Murat YILDIRIM

Emekli Vâli - Yazar

[email protected]

Doğu Meselesi ve Gerçekler (3)

T.C. Anayasasının 3. maddesine göre," Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Ve Anayasanın 5,6,7,9 ve birçok maddesinde, milletimizin adı*TÜRK MİLLETİ*. olarak teyit edilmiştir.

Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden araştırmacı Prof. Dr. Sayın Ahmet Buran'ın "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun Dil Atlası" adlı araştırmasına göre; bölgede nüfusun yüzde 85-90 ını, Türkçemizi anlamakta ve konuşmaktadır. Şehir ve ilçe merkezlerinde daha yoğun olmak üzere, Türkçe ORTAK ANLAŞMA aracıdır. Türkçe’den başka, Kürtçe olarak ifade edilen Kurmanca, Zazaca, Arapça, Süryanice, Ermenice ve Çerkezce gibi dillere yani mahalli şivelere rastlanmaktadır.

Devletimizin kararı ile TRT- 6, TRT ŞEŞ adıyla yayın hayatına başlanmış ve devam etmektedir. Bu iyi niyetli çabalara rağmen "kültürel haklar" adı altında, dillere dayalı etnik tartışmaları ve ötekileştirme niyetlerini hızlandıracağını üzülerek izliyoruz.

Üniter ve milli bir devletin resmi yazışma dili TEK dir o da güzel Türkçemizdir. 2. bir resmi dil olamaz. Halk tabiriyle 72 buçuk milletin yaşadığı ABD de milyonlarca Alman, İspanyol, Portekiz, Latin Amerikan asıllı insan ve etnik kökenli gruplar bir arada yaşadığı halde, hiçbirinin İngilizce resmi dili yanına bir başka 2. resmi dili koymaya cesaret edemezler.

Her T.C. vatandaşı isterse kendi ana dilini, öğrenir, konuşur, yaşar ve geleneksel örf ve adetlerinde yaşatabilir. Açılmış kurslara katılarak, kendisini geliştirebilir, kimse ona bir şey diyemez. Fakat "Ana dilde eğitim" derseniz, ülkemizde konuşulan 20’den fazla dil, lehçe ve şivede eğitim gibi bir garabet ve imkânsız kaosa ve dolayısıyla kültürel bölünmeye yol ve zemin hazırlarsınız.

Anayasamızın 10. maddesi" Kanun Önünde Eşitliği düzenlemiştir." Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde EŞİTTİR. Bu kadar açık ve net bir tarif ve tanım varken, neyin eşitliğini savunuyorsunuz diye insana sormazlar mı? Kanunların kısacası mer' i mevzuatın uygulanmasın da problem, sıkıntı, bir sorun varsa! onu dile getirir ve düzeltilmesi için toplum olarak var gücünüzle uğraşırsınız.

T.C. kuruluş felsefesine bağlı olarak, üniter ve milli bir devlettir. Bu temel vasfından uzaklaştığı takdirde, komşumuz Irak, Lübnan, Libya, Sudan, Yemen vb. ülkeler gibi "Allah (c.c.) muhafaza, etnik ve mezhep ayrılıklarıyla; bu kritik ve jeostratejik coğrafya da bölünmüş ve dağılmış ülkelere benzeriz.

1976- 2018 yılları arasında 41 senesini mülki idare amirliği gibi, şerefli bir vazife ile hasbelkader Devletimizin- Milletimizin hizmetinde geçirmiş bir T.C. vatandaşı olarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun halkıyla ilgili herkesin bildiği bazı hususları hatırlatmayı bir borç kabul ediyoruz.

1- Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanı, genellikle dinî inancına bağlı ve mütedeyyin bir topluluktur. Bölgeye ait hizmet siyasetinde bu hassasiyet devletçe her zaman ciddiye alınmalıdır.

2- Uzun yıllar boyunca, "sürgün yeri" olmaktan kurtulamamış bölgeye, inanç, örf ve adetlerimize saygılı ve ehil amir ve memurların tayin edilerek; Devlete güven duygusu geliştirilmelidir.

3- Kanlı terör örgütü PKK ve uzantılarının, bütün Kürt asıllı vatandaşlarımızın temsilcisi olmadığını ve olamayacağını, PKK'nın inancımızı reddeden, dinsiz, Marksist, Leninist, Avesta kitabını okutan ve ayinler yapan bir yapı olduğu anlatılmaktadır. En önemli bir diğer husus da; bölgede uzun yıllar ve halen devam eden işsizlik sorunu, bölgesel kalkınma ve refahın artırılması, gelir adaletsizliği, temel insan hakları vb. onlarca sorunun kaldırılması veya en aza indirilmesi için, devlet ve özel sektör yatırımlarının çoğaltılıp teşviklerin yerinde verilmesi sağlanmalıdır.

T.C. Devleti ve dolayısıyla işbaşına gelen ve hizmet sorumluluğu almış hükümetlerimiz bir asırdan beri ülkemizin her bölgesine ve de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun en ücra köşelerine hizmet götürmüş ve ayakta dimdik durduğu sürece hizmet ve yatırımlara devam edecektir. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Yeter ki Birliğimiz ve Beraberlik ruhumuz bozulmasın. İstişare ve dayanışmaya dayalı, ADALET temeline bağlı, ehil ve yeterli kadrolarla, insanlık yolunda, yürümeye ve dünyaya dün olduğu gibi bugün ve yarın da ÖRNEK ve ÖNDER olmaya gayret edelim.

Değerli okuyucularımız, konuyu çok uzattık, bu kadar bir köşe yazısı olur mu? diye eleştiri hakkınızdır. Siyasi tartışmaları bir tarafa bırakacak olursak; (bunu zaten siyasi partiler her gün yapıyorlar). Devletin üst düzey kademelerinde hasbelkader görev yapmış, bakan, müsteşar, vali, genel müdür, milletvekili, akademisyen, rektör, dekan vb. ilim erbabı, ümera, üdeba sınıfına dahil binlerce AKİL sayılan yetişmiş insanımız varken; (hadi görevi başında ki zatı muhteremler, değişik sebeplerle konuşamayabilirler, onların görevi bir noktada konuşmak değil, icraat yapmaktadır) bizler emekli olmuş, bu devletin ve imkânlar ile belli hizmet noktalarına gelmiş olan binlerce kişinin, memlekette hiçbir şey olmuyormuş gibi SUSMASI, kimseye hakaret ve çirkin sayılan bir davranışa girmeden, memleket sorunları ve çözümleri konusunda bir ÇİFT LAF etmeden emeklilik konforunu yaşaması sizce Hak' tan devamıdır?

Akıl, beden ve ruh sağlığımız yerinde olduğu sürece (Biiznillah) bu millete olan hizmet ve sadakat borcumuz bitmemiştir. Ta ki Hak vakii olana kadar! Ey Doğulu ve Güneydoğulu yurttaşlarımız! Ülke olarak yaşadığımız, onca acı olaylara, askeri ve sivil darbelere, bölücü, yıkıcı odakların sergilediği HAİN olay, eylem, içten dıştan destek görerek, birliğimize, kardeşliğimize, yapılan tecavüz ve saldırılara rağmen; MİLLİ, ÜNİTER bir DEVLET imiz var.

Hangi coğrafyadan, hangi etnik kökenden gelmiş olursak olalım T.C. Vatandaşlığı gibi, şerefli ve haysiyetli bir şemsiye altında hepimizi tanıyan, tarif eden, koruyan, kollayan *SİYASİ KİMLİĞİMİZ* var. Buna sosyolojide * ÜST KİMLİK* diyoruz. Son cümlemiz: "Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Ve Yüce Rabbimizin (c.c.) izni ve inayetiyle hiçbir şer güç ve kuvvet bölerek parçalayamaz.

Vesselam.