M. Halistin KUKUL

Şair - Yazar

[email protected]

Son Haçlı Seferi ve Tuhaf Bir Analiz

Tabiî ki, ‘sonuncu’ değil, ‘son” sefer!… Emperyal kafaların seferlerinin sonu gelmez!..

Onların kafasında, hâlâ Attilâ, Kürşad, Fâtih var!..

Sen; kendi adamlarını hor görür, bir arada tutmayı beceremezsen, adamlar gelir, haklı veya haksız, tepene binerler!..

Önce, sen, kendi işini bileceksin!..

ABD-İsrail ve yanıbaşında hazır olarak bekleyen birçok Avrupa ve hattâ İslâm ülkeleri denilen bâzı Arap devletleri de bunun içinde…

Daha ilk gün; dînî lider Hamaney, savunma bakanı, genelkurmay başkanı vs üst idârecileri ve yüzlerce çoluk-çocuk öldürüldü.

İçi dolu okullara ve hastahânelere bombalar yağdı…

Bugün, beşinci gündeyiz…Çepeçevre ateş küresi…Füzeler, dronlar âdeta yağmur gibi!..

Bütün dünya...Herkes, televizyonlarının başında, film seyreder gibi, hattâ futbol maçı seyreder gibi karşılıklı füze atışlarını seyrediyor.

Buna rağmen, kimisi duymuyor, kulağının üzerine yatıyor; kimisinin de ağzını bıçak açmıyor!..

Bu zâlimlerin petrol ve yer altı zenginliklerine sahip olmak için yapmayacakları bir şey yok…Çünki, emperyalizmin ne usûlü ne de adâleti vardır!..

Tek marifetleri “kaba kuvvettir” ve bununla da tıynetlerinin, gereğini yapıyorlar, başka îzahı yok!..

Diğer taraftan;

İç çekişmelerin, kavgaların, sataşmaların, sözdalaşlarının, çatışmaların, gafletin hattâ ‘kibrin’, insanı ve Devleti nerelere sürüklediğinin de ispatını yaşıyoruz.

Şu anda, hıristiyan dünya, İran’a karşı çok geniş çaplı ve acımasız bir hücûmdadır.

Rusya ve Çin bile temkinli olmakla birlikte, tedbiri elden bırakmamaktadır.

Kimse, kimse için kendini ateşe atmak düşüncesinde değil…

Çünki; Devlet aklı ‘tarihi iyi okumakla’ başlar…

Uzun mes’ele, bekleyip göreceğiz!..

….

‘Tuhaf Bir Analiz’e gelince..O da, gerçekten, bir başka tuhaf’tır!..

Türkiye’de, İncirlik ve Kürecik diye iki ABD üssü bulunuyor…Hâlleri nicedir, bilinmez, elbette bilinmemeli!..

Devlet bilmeli ve illâ ki, biliyordur!..

İlk iş; Dışişleri Bakan Yardımcısı “ev kıyafetiyle” Son Haçlı Seferi hakkında El-Cezire televizyonuna mülâkat vermiş. İyi mi?

Tam bu sıralarda, Hazine ve Maliye Bakanı “Milli gelirimizin 1,6 trilyon dolara, kişi başına düşen gelirimizin ise,  18 bin 40 dolara yükseldiğini ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olduğumuzu öngörüyoruz” haberini aldık. Bu da iyi(!) olmalı!..

Ardından, iktidar mensubu bir başka yetkili salâhiyetli kişi de, “Emekli ikramiyeleri için kaynak üretmekte zorlanıyoruz” tarzında bir beyanda bulundu. En âlâsı (!) ise, bu!

Üzülmemek elde değil!..

Dışişleri ise, temkinli!..Irak’taki, Suriye’deki hatalara düşülürse, vahim!..

Anamuhalefet; Son Haçlı Sefercilere yüklenerek, iktidarı tenkid etti; yapılması gerekenlere dâir görüş belirtti.

İstişâre var mı? Hayır!..Herkes kendi cephesinden esip gürledi!..

Tabiî ki, diğer partilerden de benzer çıkışlar oldu!...

Oldu da…Hiçbiriniz, hiç değilse, üç-beş dakikalığına bile bir araya gelemiyor ise, söyleyebileceğimiz söz kalmıyor!…

Adam(lar) (!), dünyanın bir ucundan gelip yanıbaşımızdaki komşumuzun altını üstüne getiriyor…Siz, bir araya gelemiyorsunuz, vah ki, vah!!!

Bir sözüm daha var; o da kendilerine, “Atatürk milliyetçisi”yim ve “milliyetçiyim” diyenlere!..

Birinci; tek başına, ana-muhalefet!..İkinciler ise, oldukça çok!..

Bu çokların biri, iktidar cenahında ve sâdece onun isminde, bu kelime bulunuyor!..

Sözünü edeceğim “oldukça çok” dediklerimden sâdece birinin Meclis’te temsilcisi var…Kalanları, üçer-beşer oy peşinde, gezgin!…

İsterseniz onları da sıralayayım: Halaçoğlu, Zeybek, Aydın, Özdağ, Destici, Baş, Çayır, Ağıralioğlu…

Bunlar, herhâlde, bir araya gelmeyi gururlarına yediremiyorlar ammâ halkın, peşlerinden gitmelerini de hararetle istiyorlar / bekliyorlar!..

Yazık!..

Bu saydığım “Atatürk milliyetçisiyim” ve “milliyetçiyim” diyenler arasında bakanlık yapmış kişiler, kıymetli tarihçiler ve p(u)rofesörler de var…

Fakat…

Bunların hiçbirinin, ‘ tarihi’, hakkı ile okuduğunu, dünyanın gidişatını “analiz” edebildiğini düşünmüyorum!..

Edebilmiş olsalardı, herbiri bir köşede oturmazdı, bir araya gelirlerdi ve sahaya inerdi.

”Tuhaflık”, işte, buradadır!..

Biz; birkaç mahalle ötemizdeki ‘gönüldeşimiz” ile bir sohbet bile yapamıyoruz ammâ o adamlar(!) binlerce kilometre uzaklardan, birkaç varil (!) petrol için yol tepip geliyor, her yeri altüst ediyor ve çoluk çocuk demiyor, öldürüyorlar!..

Türkiye’yi, Türk Dünyâsı’nı hattâ dünyayı ayağa kaldıracağız, öyle Mİ?

Türk Devletleri Teşkilâtı’nın da nerede olduğunu bilmek istiyoruz!..

Duâm ve son sözüm şudur;

Allah; Türk Milleti olarak, bize, rehâvetten kurtulmamızı ve aklımızı başımıza devşirmemizi nasip etsin!..