Evlilikler, tıpkı bir bitki gibi, canlıdır. Statik değil, dinamiktir. Evliliklerin de bitkiler gibi bakılması, sulanması, gübre verilmesi, havalandırılması, vitamin verilmesi, zamanı geldiğinde kuruyan dallarının budanması ve toprağının yenilenmesi gerekir. Bütün bu faaliyetler özen ve çalışmayı zorunlu kılar.
Kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz bedenimizi etkiler. Kendimizle konuşmamız veya iç diyaloğumuz sağlığımız üzerinde olumlu veya olumsuz tesir gösterir.
Biz insanlar en büyük potansiyelimizi ortaya koymak ve aynı zamanda etrafımızdaki insanların hayatlarına değer katmak için bu dünyada bulunuyoruz.
İnsanın en büyük isteklerinden biri anlaşılmak arzusudur. Her insanın içindeki ses kendini duyurmak ve ifade etmek ister. Bizi kim iyi dinlerse ona güvenir ve onu takdir ederiz.
Pek çok insan, karşısındaki insanların değerlerine zarar verecek şekilde konuşuyor. Bu şekilde insanları yaralıyor. İncinen insan sözlere dikkat etmeden, kendini savunmaya çalışıyor. Böylece iletişim kopuyor.
Mutlu insan, kendisiyle barışıktır. Kendimizle barışık olduğumuz zaman, herkesin ve her şeyin içindeki iyiyi görebilmemiz kolaylaşır. O zaman hayata karşı duyduğumuz şükran duygusu artar.
Pek çok insan, kendinin gibi düşünenlerin bulunduğu ortamdan çıkıp, farklı düşüncelerin seslendirildiği ortamlara girmekten çekiniyor.
Affetmek, geçmişte yaşananlarla ilgili yoğun duygu ve yakınmalardan kurtulmaktır. Dargınlığa ve kin tutmaya ihtiyacımızın olmadığını fark etmektir.
Olumlu düşünmek, insanları sevmek ve onlarla ilgilenmektir.
Şükretmek, Tanrı'ya minnet duygusunu sunmaktır. Şükretmek, bir kimseye minnet duymak, gönülden borçlu olmak, yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma ve gönül borcu anlamlarına da gelir.
Dünyadaki en mutlu insanlar, bir misyon duygusuna sahip olan kimselerdir. Mutlu kişiler, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru şeyi yapıyor olduklarına inanırlar.
“Kimseye zarar vermiyorum, istediğimi yaparım” sözünü genellikle yıkıcı davranışlarımızı haklı çıkarmak ve sorumluluktan kurtulmak için kullanırız.
Tüm insanların, düşünürlerin, sanatçıların, bilim adamlarının yüzyıllar boyu aradıkları bir duygu ve bir yaşantı olan mutluluğun temeli, erdemli ve ölçülü olmaktır.
Mutlu insan, kendisiyle barışıktır. Kendimizle barışık olduğumuz zaman, herkesin ve her şeyin içindeki iyiyi görebilmemiz kolaylaşır.
Mutluluğun en önemli kaynağı amaç ve anlamdır. Hayatının bir amacı ve anlamı olduğuna inanan kişiler her ortamda mutluluğu yakalayabilirler.
Modern insan hayatının büyük bölümünü öfke içinde geçiriyor. Hayatını olumsuz enerji ve olumsuz duygularla dolduruyor. Kendini geliştirmeye ve kendi potansiyelini gerçekleştirmeye neredeyse hiç zaman ve enerji ayırmıyor.
Kıskançlık, bir kimsenin bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanaatine varıldığında oluşan olumsuz bir duygudur.
Genel olarak insanları bütün davranışlarından sorumlu tutan bir anlayışa sahibiz. Bu anlayış yüzünden pek çok insandan küsüyor ve onlara kızıyoruz.
Şükretme, dikkatimizi hayatınızın pozitif tarafına çevirir. Zihniniz derin ve yoğun bir şükretme hissi ile kaplıyken korku hissedemeyiz. Başarısızlıklarımızda da olumlu parçalar bulabiliriz.
Son zamanlarda yurdumuzun her tarafında tartışmalar yaşanmakta ve kavgalar olmaktadır. Bunların sonucunda büyük boyutta maddi ve manevi hasar oluşmaktadır.