"Sen o Olayı Yaşamazsan Film Tamamlanmıyor"

Yaşadığımız her tatsız olay kendi tekamülümüz için bir deneyimdir. Karşımıza çıkan her insan hayat denilen filmin kadrolu oyuncularıdır. Her biri filmin tamamlanması için gereklidir.

Üzüntülerimizin Gerçek Sebebi

Üzüntümüz hiçbir zaman sandığımız sebeplerle ilgili değildir. Üzüntü duyduğumuzda bunun yaklaşık % 90’ı geçmişle ilgilidir. Bizi üzdüğünü sandığımız şeylerle ilgisi yoktur. Genelde üzüntünün sadece %10 kadarlık bir oranı yaşadığımız deneyimle bağlantılıdır.

Var mısınız?

Dikkatimizin nerdeyse tamamını görevlerimiz üstüne yoğunlaştırıyoruz. Daha ışıltılı bir hayat için kafamızı yormuyoruz. Böyle pırıltılı bir hayatı aklımıza bile getirmiyoruz. Güzellikleri arayıp bulmuyoruz. Günlerimiz monoton bir şekilde akıp gidiyor. İstanbul’da yaşayıp da Yerebetan Sarnıcını bile görmeyen pak çok insan var.

“Kalplere Tesir Edecek Şeylerin, Kalpten Gelmesi Lazım”

Hal dilinde kişi, gönlünden geçirdiklerini kalbinden söyler. Kal dili bir konuda konuşmaktır. Hâl dili ise o durumu yaşamayı ifade etmektedir. Bu dili bilen bu sözü kalbinden duyar, anlar ve yine gönlünden geçirerek kalbinden cevaplar. Hâl dili veya gönül dili, muhatabımızla sözsüz, harfsiz, kelimesiz anlaşabilmektir. Hâl dilini anlamak, hâlden anlamak ve anlayışlı olmaktır. Empati kurmaktır.

Herkes Tarafından Beğenilmek Mümkün Değildir

Bizim bir insan olarak değerimiz ne olduğumuza ve ne yaptığımıza bağlıdır. Başkalarının bu konuda ne düşündüğü bizim değerimizi belirleyemez. Herkesin beğendiği ve beğenmediği şeyler farklıdır. Bu sebeple herkes tarafından sevilmemiz ve beğenilmemiz imkansızdır.

Bilge Kelimeleri Ölçülü Kullanır

Haddini aşmak, ölçüyü kaçırmak, anlamına geliyor. Gerçekte hayat, “ölçülü ve dengeli davranmakla” güzelleşir.

Övülen Davranış Tekrarlanır

Övgülerimiz bol, eleştirilerimiz kıt olsun. İnsanları azarlamayı bırakıp övmeye başlayalım. Unutmayalım: Ödüllendirilen davranış tekrarlanır.

Kendi Üzerinde Çalış!

Mevlânâ ne güzel söylüyor: "Anlamayana anlatmak zulümdür; anlayana anlatmamak da zulümdür."

Yalanı Nasıl Anlarsınız?

Aldatılmaktan, kandırılmaktan, aptal yerine konmaktan bıktınız mı? İşte size yalanı anlamanızı sağlayacak birkaç ipucu:

Ölüm Korkusu

Irvin Yalom danışanlarına “Ölüm neden bu kadar korkutucu? Ölüm hakkında seni korkutan şey tam olarak nedir?” sorusunu sık sık sorar. Ölümle yüzleşen veya ölümü düşünen pek çok hastanın cevabı aynıdır:

Doğada Yararsızlaşan Her Şey Hemen Ölür

Bütün canlılar ya gelişir ya ölür. Büyümek ve tekâmül etmek doğamızın bir parçasıdır. Dünyanın herhangi bir yerinde bir şey yararsızlaştığında orada körelme görülür. Doğada yararsızlaşan bir şey hemen ölür. Ancak ve ancak gelişime, ilerleyişe katkıda bulunan şeylerde mümkündür sağlıklı oluş. Hayatta kalabilmenin tek yolu ilerlemektir (Chopra s. 145).

Bilgece Düşünme

Okumalarımın, araştırmalarımın, yazmalarımın temel sebebi, insanların rahatlamalarına yardımcı olmak. İnsanların kendilerini iyi hissetmesi için çaba sarf ediyorum. Bu dünyada tek bir düşmanım bile yok.

Sorunları Çözmek İçin Tek Bir Yol Var...

Sorunlarımız çok olsa da çözüm tektir. Üzüntü, kaybetme korkusu, acı, hastalık ve ölüm gibi durumlarla hemen hemen herkes bir şekilde karşılaşmıştır. Sadece bunlar değil. Bunlara ilaveten insanların baş etmek zorunda oldukları daha pek çok sorun vardır. Neler mi? İletişim sorunları, yanlış davranışlar, maddi imkânsızlıklar, geçimi zor insanlarla uğraşmak, iş endişeleri, çocuk yetiştirmek ve yaşlanmak…

Duygularından Kopuk Bir İnsan Tam Değildir

Erkekler ağlamaz sözü doğru değildir. Erkekler ağlayabilir. Hatta ağlamalıdır da. Duygusal okur-yazarlığı olmayan kişi kendini ve diğer insanları anlayamaz. Böyle insanlar savaşları başlatan, suçları işleten, nefreti yayan insanlar olurlar.

Kendini Değerli Hisseden İnsanların Özellikleri

• Kendini değerli hisseden insanlar, bir amaç keşfedip kendilerini o amaca adarlar. Benjamin Franklin, Mahatma Gandhi, Martin Luther King, Rahibe Terasa, Nelson Mandela, Büyük önder Atatürk, Peygamberimiz ve daha niceleri bir işe baş koydular. Bu amaca hem zihinleri hem de yürekleriyle (duygularıyla) bağlandıkları için enerjileri, güçleri akıl almaz şekilde arttı.

Evlilikler Ya Gelişir Ya da Geriler; Asla Oldukları Yerde Durmaz

Temel doğa yasalarından biri olan termodinamiğin ikinci prensibine göre, kendi haline bırakılmış her kapalı sistem bir gün bozulur. Termodinamikte düzensizliğe entropi denir. Entropi devamlı artar. Dağılma kendiliğinden gerçekleşir. Gayret etmenize gerek yoktur. Düzen sağlayabilmemiz için gayret ve enerji gereklidir.

Kadınlar Neden Erkeklerden Uzun Yaşıyor?

Kadınların erkeklerden daha uzun yaşadıklarını istatistikler gözler önüne seriyor. Bunun birçok sebebi vardır. Ama en önemli sebebi erkeklerin duygularını gizlemeleridir. Erkekler büyürken “Erkek adam ağırdır, erkek adam sevse de belli etmez” diye beyne yüklenen komutlarla yaşamıştır. Kadınlar, erkeklere göre, duygularını daha rahat belli ediyorlar.

Her İnsanın Bütünlüğüne Saygı Göstermeliyiz

Sevmez ve sevilmezse insan ruhu yıpranır ve ölür. Kendimize güvenmemiz ne kadar yüksek olursa o kadar çok severiz. Ayrıca özgüvenimiz ne kadar yüksekse, başkalarının bizi seveceğine de o kadar çok inanırız.

Birbirimizi Anlıyor muyuz?

Israrcı bir muhabir oldukça zengin bir adamın evini ziyaret eder. Zengin adamın yöneticisi ona gururla evi gezdirirken, muhabir başka bir odadan “33” diye bağıran bir adam sesi duyar. Birden salonda büyük bir kahkaha kopar. Yönetici başka bir odayı gezdirirken bu sefer başka birisini “23” diye bir bağırtısını duyar. Yine kahkaha kopar. Yönetici üçüncü odayı gezdirirken yine başka bir insanın 13” diye bağırması duyulur. Fakat bu sefer kimse gülmez. Etrafta bir ölüm sessizliği oluşur.

Dokunulma- Sarılma Temel Bir İhtiyaçtır

Dokunulma ve okşanma temel bir ihtiyaçtır. Beden için gıda neyse ruh için de okşanma odur. Sağlıklı biçimde okşanmayan çocuklar bu ihtiyaçlarını sağlıksız yollardan karşılamaya çalışırlar. Kötü olarak nitelendirilmek, sorun yaratmak, ailenin başarısız tipi olmak hep ilgi çekmenin yollarıdır.