Hani Nerede Kaldı Ümmet Kardeşliği

İslam dini, Müminlerin kardeş olduğu mesajını vererek onların ortak bir ilke ve hedef doğrultusunda birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olmalarını öğütlemektedir.
Dinin birleştirici fonksiyonu altında toplanan ve bu bilinçle hareket eden topluluk, ”ümmet” kavramıyla tarif edilmektedir.
Tarihsel olaylar penceresinden bakıldığında, geçmişten günümüze kadar böyle bir ümmet dayanışmasının yaşandığını görmek çok zordur.
Osmanlının son zamanlarında Cihadı-ı Ekber ilan eden Halife Sultan Reşat’ın bu çağrısının karşılık bulmadığını ve Arapların, tercihlerini İngilizlerden yana kullandığını bilmekteyiz.
Şurası muhakkaktır ki ülkeler, kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda hareket edip stratejilerini geliştirdiler.
Bu konuda din ve etnik bağlılığın öncelik taşımadığını tarih bize söylemektedir.
Hz. Ali ve Muaviye arasındaki savaş, İngiltere ve Fransa arasındaki 100 yıl savaşları, Katolikler ile Protestanların 30 yıl savaşları, Yıldırım Beyazıt ve Timur’un, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail'in yaptıkları savaşlar önceliğin üstünlük olduğunu özetlemektedir.
Yakın geçmişte bir milyondan fazla Müslümanın öldüğü İran-Irak savaşı ile günümüzde Afganistan ve Pakistan arasında ki savaş, zengin Suudilerin fukara Yemen’i bombalayıp, yüz bin civarında Müslüman çocuğun açlıktan ölmesini seyretmeleri , emperyalist ABD ve İsrail’in, İran’a yaptığı kalleşçe saldırıya neredeyse "oh oldu" diyen Suriye ile Dünya İslam Birliği üyeleri Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün’ün, İran’ı kınamaları hani Müslümanlar kardeşti? sorusunu akla getirmektedir.
Osmanlı'nın çöküş dönemlerinde kurtuluş reçetesi olarak ortaya atılan Panislamizm fikrinin çare olmadığı ve yıkılışı önleyemediği bilinmektedir.
Ümmet kardeşliğinin sadece kitaplarda ve söylemlerde kaldığını tarih bize göstermektedir.
Her geçen gün azgınlıkları artan günümüzün emperyalist ülkelerinin ve yandaşlarının dostluklarına asla güvenemeyiz.
Ülkeler arasındaki ilişkilerin, çıkar ve menfaat üzerine kurgulandığı gerçeğini unutmadan yolumuza devam etmek zorundayız.
Hedefimiz güçlü ve bağımsız Türkiye ile Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmak olmalıdır.