Abdullah KÖKTÜRK

Eğitimci - Siyasetçi

‘’Aliya Gulü’’ Çocuk Şenliğinde Jüri Üyeliği

Bir gün telefonum çaldı. Telefonu açtığımda ise, aksanı biraz bozuk biriyle karşılaştım. Numarasına baktığımda da yabancı bir ülke vatandaşı olduğunu anladım.

Cevaben ‘’kimi aradınız’’ diye sorduğumda ‘’Abdullah Bey ile mi görüşüyoruz’’ dedi.

‘’Evet benim dinliyorum sizi’’ dediğimde ‘’Ben Kazakistan'ın Aktöbe şehrinden arıyorum. Sizi ülkemize davet etmek istiyoruz.’’ Dedi.

‘’Niçin davet ediyorsunuz’’ diye sorduğumda da ‘’çocuk şenliğimiz var Aktöbe de bu festivalde sizi aramızda görmek ve jüri üyesi olarak da görev almanızı istiyoruz’’ dedi.

‘’İyi de ben sizi tanımıyorum ki’’ dedim, cevaben de ‘’gelince tanışırız Ben Belediye Başkan Yardımcısı Azat Sultanov Şimdilik bu kadar tanışma yeter’’ dedi.

Bu arada telefon görüşmesini de biraz daha uzatınca, durum açıklığa kavuşmaya başladı.

Belediye Başkanlığımız döneminde, TRT'den sonra en büyük çocuk şenliğini Türkiye'de biz yapmıştık.

İzmit'teki bu törenlerimize de Kazakistan'dan da her yıl öğrenci grupları katılmışlardı. Hatırladığım kadarıyla giderken de çok memnun olduklarını defalarca söyleyip teşekkür etmişlerdi. Dolayısıyla bu tecrübemizden de istifade etmek istediklerini de konuşma sırasında dile getirmişti beni arayan bu kişi…

Biz de düşündük taşındık bir karar verdik. Eğitim öğrenci ve kardeş ülke söz konusu olduğunda, bizim de yardımcı olmamamız yanlış olurdu.

Gidiş dönüş uçak masrafları bize ait, orada kaldığımız süre içindeki tüm masraflar da Aktöbe Belediyesine ait olmak şartıyla ben de bu davetlerini kabul ettim.

Nihayet Festival günü geldi ve ben de uçakla önce Aktov oradan da aktarmalı olarak pervaneli bir küçük uçakla, Aktöbe şehrine 12 Haziran 2016 tarihinde varmış oldum.

Ertesi günüde Aktöbe Belediye Başkanı’nın misafiri olduk. Bizimle beraber çocuk şenliğine gelen 18 ülkenin temsilcileri de vardı bu birliktelikte.

Belediye Başkanı makam odasında, Hoş geldiniz konuşması yaptıktan sonra yöresel ikramlarını da yaparak bu arada misafirperverliğini de göstermiş oldu.

Ben söze girdim ‘’Başkanım çocuk festivaliniz hayırlı olsun, başarılı geçmesini temenni ediyorum’’ Biraz da tebessüm ederek ve samimi bir ifade ile ‘’Beni nereden tanıdığınızı da merak ediyorum?’’ dedim.

Başkan da gülümseyerek ‘’bir dakika’’ dedi ve masanın üzerindeki düğmeye basarak sanırım birilerini çağırdı ve o anda da kapı açıldı 3 erkek 2 kız içeri girdi. Bu yetişkin insanlar da gülerek bize doğru geldiler ve sarıldılar ‘’Hoş geldiniz Başkanım’’ dedikten sonra birkaç adım geri çekildiler. Ben merak içindeydim.

Bu arada Başkan söze girdi ve bana dönerek ‘’bu gençler sizi Bekirpaşa İzmit'te misafir ettiğiniz çocuklar. Bak şimdi büyüdüler belediyemizde çalışıyorlar. Siz onlarla çok ilgilenmişsiniz ki sizi unutamıyorlar. Çocuk festivali deyince de sizi anıyor ve dillerinden düşünmüyorlar. Sizi de onlar bize tanıttılar ve onun için sizi misafir ettik. Jüri üyeliğine davet ettik’’. İçimden ‘’Demek ki yapılan eylemler ilgiler ve iyilikler bir gün oluyor ve insanın karşısına çıkabiliyormuş’’ diye de içimden geçirdim. Başkanın odasında güzel bir tanışma ve kaynaşma toplantısının ilkini de böylece güzel bir ortamda yapmış olduk.

Yapılacak olan çocuk festivalinin adı da ‘’ALİYA GULÜ’’ idi. ALİYA GULÜ; Rus Alman savaşında büyük yararlılıklar göstermiş keskin nişancı olarak da büyük başarılar imza atmış 22 yaşlarında da şehit düşmüş bir Kazak kızı. Bizim Nene Hatun gibi gönüllerdeki bir kahraman. İşte bu festival onun anı ve hatırasına yapılan bir çocuk festivaliydi.

12-16 Haziran tarihlerinde yapılan bu festivale, her sene Kazakistan'ın diğer şehirlerinden gelen folklor ekiplere katıldığı gibi başka ülkelerden de kalabalık öğrenci grupları bu törende her sene yer alırlardı. Geleneksel hale getirilmiş Aliya Gulü çocuk Festivali de, görkemli bir şekilde Aktöbe de böylece kutlanmış olurdu, her sene.

18 ülkenin yetkilileri ile ilk toplantımızdan sonra, ikinci toplantı için de bir araya geldik. Bu toplantının en önemli maddesi de komite başkanı seçimiydi. Toplantı başladığında Kazakistan heyeti bizi başkanlığa teklif ettiler.

Bu tekliflerine ben de itiraz ettim ‘’Arkadaşlar teşekkür ederim de zaman zaman konuşmalar olacak ve ben ilk defa bu şenliğe katılıyorum. Üstelik dil de bilmiyorum. Benim olmam uygun değil’’ dememe rağmen oy birliği ile de komite başkanlığına seçilmiş oldum. Komitede kimler yoktu ki Ruslar, Ukraynalılar, Kırgızlar, Moğollar kısaca 18 ülkenin temsilcileri ve görevlileri.

Festival komitesinin ilk ve en büyük programlarından biri de çok büyük ve geniş bir bulvarda yürüyüş kortejini hazırlamak ve planlamaktı. Her ülke grup liderleri bayrakları ile beraber önde ve arkada da getirdikleri öğrenciler ve folklor grupları ile beraber yürüyeceklerdi.

Yürüyüş koridorunun en önünde de belediye başkanı ile komite Başkanı olarak ben yürüyeceğim. Ama benim yanımda da ne öğrencim var ne de bayrağım.

Bu durumu komite üyelerini de anlattığımda. Kazakistan heyeti bana ‘’sen merak etme her şey bir hal yoluna girecek. Sen merak etme’’ dediler.

Sözlerine de devam ederek ‘’Abdullah Bey bu bizim işimiz Sen Türkiye'de bizi kendi ülkenin öğretmeni ve öğrencileri gibi karşıladın değer verdin. Şimdi de biz sizi Ülkemizin ve kültürümüzün bir insanı olarak kabul ediyoruz. Sizi misafir bile görmüyoruz Siz bizden birisiniz bunu böyle bilesiniz. Hatta Siz komite Başkanı olarak da ev sahibisiniz’’ dediler. Bize de başka söz kalmadı doğrusu, içten de duygulanmadım değil…

Ertesi gün bulvarda kortej yürüyüşü için herkes yerini aldı. Mükemmel çiçekler içinde bir bulvar uçsuz bucaksız.

Bizi de aldılar kortejin önüne koydular. Sağıma soluma bir kız ve bir erkek kazak öğrenci koydular. Ellerinde de güzelim şanlı Türk bayrağımız. Yanımda da Belediye Başkan Yardımcısı olduğu halde beraberce yürüyüşe başladık.

Yol boyunca da yolun sağını solunu dolduran şehir halkının, Türk bayrakları ile önlerinden geçerken çılgınca alkışlamaları da gerçekten görülmeye değerdi. Hala da sık sık gözümün önünde gelir, bu duygulu anlar.

Öyle ya…

Kazakistan Aktöbe gibi önemli bir şehirde önemli de bir günde, Türk bayrakları ile beraber yürümek.

Ve oradaki o güzel Kazak halkını da yol boyunca selamlamak, bu ortam gerçekten ülkem adına kendiliğinden gelişen güzel bir hizmet ve de görevdi. Uzun bir yürüyüşten sonra Aliya gülü anıtının önünde durduk. Belediye Başkan Yardımcısı günün anlam ve önemini içeren bir konuşma yaptı. Daha sonra komite Başkanı olarak ben de günü kucaklayan bir konuşma yaptım. Bir misafir olarak veya Türkiye'den geldiğim için olsa gerek, çok büyük bir alkış aldım, tabii bu arada İki Güzel kazak öğrenci de ellerinde Türk bayrakları ile sağımda solumda yer almışlardı ve bayraklarımız da alkışları coşturuyordu.

Bölgesel de olsa, ertesi günler de gerek görsel gerekse sözel bazda Türkiye ile güzel sözler medyada yer almıştı. Ve bu yayınlar da birkaç gün böylece devam etti. Bana da WhatsApp'tan, bu dökümanları gönderdiler.

Konuşmalardan sonra da belediye başkanımızla beraber anıta Çelenk koyduk. Ülkesi ve değerleri için mücadele ederek Şehit düşmüş kazakları da unutmadık. Fatiha okuyarak manevi bağ ve görevlerimizi de yerine getirdik.

Tabii ki, başta Aliya gülüye yani Kazakların Nene Hatununa.

Bu arada benim ayrıca bir duam oldu ‘’Yarabbi aynı dil aynı din ve aynı kültürün mensuplarına da bir gün evvel bir arada olmayı nasip eyle, sen her şeye kadirsin’’ diyerek.

Bu Çelenk koyma ve dualardan sonra da daha birçok yerde programlar yapıldı. Gösteriler oldu. Bazen açık havada bazen de salonlarda ve de kültür merkezlerinde. İki gün daha süren bu festivaller, şenlikler, nihayet çok başarılı bir şekilde kutlanmış oldu. Son günde de daha sonra da ülke temsilcileri ve öğrencilere ile de veda programı yaparak ayrıldık.

İşte, bu üç gün süren festivalin başarılı geçmesini sağlayan kazak heyetinin lideri Soulpan Arinabekova ve kardeşi Jenar'ın katkıları da takdire şayandır. Hatta ailecek bu festivalin başarılı olması için çalıştılar. Dışarıdan gelen heyetleri de çok güzel ağırladılar. Diğer taraftan da mükemmel programlar yaparak da göz doldurdular.

Tabii ki, bu programın yükünü çeken de Aktöbe belediyesi idi.

Ben de hem belediye başkan ve yönetimine hem de bu organizasyonu başarıyla yöneten Soulpan Arinabekova ve ailesini kutluyorum.

Bu programların devam etmesinde, insanların birbirini tanımasına, hem de Türk dünyasının birbirleri ile olan ilişkilerinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum ve de umutla bekliyorum.

Anılarımdan…