Kültürel miras, daha önceki kuşaklar tarafından oluşturulmuş ve evrensel değerlere sahip olduğuna inanılan eserlerdir.
Mutlu evlilikte her eşin kendi hayatı vardır. Eşler, aralarında onları birbirine birleştirecek köprüler kurarlar. Bununla birlikte kendi bütünlüklerini ve onurlarını her zaman korurlar. Çünkü onlar ilişkilerin, ne kadar güçlü olursa olsun, geçici olduğunu ve sonunda yine kendileriyle başbaşa kalacaklarının farkındadırlar.
Kitap veya makale yazmak isteyen, öncelikle çok okumalı ve sonra yazmaya başlamalıdır. Bir insan ne kadar çok kitap okursa o kadar düzgün konuşur ve o kadar düzgün yazabilir. Okumak için zamanı olmayanın, yazmak için de zamanı olmaz. Okuma alışkanlığı olmayan kişinin yazdığı kitabın veya makalenin kimseye bir faydası olmaz. Guy Debord ne güzel ifade etmiştir: “Yazmayı bilmek için okumayı bilmeli, okumayı bilmek için yaşamayı bilmeli.”
Sürekli gergin olmayı öğreniyoruz. Aynı anda beş altı düşünceyi aklımızdan geçirerek geriliyoruz. Gerginlik eğitimini her yerde bulabiliyoruz, ama rahatlık ve mutluluk eğitimini hiçbir yerde bulamıyoruz.
Elisabeth Kübler-Ross 1926 tarihinde İsviçre’de doğmuş ve 2004 yılında ABD’de ölmüştür. Kübler-Ross, üzüntünün beş aşaması (Five Stages of Grief) olarak bilinen modeli geliştirmiştir.
Pittsburgh Üniversitesi'nden iki psikolog, Greg Garamoni ve Robert Schwartz, farklı insanların akıllarından geçen iyi düşüncelerle kötü düşünceleri saymaya ve bu ikisinin oranına bakmaya karar verdiler.
Pek çok insan, kendilerini çok iyi hissettikleri bir anda, birden bire endişelenmeye başlar. Bulutların üzerinde uçarmış gibi hissettikleri bir anda iyi duygular uçar gider. İyi hissetmeye başladıktan birkaç saniye sonra akıllarına kaygı dolu düşünceler ve resimler gelir. Etraflarındaki kişilerle kavgaya tutuşurlar.
Kendiniz olun! Eğer sen kendi hayatını yönetemezsen, birileri çıkıp senin yerine senin hayatını yönetecektir. Kendi üzerinde çalışmayanın, üzerinde başkaları çalışır. O zaman o kişi de başkalarına malzeme olur.
Pek çok insan, bu dünyaya birer dahi olarak olağanüstü yeteneklerle geliyor, fakat daha sonra sıradan bir insan olmayı kabul ediyor ve sıradan bir insan olarak bu dünyadan göçüp gidiyor.
Mutluluk, hayattaki her şeye, insana, doğaya karşı yaratıcılıktan, özgünlükten, yoğun ilişkiden, farkındalıktan, heveslilikten kaynaklanmalıdır. Mutluluk üzüntüyü dışlamaz. Hayata tepki veren insan bazen mutludur bazense üzgün. Önemli olan tepki vermektir.
Acaba okumanın beyin üzerinde ne tür bir etkisi vardır?
Güzellikler önce insanın içinden başlar. İnsan mutsuzluğu da mutluluğu da kendi içinden üretir. İnsanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.
Aydın, kültürlü, bilgili, görgülü, ileri ve açık düşünceli, kendisi aydınlanmış olduğu için çevresini de aydınlatabilecek özellikte olan kimsedir.
Pek çok insan zamanının ve enerjisinin çoğunu kendini önemsemeye harcıyor. Bunun için çok çaba ve direnç gösteriyor.
Zihin, köpeklerin kemik çiğnemeyi sevmeleri gibi, sorunları çiğnemekten hoşlanır. Bunun size bir faydası olmaz. Zihin sizi kullanmaktadır. Zihin, doğru bir biçimde kullanılırsa muhteşem bir alettir. Ama yanlış kullanılırsa çok yıkıcı hale gelir.
Bir tüccar mutluluğun sırrını öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Bunun üzerine yola çıkan delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.
Seçimlerimizi özgürce yaptığımız duygusuyla yaşarız. Peki gerçekten özerkliğe sahip miyiz? Beyin, işleri mümkün olduğunca otomatik pilot üzerinden yürütmeye çalışsa da, sürekli falsolu topların geldiği bir dünyada bu her zaman mümkün değildir.
Dürüstlük insana iyi hissettirir. Dürüst insan kendisiyle barışıktır ve huzurludur. “Akıllı, namuslu ve adil olmadıkça mutlu yaşamak imkânsızdır. Mutlu olmadıkça akıllı, namuslu ve adil olmanın imkânı yoktur “ der Epikür.
Bu sorunun cevabını ”ego” kavramı üzerinden verebiliriz. Ego, kişinin benlik duygusunu ve kendine duyduğu saygıyı karşılamaktadır. Egosuz insan yoktur. Yalnızca düşük ya da yüksek egolu insan vardır. Ego veya nefis insanın kendisidir. Nefis, ego, öz benlik, her şeyi fazlasıyla ister ve asla doymak bilmez. İnsan, egosunun ya kölesi ya da efendisidir.
“Kendine iyi bak!” çok güzel bir dilek. Hepimiz çok kullanıyoruz. Bu sözle karşımızdaki insana “Hasta olma, mutlu ol” mesajını veriyoruz.