Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

[email protected]

Kalabalıklar İçinde Yalnızlık Acısı

Günümüz dünyasında pek çok insanın arayanı ve derdini dinleyeni olmuyor. İnsanlar kalabalıklar içinde olsa da yalnız kalıyorlar. Hepimizin acımızı yüreğinde hissedecek insanlara ihtiyacı vardır. Hallacı Mansur’un dediği gibi, “Cehennem acı çektiğinizi kimsenin duymadığı yerdir.”
Acılarını ve sorunlarını paylaşacak, acı çektiğinde ona nazikçe dokunacak, sarılacak ve omuzunda ağlayacak kimsesi olmayan insan yalnızdır. Yalnız insan, kendisine değer verecek ve kendisini yürekten sevecek insan bulamıyor. Yalnız olan ve sevilmediğini düşünen herkes, bu dünyada boşuna yer kapladığını düşünür. Boşluğa düşüyor ve görüntüsüne hiç önem vermiyor.
Fuzuli’nin şu mısraları ne kadar düşündürücü ve anlamlıdır:
”Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bad-ı sabahtan gayri.”
İstiyoruz ki, kapımızı bir sabah rüzgârı açsın, bir insan sesi bizi onaylasın, bizi dinlesin, bize bu dünyadaki varlığımızın işe yaradığını hissettirsin.
Kendini yalnız hisseden insanlarla dostluğumuzu paylaşabiliriz, onlarla güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurabiliriz. Onlara sevgi ve arkadaşlığımızı sunabiliriz. Emily Dickinson (1830- 1886) ne güzel söylüyor: “Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem, bir yaşamdan acıyı alabilirsem ya da bir acıyı hafifletebilirsem ya da bir ardıç kuşunu yuvasına koyabilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım.”
Günümüz dünyasında, “hayat mücadelesi” şiddetini kaybedince “ne için yaşamalıyım?” sorusu gündeme gelmiştir.