İnsanlar kendilerini yeni olanın heyecanına kaptırırlar. Yeni olan, beyinde dopamin şarjı oluşturur. Değişik olan çekicidir.
İnsanoğlu dünyada beyin kapasitesinin % 100'ünü kullanmayan tek varlıktır.
İnsan yeni olanı aramak üzere programlanmıştır. Bu sebeple zengin duygular yaşayabilmemiz için, yeniliklere açık olmamız gerekir.
Çok kötü bir alışkanlığımız var: Her duruma, her olaya ve her insana karamsar bir açıdan bakıyoruz. Bu iyimser olmayan bakış, başımıza büyük dertler açıyor.
Acaba neden pek çok insan lokantalarda en iyi masa arıyor? Oturulan yer çok mu önemli? Neden bazı kişiler bir restoranda hayatlarının geri kalanında görmedikleri saygıyı görmek istiyorlar?
Beynimiz, bizi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslar. Elimizde olmadan bu kıyaslamaları yaparız. İnsanın doğası gereği kendini başkalarıyla kıyaslaması hayatta kalmasına katkıda bulunur. Bu kıyaslamalar kişiyi kaybedeceği savaşlara girmekten korur.
John Donne’nin çok anlamlı bir sözü vardır: “Hiç kimse tek başına bir ada değildir.” Sosyal ihtiyaçlar ve sosyal güven hayatta kalmamız için gereklidir. Beyin bu güveni ödüllendirir.
Genelde mutluluk ve üzüntü gibi duyguları karışık olarak yaşıyoruz. 2017’ de acı ve tatlı tecrübeler içinde geçti.
Küçük zaferleri kutlayın. Büyük başarılar beklemek yerine küçük adımları kutlamak dopamini tetikler. Büyük başarılar sizi sonsuza kadar mutlu etmez. Bu sebeple mutluluğu uzun bir hedefle ilişkilendirirseniz mutsuz olursunuz.
Bazı kimselerin, hasta olmalarına rağmen, bir günde yaşadığı mutluluğu, pek çok insan bütün ömründe bedenen hasta olmadığı halde yaşayamıyor.
Özür dilemenin anlaşmazlıkları ortadan kaldırmada büyük payı vardır. Özür dileme, evlilikte duygusal yaraları hafifletiyor, olumsuz duyguları iyileştiriyor ve iyileşmeyi hızlandırıyor.
Faaliyetlerimiz yapıları gereği dinamiktirler, sürekli değişirler. Ancak zamanla bu etkinliklere alışırız ve ilgimizi kaybederiz. Her zaman bizi mutlu eden etkinlikler artık mutlu etmez olurlar.
Pek çok insan affefme alışkanlığına sahip değil. Affetmede zorlanan kişiler, karşılaştıkları bir suç üzerinde fazla düşünüyor, olaya kafalarını takıyor, olayı tekrar tekrar yaşıyor, çok sinirleniyor ve alınganlıkları giderek artıyor.
Bizi inciten, bize kötülük yapan insanları, kendimizin fiziksel ve duygusal yönden sağlıklı olması için affetmeliyiz. Affetme alışkanlığını kazanmamız gerekir.
Şükretmek, bir kimseye minnet duymak, gönülden borçlu olmak, yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma ve gönül borcunu ödemektir.
Güzel, biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık uyandıran ve her yönüyle hoş olan demektir.
Sürekli “keşkeler” ve “acabalar” ile uğraşıp huzursuz olmak yerine, farkındalığımızı artırarak daha huzurlu ve mutlu yaşayabiliriz.
Umut dolu olmanın akademik performans üzerinde belirgin derecede pozitif bir etkisi vardır.
Örnek insanlar ruhsal yönden önemli derecede gelişme göstermişlerdir. Olaylara ve insanlara yüksek bilinç düzeyinden bakarlar.
Hayatımızın yönetimini başkalarının eline bırakarak zihinsel sükûnete ulaşamayız. Zamanının büyük kısmını başkalarını düşünmekle geçiren kimse sanki zihnini kiraya vermiş gibidir.