Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLAN ASİL TÜRK GENÇLERİ!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Gençliğe Hitabe”sinde; “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyerek “En büyük eserim!” dediği “Cumhuriyet”i, sizlerin güvenli ellerine teslim etmiştir. Atatürk’ün Türk gençliğinin bu onurlu görevi yerine getirmede muhtaç olduğu kudretin, damarlardaki asil kanda mevcut olduğunu belirtmiştir. Bu kan, Türklük gurur ve şuurudur. “Türklük”, bizim millî kimliğimizin adıdır. Türklük gurur ve şuuruna sahip olmak demek, Türk milliyetçisi olmak demektir.
Milliyetçilik; mensup olduğu milleti, onun anlaşma vasıtası olan dilini, millî kimliğini oluşturan millî kültürünü, üzerinde özgür ve bağımsız yaşadığı vatanı, milletler ailesi içinde yerini belirleyen devletini sevmek, onun yüceltilmesi için milletin diğer bireyleriyle birlikte çalışmak ve bu bilinci gelecek kuşaklara taşımaktır. Özgür ve bağımsız devletimizin simgesi, rengini kanımızdan, ayını ve yıldızını göğümüzden alan “Ayyıldızlı nazlı aLbayrak”tır. O bayrak, bizim, şanımız, şerefimiz, onurumuzdur.
Şairin dediği gibi;
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Dünya, kurulduğundan beri milletler mücadelesine sahne olmuştur. Türkler, Türkistan coğrafyasında yaşarken de, Asya ve Avrupa’nın birleştiği Anadolu ve Trakya coğrafyasına yerleştikten sonra da ve Avrupa’nın içlerine kadar gittiği dönemde de milletler mücadelesinin en önemli tarafı olmuştur. Türk milleti, tarihi boyunca beka sorunu, yani varlık-yokluk sorunu yaşamıştır. Bu coğrafi konumda yaşadığı sürece de bu sorunu yaşayacaktır.
Onun için istikbalimizin mimarı olan gençlerimizi; akıl, bilim ve tekniğin rehberliğinde donanımlı olarak yetiştirmemiz, böylece devletimizi kendi gücüyle ayakta durabilen bir devlet haline getirmemiz gerekir. Bunlarla birlikte gençlerimizi, “vatan-millet-devlet-Türkçe ve bayrak” sevgisiyle, Türk milliyetçisi olarak yetiştirmemiz gerekir. Varlığımıza düşman olan hiçbir güç, Türk milliyetçiliği setini aşamaz.
Türk Milliyetçiliği setini oluşturduğumuz zaman göğsümüzü gererek şöyle haykırabiliriz
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!