Ağır ekonomik koşullar, siyasetin kavgacı ve seviyesiz üslubu, hırsızın, katilin, haramilerin cirit attığı sokaklar, Latin Amerika ülkelerini hatırlatan olaylar, şiddet ve edepsizlikte sınır tanımayan haramzadeler, çocuk çeteleri, mafya yapılanmaları, uyuşturucu salgını, sanal kumar çılgınlığı, ben yaptım oldu rahatlığı, ülkede günden güne kaybolan değerlerin birer göstergesi olarak canımızı sıkıyor.
TV ekranlarında yayınlanan gündüz programlarında ki kepazelikler toplumun nerelere sürüklediğini gösteriyor.
Yavaş yavaş yaklaşan ve ön habercileri ile geliyorum diyen büyük bir deprem gibi toplumu ayakta tutan değerlerin erozyona uğraması, gelecek için endişe verici bir durumdur.
Bu gidişatın, günlük çekişmelerin gölgesinde kalması ve ciddiye alınmaması ağacın köklerinin kuruması gibi bir tehlikeyi işaret etmektedir.
Toplumsal hayatın fren sistemi niteliğinde olan değerlerin, hafife alınması, yok sayılması veya istismar edilmesi meçhule giden dümensiz bir gemiyi hatırlatmaktadır.
Toplumda şiddetin, yolsuzluğun, hırsızlığın artması, adalete olan güvensizlik, gençlerin deizm ve ateizme kaymaları, gençlerin büyük bölümünün yurt dışına gitme arzusu, din ile yaşantısı arasına mesafe koyanların çoğalması, dini değerlerin örselenmesi, millî ve manevi değerlerin içinin boşaltılması rahmetli Bahtiyar Vahapzade’nin “Hara gedir sabahımız “ şiirini hatırlatmaktadır.
Bu gidişatın vahametini anlayan ve bu duruma dur denilmesi gerektiğini fark eden yetkililerin bir an evvel bu konuya eğilmeleri ve gerçek çözümler üretmeleri gerekmektedir.
Devletler, modern şehirler inşa edip, lüks yollar, gösterişli binalar, parklar, bahçeler, hastaneler, fabrikalar, barajlar vs yapabilir. Bu hamleler, toplumsal değerlerin yaşatılması ve korunması ile desteklenmezse hiçbir mana ifade etmez.
Hafta başında önemli bir siyasetçi bu gidişat hakkında çarpıcı bir açıklamada bulundu.
Bu önemli isim, artık, azizi millet kavramının kaybolduğunu, toplumun dinden uzaklaştığını, dindarlığın herkesin kaçtığı bir noktaya geldiğini, takkeli, takkesiz bir sürü şarlatanın konuştuğunu, vatandaşın kime inanacağını şaşırdığını, bu yalanlar yüzünden insanların müslümanlığı bıraktığını, başörtüsünü ve namazı terk ettiğini ifade etti.
Erdemin ve etik değerlerin kaybolduğuna işaret eden siyasetçi, toplumun yansımasının parlamentoda olduğunu hatırlatıp, çarenin, ahlaki bir yükseliş içinde olabilecek insanları kazanıp, değerleri topluma kazandırmak olduğunu belirtti.
Bu itiraf, yaşanılan bir gerçeğin açık ve net bir şekilde ifadesiydi.
Çok sayıda imam hatip okulu, Kur'an kursu ve sıbyan mektebi açmakla, hafız ordusu kurmakla her köşe başına cami yaptırmakla bu gidişatın önüne geçilemediği anlaşılmaktadır.
Konuyla ilgili bir cami imamının camisinin duvarına astığı “Çocuklara ibadet etmeyi öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim yoksa, Çocuklarımız; Namaz kılan bir hırsız, oruç tutan bir sapık Hacca giden bir yalancı, Kurban kesen bir tefeci, Şehadet getiren bir terörist olabilir.” Yazı, harika bir uyarıdır.
Aziz millet kavramının kaybolduğunu söyleyen siyasetçinin bu gelinen noktada vebalinin olduğunu itiraf etmemesi ise bir başka etik dışı durumdur.
Siyasi çekişmeler, kutuplaşmalar, sen ben kavgası ve bu yolda bozuk para gibi harcanan değerlerin içinin boşaltılmasıyla bu günlere geldik.
İlkeli, erdemli, onurlu, dürüst, ahlaklı insanların toplumda ilgi görmemeleri, arsız ve namussuzların işini bilen kişi olarak iltifat görmesi, çürümüşlüğün ve gelinen noktanın somut ifadesidir.
Gösterişçi dindarlık, sahte vatanseverlik, temel felsefesinden uzaklaştırılmış Atatürkçülük, bilinçsiz demokrasi anlayışı ,seküler bir yaşantı tarzının özendirilmesi Anadolu irfanının unutturulması gibi faktörler gelinen durumun baş aktörleridir.
Geleceğe ümitle bakmak, bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmakla sağlanabilir.
Çıkarları ve gelecekleri uğruna aziz milleti bu hale getirenlere karşı " Biz bu toprakların emzirdiği çocuklarıyız. Bu toprakların kadim kültürü ile beslendik ve besleneceğiz" diyebilecek bir şuurla yarınlarımızı güvece altına alabiliriz.
Selam olsun bu şuurla hayat yolunda yürüyen erdemli insanlara...