Seyfettin KARAMIZRAK

Eğitimci

[email protected]

Mutluluk Bir Yolculuktur

Hayatımız bir yolculuktur aslında, doğumdan itibaren başlayan. Bu yolculuğun ilk kısmını ailemizle yaparız, ayaklarımızın üzerine basana kadar. Bu kısımdaki yolculukta, yolu seçen annemiz babamızdır. Ya da onların yerine bu görevi üstlenen birileridir.

Bizim adımıza, çıkacağımız yolu belirleyenler, bir bakıma çoğumuzu da bu yola devam etmeye mecbur ederler.

Bazılarımız da, ayaklarının üzerine bastıktan sonra yolculuğa kendileri karar verirler. Doğuştan kendi iradeleri dışında bu yolu belirleyenlere uymayarak, başka bir yol seçer ve kafileden ayrılırlar. Başka bir yola girerek seyahate devam ederler.

İşte hangi yol olursa olsun, bütün yollar, bizim mutluluk ya da mutsuzluk yolculuğumuzdur.

O yüzden, yolun belirlenmesinde doğru ve isabetli tercih yapılması gerekir. Çünkü hayat çizgimizi belirleyen ve ömrümüzün sonuna kadar devam edecek bu yol, mutlu ya da mutsuz olmamızda da belirleyici rol oynayacaktır.

Bu bağlamda yolun seçilmesinde;  “değerler, mizaçlar, ilkeler, inançlar, alışkanlıklar, karakterler” çok önemlidir.

Kişilerin elbette ki şahsi tercihleri, zevkleri, yaşam biçimleri olacaktır. Ancak bunlar, mutluluk yemeğinin garnitürleridir. Esas olan “ana menü”, insanlık tarihinin tasvibini almış evrensel tercihlere ve ahlaki etik kurallara uygun olmalıdır.

Yani; “doğruluk, sevgi, dürüstlük, mertlik, vefa, sözünde durma, çalışkanlık, adalet duygusu, hoşgörü, ortak ahlaki değerler vb.” gibi insan olmanın gerektirdiği ilkeler yol tercihinde belirleyici olmalıdır.

Yol böyle seçilmediği takdirde, daha başlangıçta yürüyenleri bedbaht ve mutsuz edecektir.

Örnek verecek olursak; hırsızlık, yalan, kandırmaca, şiddet, haksızlık, kıskançlık, kin ve nefret, tembellik vb. kötü ve çirkin emeller ve idealler üzerine dizayn edilen yaşam biçimi, asla bir mutluluk yolculuğu olamaz.

Hayat yolculuğumuzda, karşılaşacağımız bazı engeller, yokuşlar, inişler, geçmemiz gereken köprüler, dereler, belki de mayınlı yollar olacaktır.

Bazen zevkli geçen günlerin ardından, yağmurlu, karlı, fırtınalı günler de gelecektir. Önemli olan bu engellere sabırla direnmek, sorunları akılcı bir bakış açısıyla sabırla çözebilmektir.

Unutmamamız gereken gerçek ise, mutluluğun, yolun sonunda olmamasıdır. Yola çıktığımızda böyle bir hayale, umuda kapılmamamız gerekmektedir.

Eğer mutluluğun, yolun sonunda olduğuna inanırsak, yolculuk yaparken hep mutluluğumuzu erteleriz. Onu yaşamayı, tatmayı, hissetmeyi yolun sonuna erteler dururuz. Yolun sonunda, abartılı, somut bir mutluluk görülemeyeceği için, büyük hayal kırıklığına uğrarız.

Oysa isabetli tercihi yaptığımızda, yolculuğun her adımı bize huzur verecek, mutluluğu içselleştirerek tatmaya başlayacağız.

Mutluluk, yakalandığında, ya da varıldığında, artık hep yaşanacak bir olgu değildir. O, varılması gereken bir hedef, alınması gereken marka, bir tat, belirlenen bir koku, hep aynı lezzeti veren sabit bir duygu değil ki yakaladığında muhafaza edip hep tadasın.

Mutluluğun, o anı değerlendirerek yaşanması gerektiğine inanmak gerekir. Bir tebessüm, uzatılan bir el o anda bizi elbette ki mutlu eder.

Ancak onun kuralları, oluşmasını gerektiren ilkeleri, yeşermesi gereken uygun ortamları vardır. Şartları oluştuğunda elbette ki bu duygu tadılacaktır. Bu aşamada, kişilerin duygu ve düşünceleri beklentileri, kanaatleri, mutluluk tanımları onu yakalamada belirleyici olacaktır.

Bunlar bilinirse, yolculuktaki her yaşantı değerlendirilerek mutluluğa kanalize edilebilir. Örneğin yağmurun yağmasına üzülerek, kesmesini beklemek yerine, yağmurda bir şeyler yapmanın zevkine varılabilir.

Okul bitsin, diplomayı alayım da şöyle bir rahatlayalım diye bekleyerek, aradaki güzel anları bu duyguya heba ederek strese girmek, üzülmek yerine, yakalanan güzelliklerin tadı çıkarılarak, dört yıllık, ya da daha uzun sürecek bu süreç, kurulacak okul arkadaşlıkları ile sevilen etkinliklere de katılarak neşeli hale getirilebilir.

Unutmayalım ki mutluluğun bir bütçesi, maliyeti, ya da kalitesi yoktur. Bu duygu biraz da, mizaçla, tercihlerle, yetinmekle ve koyduğunuz hedeflerle ilgilidir.

Birisi bir çiçek aldığında dünyalar onun olur, bir başkası kendisine hediye edilen Audi marka otomobilin rengini beğenmediği için intihar eder.

O yüzden mutluluğun; zenginlikle, fakirlikle de ilgisi yoktur.

Hayat yolculuğuna geri dönecek olursak; bu sürecin mutluluk yolculuğu olduğunu idrak eden bir birey, her fırsatı pozitif olarak değerlendirecektir. Bu duygu, yolculukta çok önemlidir.

Bireyin büyüme, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık evreleri olacaktır. Öğrenim süreci, iş, evlilik süreci yaşanacaktır. Arkadaşları ile ailesi, iş dünyası ve çevresi ile ilişkileri olacaktır. Zaman zaman iş, yaşam ve sağlık sorunları yaşayacaktır.

İşte bütün bunlar, hayat yolculuğunun gündemini oluşturmaktadır. Kişi bu maddeleri tek tek icra ederken, doğru tercihinin kendisine verdiği huzurla engelleri aşmaya çalışırken de mutluluk duygusunu tadacaktır.

Aslında inandığımız ve tercih ettiğimiz doğru kurallar içselleştirilirse, bu yaşam biçimi mutluluk beklentilerimizi de aklımıza getirmez. Çünkü  “beklemek” çıkarcılıktır bir bakıma. Bu duygu iyi ve erdemli insanlarda asla bulunmaz.

Zaten doğru olan da beklentisiz ve çıkarsız bir duyguyla, insan olma, insan gibi yaşama yolunda ilerleyebilmektir. En makbul olanı da budur.

Zaten böyle bir insan mutluluk mükâfatını fazlasıyla hak eder ve doyunca yaşar.

Huzurlu ve mutlu olmanız dileklerimle.

Sevgiyle kalın.