Farkında Olmamanın Göstergeleri Nelerdir?

Aşağıdaki sorulara “evet” cevabını veriyorsanız yaşadığınız her anın bilincinde değilsiniz demektir. Başka bir ifadeyle farkında olmadan yaşıyorsunuz.

Zengin Yaşama: Akış Yaşantısı

Akış, kişinin bir faaliyet içinde kaybolma halidir. Akan bir nehir gibi kendisini etkinliğe kaptırıp gitmesidir. Akışta zorlama yoktur, odaklanma vardır. Halk arasında bu akış deneyimine farklı isimler veriliyor. “Havaya girmek”, “kendinden geçmek”, “kendini kaptırmak”, “coşmak”, “huşu içinde olmak”, “kendini vermek” gibi… Pek çok durumda akış yaşanılabilir: Düşünürken, çalışırken, spor yaparken, cinselliği yaşarken, oyun oynarken, TV. seyrederken, kitap okurken, müzik dinlerken…

"Yüreğinin Götürdüğü Yere Git"

"Yanlışlık yapmak  doğaldır, ama bunlardan  ders  çıkarmadan ilerlemek  bir hayatın anlamını yitirmesine yol açar. BAŞIMIZA GELENLER HİÇBİR ZAMAN  SEBEPSİZ DEĞİLDİR, her birinin kendi anlamı vardır. HER KARŞILAŞMA, HER KÜÇÜK OLAY KENDİ İÇİNDE BİR ANLAM BARINDIRIR.  ........

Sosyal Destek İhtiyacı

Sosyal ihtiyaçlar ve sosyal güven hayatta kalmamız için gereklidir. Beyin bu güveni ödüllendirir. Birine yaslandığımız, birine güvendiğimiz veya onun güvenini hissettiğimiz zaman oksitosin denilen bağlanma ve mutluluk hormonunu salgılarız. Ait olmak ve güven hissi oksitosinle ilgilidir.

Sağlıklı Bir İlişki Nedir?

Çoğu zaman sağlıklı ilişkiler kuramadığımız için huzurlu ve mutlu bir ömür süremiyoruz. Sağlıklı ilişki kurabilmemiz için öncelikle o ilişkinin ne olduğunu bilmemiz gerekir. 

Şu Beş Şeyden Vazgeçin

Bu beş maddeyi hayatınızdan çıkardığınızda  rahatlayacak ve kendinizin en iyi versiyonu olma yoluna gireceksiniz. 

Profesörün Bir Bardak Su ile Verdiği Sağlıklı Düşünme Dersi

Profesör son dersine “bakış açısı ve  düşünce yapısı üzerine hayati bir ders“ adını vermişti. Profesör bir bardak suyu başının üzerine kaldırıp öğrencilerine soruyor: “Bu bardaktaki suyun ağırlığı sizce ne kadardır?

Yaşamak, Üretmek ve Gelişmek

Mutlu kişiler, genel olarak insanları birbirinden ayıran ve farklılaştıran şeylere değil, onları birleştiren ve bir arada tutan ortak noktalarla ilgilenirler.  Onlar bütün insanların bölünemeyen ve parçalara ayrılması mümkün olmayan bir bütün olduğunun bilinciyle, insanları bütün yönleriyle tanımaya çalışırlar. 

Potansiyel Güçlerinizi Geliştiriyor musunuz?

İnsanın, önünse iki seçenek vardır: • Üretici güçlerini kullanarak ve kendini geliştirerek bütün insanlıkla bir olmaya çalışmak, • Güvensizlik içindeki bir asalak olarak hayatını sürdürmek.

İtaat mı, Yoksa Potansiyel Gücü Ortaya Çıkarmak mı Mutluluk Getirir?

Daha çocuk yaştan itibaren belli bir çerçevede düşünmeye, hissetmeye ve davranmaya programlanmışızdır. Sevilmeme veya anlaşılamama korkusuyla bu çerçevenin dışına çıkan çok az kişi vardır. 

İç Dünyası Zengin İnsan Olmak

Günümüz insanının esas problemi, boşluk, endişe(kaygı, evham) ve yalnızlıktır. İnsanların çoğu ne istediklerini ve ne hissettiklerini bilmiyorlar. Kendilerindeki eksiklikleri, boşlukları doldurmak için başkalarından medet umuyorlar.  İmdat sesleri duyulmayınca da  sinirleniyorlar ve  kaygılı, endişeli bir hale geliyorlar. Kendilerini işe yaramaz olarak görüyorlar ve ne planlayacaklarına karar veremiyorlar. 

Gerçek ve Çakma İhtiyaçlar

Gerçek ihtiyaçlarınızın mı yoksa çakma (yapay, uyduruk) ihtiyaçlarınızın mı peşinden koşuyorsunuz? 

Bağışlamanın Şifalı Gücü

Bağışlama, geçmiş bir deneyimin yükünü taşımamak demektir. Bağışlama kendi deneyimlerinizden başkalarını sorumlu tutmama anlamına gelir. Deneyiminizin sorumluluğunu bir başkasına yüklerseniz, güç kaybedersiniz. Bağışladığınızda, başkalarının olduğu gibi,  kendinizi de eleştirip yargılamaktan kurtulursunuz. Hafiflersiniz.  “Zayıflar hiçbir zaman affedemez, affedebilmek güçlülere mahsustur”  diyor Mahatma Gandhi. 

İnsan Ne Düşünüyorsa Odur

Düşünce söz konusu olunca; “doğru düşünmek” ya da “yanlış düşünmek” kavramları akla gelir: “Pozitif düşünmek gerek…” deriz. Hz. İsa “Düşüncelerinizden de sorumlusunuz” demiştir. Düşünceler hayata bakış açımızı gösterir. Bulunduğumuz tekâmül noktasına göre bilinç taşırız. İşte o  bilinç bizim doğal olarak hayata bakışımızı oluşturur. Yani neyin ne kadarını anlayabildiğimizi ifade eder. “İnsan ne düşünüyorsa odur” diyor James Allen. 

Üç Düşündürücü Efsane

Tanrı’nın üstüne On Emri yazılmış iki taş levhayla Sina Dağından inen Hz. Musa, levhalar çok ağır  ve yol çok dik olduğu halde onları taşımakta  hiç zorlanmaz. Yük ona hafif gelir, çünkü levhalar Tanrı tarafından nakşedilmiştir ve taşıyıcısı için çok kıymetlidir. Ancak, altın buzağının ( buzağı biçimindeki putun) etrafında dans eden İsraillileri görünce, rivayete göre, sözler taş levhadan silinir. Levhalar bomboş taşlardan ibaret kalırlar. Birdenbire, Hz. Musa’nın taşıyamayacağı kadar ağırlaşırlar.

Şu Hayatta Bütün Gücümüzü Kullanabiliyor muyuz?

Bayram münasebetiyle dost, akraba ve arkadaşlarımızla  bir arada olduk. Yüzlerce mesaj aldık, yüzlerce mesaja cevap verdik. Hep birlikte güldük. Ait olma ihtiyacımızı karşıladık. Yalnız olmadığımızı hissettik. Mevcut  gücümüzü bu insanlar  için kullanarak kendimizi işe yarar konuma getirebileceğimizi fark ettik. 

Bhutan’da Gelişmişlik Mutluluk ile Ölçülüyor

Pek çok ülkede gelişmişlik düzeyi genel olarak gayri safi milli hasıla üzerinden hesaplanır ve örneklendirilir. Ancak GSMH ülkenin kalkınmışlığı ve gelişmişliği için tek gösterge değildir. Bu göstergeyi kullanmayan Bhutan’da “Gayri Safi Milli Mutluluk” gibi farklı bir ölçek kullanıyor. 

Ruhsal Tekâmül, Sevgi ve Ruh Hastalıkları

Tekâmül, tam ve olgun olma, olgunlaşma, gelişme, mükemmelleşme, insani kamil seviyesine ulaşma gibi anlamlara gelmektedir. Dinde ve tasavvufta büyük yer tutan tekâmül kelimesi, evrim, gelişme ve olgunlaşma manalarıyla kullanılmaktadır.

Sizin İçin Karşılaştığınız Olaylar Sorun mu, Yoksa Öğrenme Fırsatı mı?

Sürekli gelişme içinde olan kimse, hayatında karşılaştığı olaylara bir sorun olarak değil, üstesinden gelinmesi gereken  bir öğrenme fırsatı olarak bakar. Sıradan insan ise her şeyi ya şükredilecek ya da küfredilecek bir şey olarak görür. 

Azalan Sosyal Destek ve Sağlık

Corona Virüsü (Koronavirüs) sebebiyle sosyal temas iyice azaldı. Buna bağlı olarak kucaklaşmalar nerdeyse ortadan kalktı. Yüzümüz artık başkalarına rahatlık değil, korku vermeye başladı. Hayata iyimser bakan iyimser enerji yayan ve başkalarını yargılamayan insan sayısı giderek azalıyor.