İyi ve cömert olmak başkalarını daha olumlu gözle görmemizi sağlıyor. İyilik yapmak diğerlerinin sıkıntıları yüzünden hissettiğimiz vicdan azabını, kederi ve rahatsızlığı azaltır. Başkalarına yardım etmek kendimizi onlara göre avantajlı hissedip şükretmemizi sağlar. Şükretmekte en önemli mutluluk yöntemlerinden, stratejilerinden birisidir.
Bilincimizin seviyesi sevgi kapasitemizin artmasıyla birlikte artar. Bilincimiz yükseldikçe bütün insanların hayatımızla ilgili olduğunu ve hayatımızı etkileyeceğini fark etmiş oluruz. Bu anlayışla, daha canlı ve mutlu bir hayata başlamanın ilk adımı olarak işe, kendimizden çıkmakla başlamalıyız. İçimizde boşluk duygusu hissettiğimizde, bütün insanlar için iyi şeyler düşünmeli ve özellikle zor durumdaki insanlara yardım etmeliyiz. O zaman boşluk duygusu kaybolur. Başkalarının hayatının düzenlenmesine yardım ettiğimizde, kendi hayatımızı da düzenlemiş oluruz. Böylece hayatımız daha anlamlı hale gelir.
Huzur dolu ve sakin bir beyine kavuşmanın en önemli yolu, zihnin boşaltılmasını sağlamaktır. Sakin baş güç doğurur. Kişi sakin kafaya ancak düşüncelerini olumlu yönde değiştirerek kavuşabilir. Bunun için gün içerisinde barış dolu ve huzur veren düşünceleri akla getirmek gerekir. Huzur veren sahneleri ve manzaraları gözünde canlandıran kişinin zihni huzur dolar. Ağaçlarla dolu güzel bir vadiyi, kendini o vadide ağaçların gölgesinde uzanmış yatarken hayal eden kimse rahatlar.
Hızlı ve tempolu bir hayat tarzı insanları daha gergin ve daha tedirgin yapıyor. Aşırı uyarılma, aşırı heyecan bedenimizde zehir üretiyor. Bu zehir de birçok ruhsal bozukluğa yol açıyor. Hayat tempomuz hızlıyken ruhumuz huzura kavuşamaz. Bu sebeple biraz yalnızlığa ihtiyacımız vardır.
İnsanların yaklaşık % 47 si anda yaşayamıyor, anda kalamıyor, kendine kibar davranamıyor. Zihni genellikle geçmiş ve gelecekte dolu. Şimdinin güzelliğini hissedemiyor.
Şu sözlerle gözler önüne serilen vizyon Büyük önder Atatürk'e aittir.
Gerçek seni devamlı saklıyorsun, maskeliyorsun. Kendinden utanıyorsun. Reklamlar seni kandırıyor. Ağzının, koltuk altlarının, ayaklarının, ellerinin, derinin kokusundan utanman gerektiğini söylüyor. Bu uluslararası şirket reklamları “Ürünümüzü al, kokulardan kurtul” diyor. Kendini sevmen için kozmetik kokular alman gerektiğini, yoksa sosyal ortamlara giremeyeceğini her gün kulağına haykırıyor. Her organına uygun bir koku al. “Senin bütün organların, bütün parçaların bozuktur, çirkindir, bizim ürünlerle güzelleş!” diyor çok uluslu reklamlar.
Kendimizi şikayet etme alışkanlığı ile programlamayalım. “Hayat sana teşekkür ederim” diyelim. Kıymet bilelim. Hayatımızdaki iyi şeyleri düşünelim. Elinizdekinin kıymetini bilmeniz haz, daha fazlasını isteme acı getirir, diyor Epikür. Tanrı’ya şükredelim.
Bir ırmağın kıyısında yürürken bazen ırmağın yanında göllenmiş su birikintisi görürüz. Bu çukurları genellikle balıkçılar kazıyor. Ama zamanla bu su birikintilerinin ırmakla bağlantısı kesiliyor.
İyi bir hayat sürerek ve büyük pişmanlıklar duymadan yaşayabildiğimiz zaman, ölüm korkusunu daha az hissederiz. İyi bir hayat sürmekte ancak kendini işe yarar konuma getirmekle gerçekleşir. Bunun için sürekli yenilenmek ve gelişmek şarttır.
Dünyadaki bütün kitapları okumuş olsanız bile bu kitaplarda yazılı bilgiler sizin zeki olmanıza yetmez. Zeki insan, durmadan öğrenen kimsedir. Ancak zihnin çalışma yolunu ve yordamını anladığımız zaman zekâ ortaya çıkar. Zihninizi tanımak istiyorsanız onu her hangi bir filozofun veya öğretmenin yazdıklarına, anlattıklarına göre değil, kendi gözlemlerinizle tanıyarak öğrenmelisiniz.
İnsan olarak iki otoriteye karşı sorumluluğumuz vardır. Yani iki otoriteye karşı hesap vermek durumundayız. Bunlardan biri, kendi vicdanımız, diğeri dış otoritelerdir. Dış otorite, aile, toplum ve resmi kuruluşlardır.
Anadolu erenlerinin o eşsiz bilgeliğini genlerimizde taşıyan bir milletiz. Anadolu bilgeliği, sevgi, saygı, cesaret öngörü değerleri üzerinde yükselen önemli bir kültürel yapıdır. Bilge olan kişi kendini tek bir kişi olarak algılamaz.
Hayat yolculuğunda hepimiz birbirimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Bu yolculukta birbirimizden alacağımız ve birbirimize vereceğimiz hediyeler vardır. Hediye alıp verebilmemiz için sohbete açık olmamız gerekir. Ancak bu candan sohbet ortamlarında birbirimize iç dünyamızı açabiliriz.
Evrende, değişmeyen, yenilenmeyen, gelişmeyen ve başkalaşmayan hiç bir şey yoktur. Yerinde durmak ve durgunlaşmak çürümenin bir göstergesidir. Pek çok insan, kendini sürekli tekrarlıyor. Hiçbir alanda yenilik getiremiyor. Başkalarına yaslanarak ayakta durmaya çalışıyor.
İnsanların çoğu egosuna önem vererek büyük bir enerji harcar. İç referansı egosu olan bu kişiler, diğer insanlar üzerinde kontrol ve güç sağlamaya çalışırlar. Sürekli başkalarından onay beklerler. İç referansı ruhu olan kimseler ise, eleştirilere açık olurlar, sorunlardan korkmazlar, enerjileri, bolluk, bereket ve olgunlaşmak için kullanırlar. Don Juan’ın ifadesiyle, “Enerjimizin çoğunu kendimizi önemsemeye harcıyoruz.” Şu anın keyfini yaşayamıyoruz. Eğer şu anla mücadele ediyorsanız evrenle mücadele ediyorsunuz demektir.
Hayatlarını kendilerinden başka bir insana veya amaca adayanlar, daha çok çalışıyor, ellerinden gelenin daha fazlasını yapıyor ve daha çok iş başarıyorlar. Çünkü insan, hayatının amacına hizmet ederken olabileceğinin en iyisi olmaya programlanmıştır. Hayatının amacını bulan, aslında kim olduğunu bulmuş demektir. Amacı doğrultusunda hareket edenlerin içlerini huzur kaplıyor, düşünceleri netleşiyor, aklını tamamen yaptıkları işe veriyorlar ve yaptıkları işi zevkle yapıyorlar. Tüm insanları ve olayları oldukları gibi kabul ediyorlar (Joe Mathews, Hayatın anlamı Projesi, s. 90).
Çay suyunun kaynadığı çaydanlık evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur... Üstteki demlik gelindir; çaydanlık kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir... Gelinin kocası bardaktır; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin...
Hz. Mevlânâ (ö.1270), insan için son hedefin mutluluk olduğu konusunda diğer filozoflarla aynı fikirdedir. Mevlânâ, Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmayı en büyük mutluluk olarak görmektedir. Bu sebeple nefsin köleliğinden kurtulup ruhî bir yolculuğa çıkmayı ve gönlü arındırmayı esas almaktadır. Mevlânâ insanın ancak Allah’la kurduğu birlik bilinci içerisinde mutlu olabileceğine inanmaktadır.
İyi bir hayat sürerek ve büyük pişmanlıklar duymadan yaşayabildiğimiz zaman, ölüm korkusunu daha az hissederiz. İyi bir hayat sürmekte ancak kendini işe yarar konuma getirmekle gerçekleşir. Bunun için sürekli yenilenmek ve gelişmek şarttır.