Prof. Dr. Yunus Vehbi YAVUZ

Akademisyen

Zekât Hakkındaki Bazı Âyetler

“İnsanların malları içinde büyüsün diye ribaya verdiğiniz mallar, Allah katında büyümez. Allah rızasını kastederek verdiğiniz zekâtlar var ya… Onları verenlerin malları katlanacaktır.” (Rûm, 30/39)
“Allah riba mallarını eksiltir, sadakası verilen malları ise çoğaltır. Allah, çokça nankör ve her günahkârı sevmez.” (Bakara, 2/286)
“İman edip faydalı iyi işler yapanlar, namazı kılanlar ve zekâtı verenler için rableri katında ecirleri vardır; onlar için koru da üzüntü de yoktur. Ey inananlar! Allah2tan sakının ve borç maldan geride kalan fazlalığı bırakın, almayın. (Bakara, 27277)
“Namazlarında huşu duyanlar, boş işlerden ve boş sözlerden yüz çevirenler ve zekâtı fiili olarak gerçekleştirenler kurtulmuştur.” (Muminûn, 23/1-3) Burada zek3atın kurumlaştırılmasına işaret vardır. Zekât verenler ifadesi yerine “failûn” kavramı kullanılmıştır. Fail bir şeyi fiil haline getiren uygulayan demektir. Yani zekâtı kurumlaştırarak uygulayanlar manasını anlayabiliriz.
“Şunlar hikmet dolu kitabın âyetleridir; güzel işler yapan, namazı kılan, zekâtı veren ve ahrete kesin olarak inananlara kılavuz ve rahmettir. İşte onlar rableri katından hidayet üzerindedirler ve onlar kurtulacaklardır.” (Lukman, 31/1-5)
“Nafaka olarak harcadığınız şeyleri Allah bilir. Zalimler için herhangi bir yardımcı yoktur. Sadakaları eğer açıktan verirseniz ne güzeldir? Eğer gizler de fakirlere verirseniz bu sizin için çok daha hayırlıdır. Allah kötülüklerinizden bir kısmını örter. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Bakara, 2/270-71)
“Biz insan için iki göz, bir dil ve iki dudak kılmadık mı? Ona iki yolu da göstermedik mi? Una rağmen o, yokuşu tırmanamadı. Yokuş nedir bilir misin? Köle azad etmek yahut açlık gününde akrabadan olan yetime yahut toprakla özdeşleşmiş yoksula yemek yedirmektir.” (Beled, 91/8-17)
“Severek yoksula, yetime ve sire yemek yedirirler.” (İnsan, 76/8)
“Ey Peygamber hanımları! ….. Namazı kılın; zekâtı verin, Allah ve Resûlüne itaat edin. Allah ancak sizden Ehl-i Beyt olarak pisliği temizlemek ve sizi tertemiz hale getirmek istiyor.” (Ahzab, 33/23)
“Namazı kılıp zekâtı verirseniz, benim elçilerimi takviye ederseniz ve Allah2a güzel bir şekilde borç verirseniz elbette kötülüklerinizi örtecek ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyacağım.” (Maide, 5/12)
“Ey inananlar! Kazandıklarınızın tertemiz olanından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan verin. Size verilse gözünüz kapalı olmaksızın almayacağınız derecede, yerden çıkanların habis olanını vermeye kalkmayın.” (Bakara, 2/267)
“İnanıp yararlı işler yapanlar; namazı kılıp zek3atı verenler için Rableri katında ecirleri vardır; onlar için korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir.” (Bakara, 2/276)
“O kimseler ki, onları yeryüzüne yerleştirince namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emredip kötülükten sakındırırlar. İşlerin âkıbeti Allah’a aittir.” (Hac, 22/41)
“İnanan erkeklerle inanan kadınların bazısı bazısının velisidir; iyilikleri emrederler, kötülüklerden sakındırırlar; namazı kılarlar, zekâtı verirler; Allah ve elçisine itaat ederler. Allah işte bunlara merhamette bulunacaktır. Allah gerçekten güçlü ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/71)
“Allah’ın unutanlar gibi olmayın. Allah da onlara kendilerini unutturmuştur. İşte onlar fasıklardır.” (Haşr, 59/19)
“Bu kitapta hiç şüphe yoktur. O gabya inananlara, namazı kılıp zekâtı verenlere ve verdiğimiz rızıklardan infak edenlere kılavuzdur.” (Bakara, 2/2-4)
“Hayır türünden yaptığınız infaklar Allah yolunda mahsur olan fakirlerin hakkıdır. Öyle fakirler ki, iffetliliklerinden dolayı, bilmeyen kendilerini zengin sanır. Sen onları simalarından tanırsın; insanlardan ısrarla bir şey istemezler. Hayır türünden yaptığınız infakı Allah bilir.” (Bakara, 2/273)
Yukarıdaki âyet-i kerime aynı zamanda zekât verilecek yoksulların halini de haber vermektedir.
“Namazı kılıp zekâtı verenler yok mu? İşte biz onlara büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisa, 4/162)
“İnananlar, yararlı işler yapanlar; namazı kılıp zekâtı verenler için Rableri katında ecirleri vardır; onlara korku yoktur ve de üzülmeyeceklerdir.” (Bakara, 2/277)
Zekât ile namaz ve yararlı işlerin bulunduğu toplumla korku bir arada bulunamaz. Böyle toplumlar güven ve huzur içinde yaşarlar. Çağdaş İslam toplumlarının huzursuzluk sebebini bu noktalarda aramak gerekir.
“Namazı kılın; zekâtı verin. Kendiniz için takdim ettiğiniz şeyleri Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Bakara, 2/110)