"İnsan ve Karakter"
Yüce Rabbimiz' in biz insanlara verdiği en büyük, en önemli nimetlerin başında gelen akıl ve irademizle; hayatımızı yaşar, geleceğe ait kararları alır, uygular ve yasarız. Her yaş, bir anlamda Yaratıcının verdiği ömür, kendi çağında yaşanarak akıp gider, mazi denilen hatıralara dönüşür.
Yaşadığımız acı ve tatlı yüzlerce tecrübelerden süzülen, dünya görüşümüzü derinden etkileyip yön veren, inancımızdan aldığımız ilham ile tespit ettiğimiz; herkesin bildiği gerçekleri, bir demet halinde sunmayı, hayata karşı bir sorumluluk kabul ettik. 2019 yılında Türkçe- İngilizce olarak hazırlayıp, özellikle yurt dışı gezilerimiz de *emri bil maruf* maksadıyla acizane dağıttığımız kısa renkli kitapçığımız da yer verilen 41 adet " özlü sözlerimizi" kısa kısa yorumlayıp okuyucularımıza bir kültür hizmeti olsun dileğinde bulunduk. Başlığını da " GÖNÜL PENCERESİNDEN" diye koyduk. Okunması, üzerinde tefekkür edilmesi ve yaşadığımız şu hayata bakışımızda yeni ufukların açılması arzusuyla...
"Yüce Allah' ın (c.c.) kudret ve hikmetine bakın ki; her insan ayrı bir karakterde yaratılmıştır. Ve her insan aynı zamanda kendi karakterinin temsilcisidir".
İnsan oğlunun yaratılışına bakacak olursak; Kur'an- ı Kerim' de defalarca beyan edildiği gibi:" önce pişmiş ve kurumuş bir çamurdan, sonra da bir damla sudan (nutfe) yaratıldığını ve Cenabı Hak'tan ruh üflendiğini biliyoruz. Tıp Bilim adamları, bu bir damla suyun içinde, gözle görülmeyen milyonlarca canlı hücrenin bulunduğunu (sperm) ve bu hücrelerin her birinde bir insan vücudunun bütün programının yarısının olduğunu ispat etmiştir. Bu akılsız ve şuursuz sperme bilgi hazinesini yükleyen kudret ve gücün Allah (c.c) olduğuna şek ve şüphe yoktur.
Şairin dediği gibi: "Kan pıhtısından halk edildi, payesi oldu insan, Yaratılmışların en hayırlısı, o şerefli insan". Cenabı Hak' kın hikmet ve kudretine bakın ki; her bebek- çocuk birbirinden farklı ve ayrı karakter yapısıyla doğmakta, zamanla aileden gelen genetik- fiziki birtakım özellikler taşımakla beraber, sonunda kendi *Özel Karakterine* bürünmektedir.
Aynı anne ve babadan olsalar dahi, kardeşlerin farklı yapı ve karakterde olduklarını gözlemek mümkündür. Bir misal olarak, 3 kız, 1 erkek olmak üzere 4 kardeş olduğumuz ailemizde, dört karındaşımızın da ayrı karakter ve yapıda olduğumuzu biliyoruz. Hatta bazı tıbbi araştırmalar, tek yumurta ikizlerinin bile karakter farklılıkları taşıdığını ortaya koymuştur.
La Senne'nin de belirtildiği gibi, karakter bir insanın doğuşunda kazandığı ve ruhunun iskeletini yaptığı özelliklerinden biridir. Aile ortamında, okulda ve toplum hayatında alınan eğitim- ögretimin, insan karakterinin oluşması ve gelişiminde elbette önemli payı ve yeri vardır, inkâr edilemez.
Esas olan husus: yeni yetişmekte olan nesillere, en temel dinî, milli, değerlerimizi, örf adet ve törelerimize uygun şekilde eğiterek vermek, vatan, millet, bayrak vb. sevgi ve duygularla yetiştirmek ve de sağlam ve sarsılmaz karakter kazandırmaktır. Karakter ile ilgili birkaç ünlünün güzel sözleriyle yazımıza nokta koyalım.
-"Karakter sahibi insanların ruhu, her zaman yaralıdır, ama dert etmezler."(Halil Cibran). - " Bir insana itibar sağlayan, çalışmakla, sağlam karakterdir."(Albert Camus).
-"Şahsiyetini kazan ve faziletini kemal'e eriştir, zira sen cisminle değil, ruhunla insansın". (İmam-ı Gazali).
-"Onurlu insanların üzerine titrediği şey karakterdir, bayağı insanın ise makam ve mevkiidir". (Konfüçyüs). Kısacası dostlar, evlâdımızı zoraki kendimize karakter itibariyle benzetmeye çalışmamalı," Ağaç yaşken eğilir" prensibi gereğince, zamanında ve dozuna uygun olarak, iyiyi, doğruyu ve güzeli sevdirerek, eğitim vererek, arzu ettiğimiz karakter yapısına kavuşmalarına yardım ve destek olmalıyız.
Vesselam…