Sağlıklı olmanın yolu şükretmekten geçer? Neden? İzah edelim:
Başkalarına mutluluk veren insanlar bir daha unutulmuyor. Gerçekten bir insanı unutabilirsiniz, bir insanın size neler yaptığını da unutabilirsin, ama o insanın SİZE NE HİSSETTİRDİĞİNİ asla unutamazsınız.
İnsanlar, kendilerinin ve başkalarının davranışlarının altında yatan sebebi görebilseler, pek çok sorun kendiliğinden çözüme ulaşır. Gerçekten farkındalık çok iyi bir ilaçtır.
Terapi seanslarında veya toplantılarda “EVET, AMA….” demek olumsuz duygular doğurur. Konuşmaları da çıkmaz bir duruma sürükler. Ancak çoğumuz bu küçük ayrıntının farkında değilizdir.
Washington Üniversitesi psikoloji profesörlerinden John Gottman’ın liderlik ettiği bir araştırmaya göre, pozitif davranışların, negatif davranışlara oranına bakarak evliliğin geleceğini tahmin edebiliriz.
İnsanlar, kendilerinin ve başkalarının davranışlarının altında yatan sebebi görebilseler, pek çok sorun kendiliğinden çözüme ulaşır. Gerçekten farkındalık çok iyi bir ilaçtır.
Kişi sebepsiz ve mekanik gülse bile, beyni onu gerçek sanıyor. Bilinçaltı sen ne dersen ona inanır. Kahkaha atıp “iyiyim” diyen kişinin bilinçaltı buna inanır. “İyiymiş” der. “Kötüyüm” dediğinde de bilinçaltı “kötüymüşüz” der.
Kanser çok boyutlu bir hastalıktır. Kanserle başa çıkmak için birkaç açıdan müdahale etmek gerekir.
Güçlü insan, karşısındaki kişileri kendi duygularının peşine takabilen kimsedir. Bu insanlar için “Herkesi sanki avucunun içine aldı” deriz.
Hayatın her alanında akış haline geçebilmek, başarının ve mutluluğun altında yatan temel özelliktir. Akışı yaşayanlar yaptıkları işte daha üretken, daha etkili ve daha mutlu kimselerdir.
Avustralya’da yıllar boyunca evlerinde ölümü bekleyen hastalarla çalışan hemşire Bronnie Ware “Ölmeden Önce En Çok Pişman Olduğumuz Beş Şey” kitabını, emekli olduktan sonra deneyimlerinden yararlanarak yazmıştır.
Bedenimiz enerji üretir, biriktirir ve sonra bu enerjiyi harcar. Bu enerjiyi en etkili şekilde nasıl üretip kullanabiliriz? Bunun yöntemini bilirsek hayatın her alanında mutlu ve başarılı olabiliriz.
Bu soruların cevabı kolay… İçimizi rahatlatan, bizi hoş tutan, yatıştıran, yanında rahat ettiğimiz insanlara yaklaşırız. Çünkü onlar bizde hoşlandığımız duyguları uyandırıyor. Çabuk parlayan, huysuz ve düşmanca davranan kişilerden de uzak dururuz.
Aklınız yaptığınız işte mi? Yoksa iş yaparken başka şeyler mi düşünüyorsunuz?
Kendimize karşı öz şefkat duygularımız arttıkça, daha canlı ve daha iyimser oluruz. Yaşadığımız stresi kendimize göstereceğimiz şefkatle azaltabiliriz.
Çevrenizdeki insanlardan sık sık duyarız: “İnsanlar beni dinlemiyor”, “Ailem beni dinlemiyor, o yüzden de anlamıyor”, “Öğretmenlerin beni dinlemiyorlar. Bu yüzden ne hissettiğimi bilmiyorlar”…
İnanç bir düşünceye içten, gönülden bağlı olmaktır. Bir düşünceye duygu kattığımız zaman o düşünce inanç oluyor.
Dertlerimizi ve sıkıntılarımızı beynimizin yapacak bir şeyi olmadığında daha yoğun hissederiz. Bir işimiz olduğunda, bir şeye yoğunlaştığımız zaman ise dertlerimizi daha az hissederiz. Onları düşünmemize zaman kalmaz.
Güvensizlik ve çaresizlik kendini en net şekilde beden dilinde gösterir. Yapılan bir araştırmada Batı Berlin’deki barlarda bulunan insanların dörtte üçünün yüzünde gülücük geçtiği görülmüştür.
Birçok insan, mutluluğun kişinin ancak iyi şeylerle karşılaşması sonucunda elde edilecek bir duygu olduğuna inanıyor. Bu kişiler mutluluğun insanın kontrolünde olmadığını düşünüyor.