İlhan KARAÇAY

İş Adamı - Yazar

Kadınlar Günü Hollanda’da Coşkuyla Kutlandı

AMSTERDAM’DA BİNLERCE KADIN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK İÇİN YÜRÜDÜ

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl da dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Hollanda’da da binlerce kadının katıldığı etkinliklerle kutlandı. Amsterdam’dan Rotterdam’a, Arnhem’den Den Haag’a kadar birçok şehirde düzenlenen yürüyüşler, toplantılar ve dayanışma programları, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin hâlâ ne kadar güçlü ve canlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Başkent Amsterdam’da Dam Meydanı’nda toplanan binlerce kadın pankartlar, dövizler ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçerken, dünyanın farklı ülkelerinde hak mücadelesi veren kadınlarla dayanışma mesajları verildi. Kadınlar yalnızca kendi hakları için değil, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir dünya için seslerini yükseltti. Bu anlamlı gün vesilesiyle Hollanda’da yaşayan Türk toplumu da çeşitli etkinliklerle Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı ve kadınların toplumdaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.                                     

Kadın hakları alanında çalışan kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve çeşitli dernekler tarafından düzenlenen programlarda kadınların eğitimde, çalışma hayatında, siyasette ve sosyal yaşamda daha güçlü bir konuma ulaşması gerektiği vurgulandı. Yapılan konuşmalarda, kadınların toplumsal hayata aktif katılımının yalnızca kadınlar için değil, toplumların gelişmesi ve demokrasinin güçlenmesi açısından da büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Ardından Amsterdam, Rotterdam, Arnhem, Utrecht ve Den Haag başta olmak üzere birçok şehirde düzenlenen yürüyüşler, toplantılar, paneller ve kültürel etkinliklerle kadınların toplumdaki yeri, hakları ve eşitlik mücadelesi bir kez daha gündeme getirildi.

AMSTERDAM’DA BİNLERCE KADIN SOKAĞA ÇIKTI                                       

Hollanda’daki en dikkat çekici etkinliklerden biri başkent Amsterdam’da gerçekleşti. Binlerce kadın, eşitlik, özgürlük ve dayanışma taleplerini dile getirmek için sokaklara çıktı.

Gösteriye katılan kadınlar ve destek veren gruplar, Amsterdam’ın simgesel noktalarından Dam Meydanı’nda toplandı. Burada yapılan konuşmaların ardından kalabalık grup pankartlar ve dövizler eşliğinde Museumplein’e doğru yürüyüşe geçti.

Yürüyüş boyunca kadın hakları, toplumsal eşitlik ve özgürlük talepleri dile getirilirken dünyanın farklı bölgelerinde mücadele eden kadınlarla dayanışma mesajları verildi. Eylemde taşınan pankartlarda kadın cinayetlerine, savaş politikalarına, ayrımcılığa ve cinsiyet eşitsizliğine karşı güçlü mesajlar yer aldı.

Konuşmacılar yaptıkları açıklamalarda kadınların hem toplumsal yaşamda hem de siyasal alanda eşit temsil hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı. Kadınların örgütlü mücadelesinin yalnızca kadınlar için değil, daha özgür ve daha adil bir dünya için de büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Dam Meydanı’ndan Museumplein’e uzanan yürüyüş boyunca sloganlar atıldı, dayanışma mesajları paylaşıldı ve kadınların ortak mücadelesinin gücü vurgulandı. Program yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

             ARNHEM’DE DAYANIŞMA BULUŞMASI

Kadınlar Günü kapsamında dikkat çeken etkinliklerden biri de Arnhem kentinde gerçekleştirildi. Farklı kültürlerden kadınların katıldığı programda kadın haklarına dikkat çekildi ve dayanışma mesajları verildi.

Film gösterimi, sohbet ve sanat etkinliklerinin yer aldığı programda amaç yalnızca bir günü anmak değil, kadınların yaşadığı sorunları görünür kılmak ve bu sorunlara birlikte çözüm aramak olarak ifade edildi.

Etkinliği düzenleyen Demokratik Dernekler Federasyonu DSDF, Dolle Mina Vakfı ve IWEE vakfı yetkilileri yaptıkları konuşmalarda kadın haklarının yalnızca belirli ülkelerin değil tüm dünyanın ortak meselesi olduğunu vurguladılar.

Katılımcılar kendi deneyimlerini paylaşırken farklı kültürlerden kadınların bir araya gelmesi etkinliğe ayrı bir anlam kattı. Organizatörler, dayanışmanın kadınların sesini daha güçlü hale getirdiğini ifade etti.

      HOLLANDA’DA TÜRK KURULUŞLARINDAN ETKİNLİKLER

Hollanda’da yaşayan Türk toplumu da Dünya Kadınlar Günü’nü çeşitli etkinliklerle kutladı. Türk dernekleri, kadın kuruluşları ve bazı sivil toplum örgütleri düzenledikleri toplantılar ve yayımladıkları mesajlarla bu anlamlı güne dikkat çektiler.

Hollanda’da yıllardır düzenlenen bu etkinliklerde kadınların aile içindeki rolü, sosyal hayattaki katkıları ve toplumun gelişmesindeki etkileri sık sık dile getiriliyor. Kadınların eğitimde, iş hayatında ve sosyal yaşamda daha güçlü bir yer edinmesinin önemine vurgu yapılıyor.

Kadınların üretimde, eğitimde ve toplumsal yaşamda daha güçlü bir şekilde yer almasının toplumların gelişmesi için vazgeçilmez olduğu ifade edildi.

ATATÜRK VE TÜRK KADININA VERİLEN DEĞER                                    

Kadın hakları söz konusu olduğunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği önem her zaman hatırlanır.

Atatürk, Türk kadınının toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmuş ve bu doğrultuda önemli reformlara imza atmıştır. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının birçok Avrupa ülkesinden önce tanınmış olması, Atatürk’ün kadın haklarına verdiği değerin en somut göstergelerinden biridir.

1935 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 18 kadın milletvekilinin görev yapmaya başlaması da bu anlayışın önemli bir sonucudur.                     

Atatürk’ün kadınların toplumdaki yerini anlatan sözleri bugün de sık sık hatırlatılmaktadır.
“Dünyada her şey kadının eseridir.”

Atatürk bir başka sözünde ise şu ifadeleri kullanmıştır: “Efendiler; erkek her şey olabilir. Ama ana olamaz. Bu yüzden kadın erkeklerden önce gelmelidir. Kadına hürmetle mükellefiz.”

Kurtuluş Savaşı sırasında Türk kadınının gösterdiği fedakârlıklar da tarihin unutulmaz sayfaları arasında yer almaktadır. Cephane taşıyan, yaralı askerleri tedavi eden ve cephe gerisinde büyük bir mücadele veren Anadolu kadınları, bağımsızlık mücadelesinin en önemli kahramanlarından biri olmuştur.

BÜYÜKELÇİ FATMA CEREN YAZGAN’DAN ANLAMLI MESAJ                                    

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da Uluslararası Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türk diplomasisinin öncü kadınlarından Filiz Dinçmen’i hatırlattı.

Büyükelçi Yazgan mesajında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Büyükelçisi Sayın Filiz Dinçmen 1982’de Hollanda Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak Lahey’e atandı.

Büyükelçi Dinçmen ve onun kuşağı öncülerimizdi.
Verdikleri sessiz mücadelede, azimleriyle, dirayetleriyle ve vatan sevgilerini her şeyin, hatta kendilerinin de önüne koyarak Türk kadınlarının diplomaside yükselmesini sağlayan bu büyüklerimize Uluslararası Kadınlar Günü vesilesiyle bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz.

Gelecek nesil kadın diplomatlarımıza onlardan bizlere miras kalan meslek sevgisini, mücadele ruhunu ve çalışma azmini devretmek için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.”

TÜRK DİPLOMASİSİNİN ÖNCÜ KADINI: FİLİZ DİNÇMEN                                                     

Türkiye’nin ilk kadın büyükelçisi olan ve 1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin Hollanda Krallığı nezdindeki Büyükelçisi olarak Lahey’e atanan Filiz Dinçmen’in adı bugün de Türk diplomasisinin öncü isimleri arasında saygıyla anılmaktadır.

Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan’ın Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda da özellikle vurgulanan Filiz Dinçmen’in diplomasi hayatı, yalnızca bir dönemin hikâyesi değil, aynı zamanda Türk kadınının devlet yönetiminde ve uluslararası temsil alanında verdiği sessiz ama kararlı mücadelenin önemli bir simgesidir.

Bu değerli öncünün diplomasi yolculuğunu, görev yıllarını ve ardında bıraktığı güçlü mirası daha geniş kitlelere aktarabilmek amacıyla Filiz Dinçmen üzerine kapsamlı bir kitap hazırlığı yürüttüğümü de bu vesileyle okuyucularımla paylaşmak isterim. Bu çalışma, hem Türk diplomasisinin önemli bir sayfasını hem de öncü bir Türk kadınının ilham veren hikâyesini gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflemektedir.

8 MART’IN TARİHİ: KADINLAR GÜNÜ NASIL DOĞDU

Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanan uzun ve zorlu bir mücadele tarihine dayanır. Bugün dünyanın birçok ülkesinde kutlanan 8 Mart, aslında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları ve eşit haklar için verdikleri mücadeleden doğmuştur.

1857 yılında ABD’nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında çalışan kadın işçiler, ağır çalışma koşullarına karşı seslerini yükseltti. O dönemde fabrikalarda çalışan kadın işçiler günde 16 saate varan sürelerle çalıştırılıyor ve çok düşük ücretler alıyordu. Çalışma saatlerinin düşürülmesi ve ücretlerin artırılması talebiyle yaklaşık 40 bin işçi greve başladı.

Kadın işçilerin öncülüğünde başlayan bu büyük direniş, tarihteki ilk kitlesel kadın işçi eylemlerinden biri olarak kabul edilir. Ancak grevi bastırmak isteyen polis işçilere müdahale etti. Fabrika sahiplerinin de desteğiyle bazı işçilerin fabrikaya kilitlendiği sırada çıkan yangın büyük bir felakete yol açtı. İçeride mahsur kalan işçilerden 129 kadın yanarak hayatını kaybetti.

Bu trajedi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. ABD basını olayın büyüklüğünü yeterince yansıtmasa da işçilerin cenaze törenine yüz binden fazla kişinin katıldığı kaydedildi. Kadınların eşit haklar için verdikleri mücadele böylece uluslararası bir sembole dönüşmeye başladı.                        
Bu olaydan yıllar sonra, 1910 yılında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da gerçekleştirilen Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Alman sosyal demokrat lider Clara Zetkin önemli bir öneride bulundu. Zetkin, kadınların eşit haklar için verdiği mücadeleyi simgeleyecek uluslararası bir gün belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Konferansa katılan delegeler bu öneriyi kabul etti. Böylece her yıl dünyanın farklı ülkelerinde kadınların eşitlik mücadelesini hatırlatacak uluslararası bir gün düzenlenmesi kararlaştırıldı. O yıllarda kadınların birçok ülkede seçme ve seçilme hakkı bile bulunmuyordu. Bu nedenle düzenlenecek etkinliklerin temel amacı kadınların siyasal haklarını kazanması ve çalışma hayatında eşitliğin sağlanması olarak belirlenmişti.                  

Uluslararası anlamda ilk Kadınlar Günü 1911 yılında Avusturya, Almanya, Danimarka ve İsviçre’de düzenlenen gösterilerle kutlandı. On binlerce kadının katıldığı bu etkinliklerde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, kadınların çalışma hayatında eşit haklara sahip olması ve eğitim imkanlarının genişletilmesi talep edildi.

Sonraki yıllarda Fransa, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde de Kadınlar Günü etkinlikleri düzenlenmeye başladı. 1913 yılında Rusya’da kadınlar ilk kez 8 Mart günü gösteriler düzenledi. Zor siyasi koşullara rağmen kadınların örgütlediği bu etkinlikler kadın hareketinin uluslararası boyut kazanmasında önemli rol oynadı.

Aradan geçen yıllar içinde kadınların eşitlik mücadelesi giderek güçlendi. Birleşmiş Milletler ise 1977 yılında aldığı kararla 8 Mart’ı resmi olarak Dünya Kadınlar Günü ilan etti. Böylece kadın hakları mücadelesinin simgesi olan bu tarih uluslararası düzeyde resmiyet kazandı.

Türkiye’de ise Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlandı. Ancak geniş katılımlı etkinlikler özellikle 1975 yılından itibaren yaygınlaştı. 1975 yılının Birleşmiş Milletler tarafından “Kadın Yılı” ilan edilmesi de bu sürecin hızlanmasına katkı sağladı. 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından bir süre kutlamalar yapılmasa da 1984 yılından itibaren kadın örgütleri tarafından her yıl yeniden düzenlenmeye başlandı.

Bugün 8 Mart, dünyanın birçok ülkesinde yalnızca bir kutlama günü olarak değil, kadınların karşılaştığı sorunların dile getirildiği ve çözüm yollarının tartışıldığı önemli bir gün olarak görülmektedir.

KADINLARIN GÜÇLÜ OLDUĞU TOPLUMLAR DAHA GÜÇLÜ OLUR

Günümüzde kadınlar eğitimden bilime, siyasetten sanata, ekonomiden spora kadar pek çok alanda önemli başarılar elde ediyor. Buna rağmen kadınların eşit haklara ulaşması için verilen mücadele hâlâ devam ediyor.

Dünya genelinde kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği önemli sorunlar arasında yer alıyor. Araştırmalar, dünyada her üç kadından birinin hayatının bir döneminde fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda kadın hakları konusunda farkındalık yaratma günü olarak görülüyor.

Hollanda’da düzenlenen etkinliklerde verilen ortak mesaj ise oldukça netti.
Kadınların güçlü olduğu bir toplum, geleceğe daha güvenle bakabilir.