Hukuk iki veya daha fazla kişi arasındaki hak kaybına bağlı taleplerin ve saldırganlığın adaletsizlik boyutuna geldiği zaman düzen sağlayıcı olan hükümlerdir. Çocukluğumdan itibaren karşılaştığım her adaletsizlik başkalarında elli birim etki yapıyorsa ben de 150 birimlik etki yaptığı için hukuk fakültesinde okumak ve adaletsizliği önleyenlerden biri olmak için çalıştım, çalışıyorum ve çalışacağım. Adaletsizliklere karşısında yasaların ve vicdanın emri olan yönde çabalamak ve hukuksuzlukları gidermek benim için vazgeçilmezdir. Bugüne kadar yüzlerce davanın avukatlığını üstlendim. Bu davalar ya vatandaşla vatandaş arasında ya da vatandaşla devlet arasında yaşanan ihtilaflardan kaynaklanmaktaydı. Ama asıl hukuki mücadelem, Türk milletine haksız ithamlarda bulunanlarla ve haksız uygulamalar yapanlara karşıdır. (2)
Bilinçli aydınlarımız, Müslüman-Türklük aleyhine söylenmiş yalanların, iftiraların ve tuzakların cevabını vermektedirler. Bir aydın ve bir avukat olarak çeşitli toplulukların sınır tanımaz ölçülerde Türk düşmanlığı yaptıklarını ve iftiralarda bulunduklarını görüyorum, duyuyorum ve çok üzülüyorum.
Türklere yapılan zülüm ve katliamlardan biri, Sovyet rejiminin Müslüman olanlardan nefret edip 80 yıl boyunca yaptıklarıdır. Rejim alenen Türk düşmanlığı yapmıştır. Bu çirkin vahşetin benzeri iki azılı düşmanlık daha vardır. Bunlardan biri Ermeni Diasporası diğeri ise Rum çılgınlarıdır. Asıl mahkeme tabiî ki tarihî belgelerde bulunan veya destanlara, türkülere, masallara yansıyan adalet çığlıklarıdır. (3)
Prof. Dr. Sadık Kemal Tural, Türk milletinin avukatlığını, sözcülüğünü üstlenmiş bulunan kültür tarihi profesörlerinden birisidir. Sadık Hoca, TEKAR bünyesinde yakından tanıma imkânı da bulduğum bir büyüğümüz. Sadık Hocamızın, benzeşirlik ve benzeşme, anlatma ihtiyacı ve ‘merhametin temellendirdiği vicdan’ kavramları bence orijinal ve çok gerekli düşünce anahtarları. Sadık Hocam, KÜLLÜK toplantılarından birinde şunları söylemişti: Ruh, beden ve nefis adlı enerji yansıtma merkezlerinden oluşan bir bütünlüktür. Feodalizm, kapitalizm ve komünizm bu bütünlüğün RUH kısmını inkâr ettirmeyi amaçları için elzem saymış. İnsandaki Ruh Allah’ın lütfu olan, Rab ile bağlantılanan özel enerji merkezidir. Ruh iman ve ilhâm ile beslenen bir arıtıcı enerji merkezidir. Ruh insan için bilinmezlik ile kuşatılmış. Ben insandaki apak olan ruhun ölümlü olmadığına, RAB ile ve meleklerle bağlantılandığına inanıyorum.” Bu cümlelerden çok etkilendiğimi söylemekten isterim.
Sadık K. Tural Hoca’nın Yüzyıla Damgasını Vuran Önder Atatürk isimli kitabını dokuz yıl önce hayranlıkla ve ağır ağır okumuştum. 2025 yılında ise önce ‘Tarihten Destana Akan Duyarlılık; sonra, ‘Sorulara Cevaplar isimli kitabının birinci cildinin yeni baskısını çize çize okudum. İçinde bulunmaktan zevk ve şeref duyduğum kuruluşlarımızın üyelerinin ve değerli ve iyi niyetli meslektaşlarımın Sadık Hocamızın “Sorulara Cevaplar” adlı kitabını da okumalarını çok isterim. Bu kitap da Sadık hocamız, ülkemizin içinde bulunduğu dramatik tabloların arkasındaki kavram kargaşasını tahlil eden cevaplar veriyor.
Sadık Hocamızın yazdığı kitapların ve günlük konuşmalarının içinde muhakemesini biçimlendiren bilinçli ve vicdanlı duyarlılığını görüyorum. Sadık Hocamız, kavramları temel yaparak ve adeta milletimizin avukatlığını üstlenerek Türklüğe yapılan iftiraları cevaplandırmaya çalışmaktadır. Sadık Hocamız, Türk dünyasında veya Türkiye’de adaletsizlik yapanlara veya iftira atanlara karşı tavır almış kimselerin yanlarında saf tutmasıyla tanınmıştır.
Ben bu yazımda Hoca’nın “Tarihten Destana Akan Duyarlılık” adlı kitabına değineceğim. Bu kitabın içinde Dede Korkut gibi, Manas gibi binlerce yıldır yaşayıp gelen kaynaklara ait bilgiler ve değerlendirmeler bulunuyor. Tarih konulu roman yazmak isteyenler de yazanlar da Sadık Hoca’nın konuya ilişkin görüşlerini bu kitabında bulacaklardır. Bir kahraman fikir adamı olan Baymirza Hayit’in destanını bilmek isteyenler bu kitabı mutlaka okumalıdır. TÜRKSOY güzel bir iş yapmış ve böyle bir kitabı yayımlamıştır, keşke bu kitabı Türk lehçelerinde de İngilizce olarak da yayımlanmasını sağlasa... Bu eseri bizlere kazandıran Prof. Dr. Sadık Kemal Tural hocamızı ve Türksoy Genel Sekreter Yardımcısı Sait Yusuf Bey’i kutluyorum.
Tarihten Destana Akan Duyarlılık isimli kitabında Sadık Hoca, iki ana kav[1]ram ortaya koyuyor ve bunların sınırlarını çiziyor: ‘Tarihî olan’ ile ‘Tarih olan’ kavramları. Tarihî olan, ‘belge sayılan yazılı ve/veya maddî kalıntılara bağlı olarak verilen bilgilerin, hükümleri adı imiş. ‘Tarih olan kavramı da bir şahsın, bir grubun ve/veya karşıt bir kesimin, bir kahramana veya topluma ait anlattıklarından’ bize ulaşan, mit, masal, kıssa, destan, latife yahut hikâye türlerine “yansıyan” bilgiler ile “diğer maddî kalıntı ve uygulamalar” ın adı olmalıymış. Kitapta tarihin hikâyelendirilmesiyle ilgi çok önemli bilgiler de vurgulu ifadelerle yer almış.
Ben aydınımızın yarısına yakınının, siyaset ve üst bürokrat alanındaki insanların ise çoğunluğunun, zaman zaman akıl tutulması yaşamasının nedenlerini bir kere daha anladım: Geçmiş bilgisinin tarih olanlarını da tarihî olanlarını da bilmemekten doğan kusurlar, hatalar, yanlışlar...Bu kitapta da işaret edildiği üzere, Allah’ın vahiy aracılığı ile ilettiği kıssalardaki bilgiyi anlamayan, kendi istediği yönde anlatmaya kalkan aldatıcılar, unvanı ve görevi ne olursa olsun yalancıdırlar. (Sadık Hoca, Sorulara Cevaplar -I- ve Şahsiyetler ve Eserler adlı kitaplarında ‘zekâyı işleten anahtarlar’ saydığı kavramları tanımlıyor, sunduğu bilgileri kavramlaştırırken aldatıcıları da işaret ediyor.)
Hocamız telefonla görüşürken, “Allah’a inanmayanın aklına şaşarım; bu vatan Allah’ın Türklere emanetidir, Allah’a iman edenler, vatanseverliği de farz sayarlar. Bu farzdan habersiz çok vatandaşımız vardır.” demişti. Bu konuşmadan sonra kimler sadece vatandaştır fark etmeye başladım. Tarihten Destana Akan Duyarlılık adlı bu bilgi hazinesi, TÜRK ATA’nın farklı adlarla farklı coğrafyalarda yok edilme ve iftiralardan bunalma gibi dertlerle boğuşanların hayatına değinen uyarıcı, savunucu bilgilerle dolu. Gerçek bilginler bu çok özel kitabı çeşitli açılardan değerlendireceklerdir. Bir avukat olarak ben de kitap vesilesiyle kazandığım fikir ve düşüncelerimin bazılarını paylaşmak istiyorum.
Türk Atanın üç oğlundan (İSKİT/Sıkıf, KAPUÇAK/Kıpçak, UĞUZ/Oğuz, Ugor) hangisinin torunu olursak olalım ortak atamız aynıdır.
Farklı coğrafyalarda dilleri bile farklılaşan bu kökü ve atası aynı halkları birbirinden uzaklaştırmak isteyenler üç bin yıldır uğraşmaktan bıkıp usanmadılar.
Musevilik veya Hıristiyanlık öfkesi ile Müslüman Türkleri yok etmek isteyen dindar ve kindar düşmanların bir kısmı ne yazık ki aramızdadır, etki ve yetki sahibi bile olmuşlardır. Onları destekleyen finans merkezleri vardır.
Tarih okumayanlar, özellikle de 1900’dan bugüne gelen tarihi okumayanlar, yanılıp yanlış hükümlerle aldatılabilirler.
Bilgisini, duyarlılıkla, duyarlılığını bilinçle yoğuranlar tarihçilere kulak ve[1]renler, örtülü ve açık düşmanların oyununa gelmezler...
Türk kökenli halkların ortaya koyduğu destanları öğrenmek “bilinçlenmeyi artırır.”
Sadık Hoca’nın KÜLLÜK’ün son toplantısında söylediği iki cümle ile yazımı tamamlamak istiyorum:
“Birey, topluluk ve millet olarak bilincimizi, ahlâkımızı ve vicdanımızı korumanın yolunu bulmayız. Bu korumanın iç kalesi olan aileyi güçlendirmeli, millî erdemlere dayanan, benzeşirliğin mühimmatımız olduğu bir savunma stratejisi oluşturmalıyız.”
Arif AVCI (1)
(1) Ankara Barosu’na bağlı serbest avukat; TEKAR Başkan Yardımcısı
(2) TEKAR (Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı) olarak öncelikle vatandaşlarımızı sonra da yabancıları bu konuda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Vakfımıza ait web sayfasına bakılabilir.
(3) 2025 yılında kurduğum ULUSLARARASI SUÇLARI ÖNLEME VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ, Türk kökenli halklara uygulanan yok etme nitelikli ideoloji veya din görünümlü kin ve öfke nedeniyle yapılan insanlık dışı işlemleri araştırmayı üstlenecek. Rusların, Ermenilerin, Rumların, Bulgarların Asya’da ve Anadolu ve Balkanlarda yaptıklarının gündeme getirilmesi gerekir. Artvin, Kars, Ardahan ve Erzurumlu veya Güneyde Fransızların, Ege bölgesine Yunanlıların yaptıkları çılgınlıkların yol açtığı ağıtların içinde, hikâyelerin içeriğindeki mesajları bilmek ve bilinmesini sağlamak atalara karşı sorumluluktur. Bunların unutulmasını isteyenler bilinç, ahlâk ve vicdan yoksuldurlar