beta streptokok enfeksiyonları; eklem romatizması ile kalp ve böbrek sorunlarına yol açabileceğinden büyük önem taşır. Bu nedenle doğru teşhis ve uygun tedavi şarttır. Uygun antibiyotiğin yeterli doz ve sürede kullanılması hem iyileşmeyi sağlar hem de komplikasyonları önler. Ağrı ve ateş için aspirin de kullanılabilir.
Her hastalıkta olduğu gibi, bu sağlık sorunlarına da korku ve endişeyle yaklaşmak yerine; genel sağlık kurallarına uymak, bağışıklık sistemini güçlü tutan bir yaşam tarzı benimsemek önceliğimiz olmalıdır. Hastalık durumunda ise zamanında hekime başvurulmalı; hekimin koyduğu tanıya göre verilen tedavi eksiksiz uygulanmalı ve kontroller ihmal edilmemelidir. Sağlıklı yaşamın bu şekilde sürdürülebileceği unutulmamalıdır.
Salgınsız ve sağlıklı günler dileğiyle.
*Paçavra hastalığının bu günlerde sık görülmesi nedeniyle, daha önceki bir yazımın güncellenmiş hâlidir.