Halil İbrahim KAHRAMAN

Doktor

Amel-i Salih nedir? Müslüman Nasıl Olmalı?

“Ey Rabbim, benim ilmimi artır.” (Taha Suresi, 114)

Bu yıl (2026) Ramazan ayını geçirip bayramımızı yaptık. Çok şükür! Ramazan ayının bir özelliği de kutsal kitabımız Kur’an’ın bolca okunup dinlenilmesidir. Ben de kütüphanemdeki mealli Kur’anlardan Sefer Namlı’nın “Kur’an Aydınlığı” adı ile yayımlanan eserini tekrar okudum. Bu meal; akıcı ve duru Türkçesi yanında, genel bilgilerle uyumlu ve aydınlatıcı dipnotlarıyla konuları çok daha anlaşılır kılan özelliklere sahiptir. Ayetlerin geliş sırasına göre tanzim edilmiş olması da diğer bir özelliğidir.

Ayrıca yeniden okuduğum, peygamberimizin hayatını ve dönemini anlatan Ebubekir Siraceddin’in (Martin Lings) yazdığı “Hz. Muhammed” isimli eser ile Sadık Güner’in yazdığı “İmam-ı Azam Ebu Hanife” ve Mürsel Gündoğdu’nun Maturidî’yi tanıtan eserleri, bu yazıyı yazmamın sebeplerinden biri olmuştur diyebilirim.

Kur’an’da bilmek, idrak etmek gibi okuyup öğrenmeyi hatırlatan pek çok ayet vardır. Bunları bilip ona uygun yaşamamız gerekmektedir. İslam’ın şartları olarak namaz, oruç, zekât, hac ve kelime-i şehadeti biliriz. Bu ibadet emirlerinin geçtiği ayetlerin birçoğunun önünde veya arkasında salih amel uyarısı geçmektedir. Buradan salih amelin çok önemli bir husus olduğu anlaşılmalıdır.

İbadetlerimizin salih amellerimizi artırıcı olması gerektiğini görmeliyiz. Bunlar; iyilik yapma, adil ve güvenilir olma, temiz olma, merhametli olma, daha çalışkan ve üretken olma, yaptığımız işlerde daha iyi ve verimli olma gibi hususlardır.

Peygamberimizin hayatı bu konularda bizlere örnektir. O’nun giyimi ve kuşamı, zamanının ve yaşadığı bölgenin şartları ile o bölgenin kültürel özelliklerine uygundur. Ayırt edici özelliği ise eminliği, temizliği, nezaketi, insanlara olan sevgi ve merhameti, yardımseverliği ve insanlar arasında ayrım yapmaması gibi özellikleridir.

Biliyoruz ki İslam’ı kabul etmeyen, hatta peygamberimize düşmanlık yapan Ebu Leheb, Ebu Süfyan ve karısı Hind gibi insanların kıyafetleri ve giyim kuşamları farklı değildi.

Amel-i salih, geniş anlamda insanın her türlü iyilik yapması ve insanların faydasına işler yapmasıdır. Bu ifade iman ile birlikte Kur’an’da 72 ayette geçer. İmanlı olarak salih amel işleyenlere mağfiret, mükâfat ve cennet vaat edilmektedir.

İbadetlerin, insanları “emr-i bil maruf, nehy-i anil münker” genel emrindeki iyiliklerin artırılması ve kötülüklerin engellenmesi yönünde etkili olması gerekmektedir. İbadetlerin bu etkisi olmuyorsa ibadet hamallığı yapılmış olur.

Kur’an’a göre dünya hayatı bir imtihandır. Buna göre insanlar önce İslam olurlar. İslam inancının şartlarını yerine getirdikçe mümin ve kâmil insan olurlar. Bu oluş sürecinde İslam dininin hikmetlerini doğru anlayıp hayatlarına yansıtabilen toplumlar, insanlığa örnek medeniyetler bırakmışlardır. Bir zamanlar Bağdat’ın ilim merkezi olması, Semerkant-Buhara ve Endülüs medeniyetleri bize bunu göstermektedir.

Yazımı bu konuyu çok güzel anlatan Asr Suresi’nin anlamı ile bitireceğim:

“Zamana yemin olsun ki insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.”

Sağlık ve iyilikte olunuz.