TÜİK verilerine göre, boşanan çiftlerin sayısı 2020 yılında 136 bin 570 iken 2021 yılında 174 bin 85 oldu. Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2021 yılında gerçekleşen boşanmaların %2,3 ü evliliğin ilk birinci yılı, %33,6'sı evliliğin ilk 5 yılı, %20,9'u ise evliliğin 6-10 yılı, içinde gerçekleşti.
Hayatın tümsekleri ve çukurlarından geçerken aşırı sarsıntılara uğramamak için psişik darbe emicilere yani amortisörlere ihtiyaç duyarız. Şu söz bana göre iyi bir amortisördür: “Hiçbir şey göründüğü kadar iyi veya göründüğü kadar kötü değildir.”
Bütün varlıkların özü olan insan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak keyif sürmek için mi yaratıldı?
Günümüzde insanların çoğu çok dar bir hayat sürdürdükleri için mutsuzdur. Tek boyutlu insanların çağında yaşıyoruz. Kendimizde bulduğumuz ilk yeteneğin üzerine atlıyoruz. O yeteneğimizi başka her şeyi ihmal etme ve dışlama pahasına aşırı bir şekilde büyütüyoruz. Çocuklar sporda başarı gösterdikleri zaman kendilerini tüm yürekleriyle bu spor yeteneğine adıyorlar. Sporu beslemeyen her şeyi ihmal ediyorlar.
Atalarımızdan bize gelen “Her öküz, bir çubukla sürülmez.” sözünün anlamı derindir. Her insanın kişiliği farklıdır, herkesle aynı söylemle iletişim kuramazsın. “İnsanlara anlayacakları şekilde konuşunuz. Anlamayacakları şeyleri onlara söylemeyiniz” der Hz. Ali ”
Başarılı kişiler, hayatlarında uyum sağlamayı, ayarlama yapmayı ve gerektiğinde olumlu yönde değişmeyi çok iyi becerirler. Bu kimseler yeni bilgiler ışığında planlarını değiştirebilirler.
Peşinden koştuğumuz her amacın arkasında bir değer veya değerler dizisi vardır. Belli bir amacın peşinden gitmemizin sebebi benimsediğimiz değerlerdir. Eğer amaçlarımızdan biri, çocuklarımıza iyi bir eğitim sağlamaksa bunun sebebi, hem çocuklarımıza hem de iyi bir eğitimin yararına değer vermemizdir. Değerlerimiz amaçlarımızı belirler.
"Özür dilerim," diyebilmek, güçlü olmanın en kesin işaretlerinde biridir. Karşımızdakilere, onların ruhsal durumuna karşı duyarlı olduğumuzu gösterir. "Özür dilerim" sözünün sınırsız tedavi etme onarma gücü vardır." diyor Leo Buscaglia
Pek çok kimse kariyeri ile bütünleşiyor. Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde ettikleri başarı ve uzmanlıklarını kendi öz kimliklerinin yerine koyuyorlar. Mesleklerine hak ettiğinden daha fazla değer veriyorlar. Bu insanlar ilk karşılaştıkları kişiye ne ile uğraştıklarını soruyorlar. Gerçekte karşılarındaki kişinin ne ile uğraştığını merak etmiyorlar. Bu soruyla konuştukları kişinin mesleğini öğrenmek istiyorlar. Mesleğine göre o kimseye bir statü yakıştıracaklar ve o statüye göre iletişim kuracaklar veya iletişimi kesecekler.
Hayatımızın, yaşamanın ötesinde bir anlamı vardır. Anlam, bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şeydir. En çok sorulan iki soru vardır: “Hayatı değerli kılan şey nedir?”, “İnsanın hayattaki amacı nedir?”
İnsanların “Nasılsınız?” sorusuna verdikleri cevapları şekilde üç gruba ayırabiliriz: Olumsuz, orta ve olumlu. “Berbat hissediyorum” olumsuz, “fena değil, hep aynı” orta ve “”Muhteşem, çok iyi “ olumlu cevaplardır.
Bazen düzenimiz bozulur. Hayatımızdaki bu düzen bozukluğu, daha yüksek bir düzenin başlaması anlamına gelebilir. Başımıza gelen olayları yargılamadan, “Bu benim başıma neden geldi?” demeden önce o olayı kabul edip anlamaya çalışmamız gerekir.
Mutsuzluk çoğumuzu etkisi altına almış. Çünkü kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz. Yalnızca bizim acı çektiğimizi sanıyoruz. Mutsuzluğun sebebi, kişinin kendisini hep kendi bedeni içine ve kendi beynine hapsedilmiş hissetmesidir. Her zaman sorunlar yaşarız ama sorunlar kendiliklerinden acıya sebep olmazlar. Sorunun içine “adaletsizlik” olduğu düşüncesini karıştırırsak o zaman zihinsel huzursuzluğu beslemiş oluruz.
Mıknatıs insanlar, başkalarını cezbederler, övgü beklemeksizin etraftakilere yardım ederler, samimi ve tutarlıdırlar. Sahte ve ikiyüzlü insanların yanında kendinizi gergin ve rahatsız hissedersiniz. Mıknatıs insanların yanında ise rahatlarsınız. Bu insanlar, karşılarındakini rahatlatacak şekilde güven duygusu yaratırlar.
Anlaşılmış kişi olumlu duygular, anlaşılmamış kişi öfke hisseder. Anlaşılmış kişi empati duygusu hissettiği için kendisini dinleyene yakın hisseder.
Vernon adında Amerikalı bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerinden biri, ödülden sonraki ilk testte, hocaya şu soruyu sormuş: ”Fizyoloji alanında bu ülkede üç binden fazla bilim adamı var. Bu kadar bilim adamı arasında bu ödüle niçin siz layık görüldünüz? Sizi diğer bilim adamlarından ayıran özellik ne?
Bugünlerde her alanda özellikle ailelerde sohbet iyice azaldı. Güçlü sorularla başlayan sohbetlere hayatımızdan silindi. Aile sohbetlerinin uzun sürmemesinin sebebi, sürekli konuşuyor fakat yeterince soru sormuyor oluşumuzdur. Özellikle keşfeden, yakınlık kuran, dostane ilişkileri geliştiren güçlü sorulara hasret kaldık.
Güçlü sorular karşımızdakinin iç dünyasını paylaşmaya teşvik eder ve samimi bir sohbet ortamı oluşturur.
“Doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız.” sözü mesnevide geçer. Bu ifadeyi “Doğru ve yanlış tüm kavramların ötesinde bir yer var. Seninle orada buluşacağım.” şeklinde de çevirebiliriz.
İnsanoğlu aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösterebilmelidir. Kant, “Aklını kendin kullanma cesaretini göster.” der. “Sapere Aude!’’aydınlanmanın parolasıdır.