Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

[email protected]

Olup Bitenle Tartışmayın!

Şimdiki anı düşman olarak görmeyin. Şimdiki an için şükran duymak gerçek zenginliktir. Şikâyet daima olanı kabul etmemek ve olan bitene direnmektir. Her nerede bulunuyorsanız orada olun. Şimdiki ana teslim olun ve tadını çıkarın. Teslimiyet zayıflık değildir. Onun içinde büyük bir güç vardır. Sadece teslim olmuş bir insan ruhsal güce sahip olabilir (Eckhart Tolle, 2011, s. 103).
Yaptığınız işi sevmiyor ve ondan nefret ediyorsanız, çevrenizden yaka silkiyorsanız ve geçmişte olan bitenleri lanetliyorsanız, siz olmuş bitmiş şeylerle tartışıyorsunuz demektir. Konuşmalarınız, “olmalı”, “olmamalı” kelimelerini içeriyorsa, suçlama ve ithamlardan oluşuyorsa, siz olmuş bitmiş işlerle tartışıyorsunuz demektir. Bir sağlık sorununuz için sizden kan alan hemşireden, sizi muayene eden doktordan, ilaçlarınızı veren eczacıdan şikâyet ediyorsanız, siz olan bitenle savaşıyorsunuz demektir. Böylece hayatınızı, düşmanlarla çevrilmiş duruma getirmiş oluyorsunuz (Tolle, 2019, s. 206).
Kızılderili bir şef, Carl Jung’la yaptığı konuşmada şöyle diyor: “Çoğu beyaz insanın yüzü; gergin, sabit bakışlara ve kaba davranış tarzına sahip. Onlar daima bir şeyler arıyorlar… Bir şeyler istiyorlar… Onlar daima huzursuz ve rahatsız. Biz onların ne istediklerini bilmiyoruz. Onların deli olduklarını düşünüyoruz” (Tolle, 2011, s. 95).
Bu konuşmadan şunu çıkarıyorum: Beyaz insanın dikkat odağı “şimdi” de değil. Beyaz insan şimdiyi onurlandıramıyor. Geçmiş veya gelecekte yaşıyor. O, yol kenarındaki çiçekleri görüp koklayamıyor. Tüm çevresindeki hayatın güzelliğinin ve mucizesinin farkında olamıyor.
“Yaşadığımız her an kendi hakkını ister diyen Goethe, haklıdır. Hayatın her anı değerli ve önemlidir. Her anın değerlendirilmesi ve yaşanması gerekir. Zamanın ve hayatın kıymetini bilerek her anı dolu dolu yaşamalıyız.
Yüksek bilinçli bilgeler, çevrelerindeki güçlerle uyum içinde ve birlikte akarlar. Yüksek bilinç, dünyamızdaki insan ve nesnelerle ilişkilerimizde AKICI BİR UYUMU YAŞAMAK demektir. Bu akışta sevgi, güzellik ve huzur vardır. Huzurun zıddı direnmektir. Akmanın yolu bilincimizi yükseltmekten geçer. Akış halindeki insan, yaşadığı her şeyi herkesle konuşabilmenin keyfini yaşar. Yüksek bilince doğru geliştikçe kendinizi herkese açabilirsiniz. GİZLİLİK AYIRIR, AÇIKLIK BİRLEŞTİRİR. İfade edilmeyen duygular, beyinde hızla yayılan kanser gibi, algılarımızı çarpıtır, yabancılaşma ve acı getirir (Keyes, s. 47, 49 ve 58).
İnsanları suçlamadan ve direnmeden, onları sevgiyle dinlemek bir tavsiyeden daha çok yardımcı olabilir.
Şimdiki anı onurlandırıp bilincimizi yükselttiğimizde zıtlıkların ötesine geçeriz. O zaman derin bir göl gibi oluruz. Acısıyla ve tatlısıyla yaşadığımız bütün olaylar, bir gölün yüzeyi gibidir. Gölün yüzeyi mevsimlere göre, bazen sakin, bazen fırtınalı olur. Bununla birlikte derinlerde göl daima sakindir. Yüksek bilinçli olduğumuzda, iç huzurumuz herhangi bir şarta, dış faktöre veya duruma bağlı olmaz. Gölün derinliklerinde olduğu gibi, her zaman sakin ve huzurlu oluruz.
Olup bitene direnmemeyi ve olup bitenden ders almayı öğrendiğimizde huzuru buluruz. Teslimiyet, hayatın akışına karşı koymak yerine ona izin vermektir. Teslimiyet çok derin bir bilgeliktir. Teslim olmak, şimdiki an’ı şartsız kabul etmektir. Olana içsel direnmeyi bırakmaktır.

Faydalanılan kaynaklar
• KEYES, Ken, Yüksek Bilinç Kılavuzu, Çev. Birol Çetinkaya, Akaşa Yayınları, İstanbul,1991.
• ÖZKAN, Zülfikar. Beynin Mutluluğa Ayarlanması, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2021.
• TOLLE, Eckhart, Şimdi’nin Gücü, Çev. Semra Ayanbaşı, Akaşa Yayınları, İstanbul, 2011.
• TOLLE, Eckhart