Yaşar RAVANOĞLU AKDAŞ

Güçlü ile Dudu

Ve kral Güçlü'nün karısı Kraliçe Dudu'dan yardım istemişler. Dişi Aslan Kraliçe Dudu düşünmüş taşınmış biraz da
kaşınmış sonunda bir karara varmış. Kocası Güçlü'ye evirmeden çevirmeden doğrudan;
-Beni yarın kuzenim Sultan'ın kızı Papatya'yı görmeye götürür müsün
onu özledim de? Herhalde üç dört yaşına gelmiştir. Hani doğduğu zaman
gidip görmüştük ya!
Güçlü çok sevdiği karısına;
-Peki hayatım nasıl istersen.
Ertesi sabah erkenden yola çıktılar. Dişi Arslan Dudu bilhassa o kuzenini seçmişti. Çünkü akrabaların içinde en uzakta oturan oydu. Bir kere mutluluk ormanını geçecekler bir hayli yol alacaklar ondan sonra ikinci bir ormana girecekler ve o ormanında en sonuna kadar gideceklerdi. Evleri oradaydı.
Sultan tesadüfen dışarı çıkmıştı ki onları da karşılamış oldu. Dudu çantasından getirdiği oyuncakları hediyeleri ve meyveleri çıkardı.
Sonra Papatya'yı gördü. O şimdi dört yaşına gelmiş çok güzel bir kız aslan idi. Gözleri pırıl pırıl ve tüyleri yumuşacıktı. Teyze dediği Dudu'yu görünce hoplayıp yanına oturdu. Bir yandan gelen hediyelere bakıyor bir yandan da sevincini gizleyemiyordu.
Öğlen yemeğinde kuzu kızartma vardı yanına aslanların çok sevdiği çam fıstığı salatası ve şeftalili aslan pastası vardı. Karınlarını doyurdular. Dudu saatine baktı hesaplamalar yaptı her halde orman hazırdır diye düşünüp yola çıkmaları için Güçlü'ye işaret etti.
Onlar yola düşsünler biz de ormandaki hazırlıklara bakalım. Mutluluk ormanındaki Mutluluk sosyal tesislerinde büyük salon balonlarla çiçeklerle süslenmişti. Işıklar kapatıldı. Rengarenk lambalar ve mumlar masaları süslemekteydi. Görevli olan üç tane zürafa mutluluk ormanındaki ağaçların tepelerinden en olgunları toplayıp ormanı büyük aşçısı Gergedan Zülfü'ye teslim etmişlerdi. Gergedan Zülfü çok meşhur
bir aşçıydı. O gün ne yemek yapacağını kimseye söylememişti.
Malzemeleri kendi getirmiş ve tamamen organik ve nebatiydi. Yani et kullanmadan vejetaryen bir menü kullanmıştı. Çünkü Kral Güçlü hiçbir hayvanın kesilmesine hoş bakmıyordu. Orkestra mutluluk ormanının giriş kapısının sağına ve soluna saklandılar. Kral Güçlü göründüğü zaman önce davullar sonra borazanlar ve arkasından koro halinde şarkılar söylenmeye başladı;
-Kralımız Güçlü sen çok yaşa! seni çok seviyoruz! Yaşıyoruz hep beraber mutluluk ormanında!
Kral Güçlü şaşkına döndü. Karanlık orman birden rengarenk ışıklara büründü. Bütün orman sakinleri orada onun doğum günü için toplanmış şarkılar söylüyorlardı. Kral Güçlü çok mutlu oldu kalabalığı takip ederek sosyal tesise kadar geldi. En öndeki en büyük masa Güçlü ve ailesine ayrılmıştı. Kraliçe Dudu de eşini kutladı ve ona dans
teklifinde bulundu.
Güçlü karısını kırmadı ve beraber dansa başladılar. Arkasından tüm orman sakinleri onlara eşlik etti. Dan esnasında Güçlü karısına, -Sen bunları biliyordun değil mi? Onun için beni kuzenine götürdün!
Dudu gülerek;
-Tabii ki, beni kırmayacağını biliyordum.
Güçlü;
-O zaman birisini eve gönder kasadaki çek defterimi alıp getirsin.
Sonrasında defter Güçlü'nün eline ulaşıyor. Kral Güçlü mikrofonu alıyor ve bütün orman sakinlerine;
-Beni bu güzel günde düşünüp böylesine güzel bir parti düzenlediğiniz için ben de siz bir şey yapmak istiyorum.
Herkes şaşkınlık içinde birbirine baktı. Kral hiçbir yere gitmedi, kimseyle görüşmedi bu sürpriz ne olacaktı acaba?
Kral Güçlü garson Sincap Necmi'den bir torba istedi. Gelen torbayı masalarda dolaştırmasını ve herkesin bir kağıda adını yazıp torbaya atmasını söyledi. Sonunda salondaki herkesin ismi torbadaydı.
Karısına;
-Kraliçem elinizi torbaya atın ev ilk elinizin değdiği kağıdı çıkarın.
Kraliçe dediğini yaptı ve bir kağıdı torbadan çekti.
-Piyangonun kazananı Goril Bekçi Rıza Bey!
Bekçi Rıza Bey son zamanlarda üçüz sahibi olmuş ve geçim sıkıntısı yaşıyordu. Bu duruma herkes çok sevindi. Kral Güçlü ve kraliçe kendisini tebrik etti. 1000 orman doları ona bu zor zamanında ilaç   gibi gelmişti. Böylelikle mutluluk ormanında unutulmayacak bir doğum günü yaşanmış oldu. Çocuklar bugünkü masalımız bu kadar. Buradan şunu çıkarabiliriz. Doğru ve yardımsever olmak, paylaşmayı bilmek insanları birbirine sevgi kadar bağlayan kıymetli bir bağdır.