Sanal Röportaj - 8

İddia :  “ Söz ırkçısı ” diyebileceğimiz kişiler bulunmakta. Bunlardan ayrı olarak biz, yer yer yabancı sözcüklere göz yumabiliyoruz, ancak bunun koşulları var. Örneğin “ Röntgen ” sözcüğüne karşılık bulunmasını istemiyoruz. Çünkü “ Röntgen ” kişi adıdır, çalışmalarından dolayı adı unutulmasın, saygı ile anılsın, gelecek kuşaklara ulaşsın diye bunu istiyoruz. Bilime katkı sağlayan kim olursa olsun,  Tanrı katında göksel bir kişidir. Bu da adının yaşaması için yeterli bir gerekçedir. Benzer biçimde yabancılar da “ Arf değişmezi ” diye matematiksel bir kavramı kullanarak Türk matematikçisi Cahit Arf'ın adını yaşatır. Bir başka durum ise şu; deyimler, atasözleri, türküler... Dilimize giren yabancı sözcükler; deyimlerimize, atasözlerimize de işlemiştir. Öztürkçe bir sözcük ile değiştokuş yapıldığında çok ayrık durmakta, söylendiğinde kulağı tırmalamakta, gülünç gelmektedir. Çetin bir durum olduğunu biliyoruz. Ancak bu durumun olması, bizim özleştirme düşüncesinden caymamız için bir neden değildir. Kalkıp da; “ Atasözündeki yabancı sözcüğü değiştirelim ” demiyoruz. O yabancı sözcüğün dilimizde bir karşılığı olduğunu bilelim, geliştirmekte olduğumuz, süregittiğimiz ekincimizi (kültürümüzü, medeniyetimizi, uygarlığımızı) kendimize özgü değerlerle yükseltelim. Atalarımız geçmişte çok güzel işler yapmışlar, tinleri Tanrı katında olsun, ancak yaptıkları yanlışları da bilip biz torunları olarak doğruyu yapmak için çaba göstermeliyiz. Dilimize yabancı bir sözcüğün girmesini bir yanlış olarak değerlendiriyoruz. Var olanları da, atasözlerimize değin girmiş olanları da dışlayamıyoruz.

Mutluluk Bulaşıcı, Ya Mutsuzluk?

Evet mutlulukta, mutsuzlukta bulaşıcıdır… Günümüz dünyasında, mutsuzluk maalesef aldı başını gidiyor. Bugün bu çağda rekabet, hırs, doyumsuzluk had safhada. Dünya tekrar büyük bir silahlanma yarışına girdi. Bu da hayra alamet değil. Bir ülke diğer bir ülkeye veya ulusa bana tabi olacaksın diyor ve bütün dünyanın gözü önünde, acımasız silahları ile sivil asker demeden öldürebiliyor. Sonunda, ölenler, göç edenler ve evini topraklarını terk eden milyonlarca insan… Sokaklarda, yollarda, başka ülkelerin kapılarında gözyaşı döken milyonlar… Diğer taraftan açlık, kıtlık ve insani muamele görememenin verdiği huzursuzluk ve tabi mutsuzluk.

Dünyamız Kötü Yönetiliyor

Rusya Lideri Vladimir Putin üçüncü haftasını tamamlayan Ukrayna saldırısı sırasında ilk kez Moskova Luzhiniki Stadyumunda halkının karşısına canlı yayında çıktı. Hem de soykırımın, tacizlerin, tutuklamaların, kaçırmaların yaşandığı Türk Yurdu Kırım’ı ilhak ve işgalinin 8. Yıldönümünde (2001). Üstelik sırtında da İtalyan Loro Piana marka 200 bin liralık mont vardı. Yani Rusya’daki asgari ücretin 104 katı fiyatında bir mont! Aynı saatlerde ise neredeyse sağlam yapı kalmayan Ukrayna saldırısında asgari ücretli ailelerin çocukları ölen Rus askerlerinin sayısı ise 10 bini aşmıştı. Bu cenazeler Rusya’ya götürüldüğünde siz toplumun feryadı figanını dinleyin. Bu Rus ailelere Putin’in Ukrayna saldırısının sanallık dışında hiçbir makul sebep anlatamayacağını tahmin etmek mümkün. Belki 20 yılda batının ambargolarıyla ekonomisini düzeltemeyeceğini bilen Putin, işte bu sebeptendir ki asker cenazelerinin kendi kamuoyunda tepkiden çekindiği için Ukrayna saldırısını “vekil savaşçılar” ile de sürdürüyor. Büyük bir direniş gösteren Ukrayna karşısında Rusya, şehir savaşında önce “paralı askerleri”, sonra “Çeçen milisleri” kullandı; ardından da Suriye’de Esad’ın kirli işlerini gerçekleştiren Şebiha’dan bin kişilik askeri birliği ateş hattına gönderdi! Askeri otoriteler böylesi takviyelerle artık Rusların Ukrayna’da zorlandığını belirtiyorlar.

Ukrayna - Rusya Savaşının Jeopolitik ve Ekonomik Etkileri

Putin, 24 Şubat’ta askerlerinin haftalardır kuşatma altında tuttuğu Ukrayna topraklarına girme emrini verirken harekâtın plânladığı gibi gelişeceğinden, üç-dört gün içerisinde belirlenen hedeflere ulaşacaklarından emin görünüyordu. Ama Ukrayna bir aydır direniyor, teslim olmuyor; işgal girişiminin başarıya ulaşma ihtimali her geçen gün azalıyor.

Bir Varmış, Bir Yokmuş…

Masallar şöyle başlar; “bir varmış, bir yokmuş…” Aslında “ne varmış, ne de yokmuş” diye başlasaydı daha iyi mi olurdu? Yani, varla yok arasında bir yerdeyiz; biraz varız, biraz yok...

Yalnızca Ekonomik Güç Peşinde Koşanlar Hayatın Her Alanında Güçsüz Düşerler

Dünyadaki ülkelerin içlerinde ve aralarında yapılan savaşlar, Yirminci yüzyılda olduğu gibi, Yirmi birinci yüzyılda bütün hızıyla devam ediyor. Amerika’nın Vietnam’da Rusya’nın Afganistan’da başlattığı savaşlar, Asya’dan Avrupa’ya taşınarak, Bosna, Kosova derken Ukrayna’yı da yakıp yıkıyor. Bu yüzden Gazali’den Bertrant Russell’a kadar, Doğu’lu ve Batı’lı çok sayıda düşünür, savaşların güç kazanma yarışından, kaynaklandığını vurgulamaya önem verirler.

Kâğıda Üflenen Ruh

Kimileri şarap saklar mahzende yıllandırır, Kimi mahzenler ki kitapların mekânıdır. O kitaplar ki ışıltılı, O kitaplar ki daha da yıllanmıştır en kadîm şaraplardan, Karanlıklara elvedâ onlar varken!

İlginç Bir Kahramanlık Öyküsü...

1920 yılında İstanbul işgal altındayken boğazda düşmanın burnunun dibinden kaçıp, kurtuluş mücadelesine Karadeniz’den silah ve erzak taşıyarak destek veren geminin ismi Alemdar... Kurtuluş Savaşı'nın tek deniz çatışmasında rol almış ve savaşın tek deniz şehidini vermiştir.

Gözyaşının Rengi Yok

Son yıllarda Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan gelen  mülteci leri geri çevirmek için İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM kararları ve AİHM kararlarını hiçe sayan Batı, Ukraynalı mültecilere büyük bir memnuniyetle kucak açmıştır. Keşke ayırım yapılmadan hepsine bu bağır takdim edilebilseydi.

Erzurum, Sağlık Turizmi Konusundaki İddiasını Sürdürmelidir

Duayen gazeteci Mehmet Şener’in “ Erzurum’da iki dev hastanede sünnet yapacak doktor yok !” diye köşesinde bir yazı kaleme alması, dikkatleri Erzurum’un ‘ Sağlık ’taki potansiyeli ve başarısına çevirdi.

Her Nevruz Yeni Bir Başlangıçtır, Kutlu Olsun

Nevruz Bayramı, Türklerin Ergenekon’dan Çıkış Bayramı’dır.  Nevruz Bayramı, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Her Nevruz, yeni bir başlangıçtır. Nevruz. Farsça "Yenigün" anlamına gelir. Nevruz, Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da ve Tacikistan'da Navrız meyrami, Kırgızistan'da Nooruz, Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris, Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak kullanılır.

Kerâmet Meselesi

Kerâmet sıradan insanların yapamayacağı işleri yapabildiği iddia edilen insanların sâhip olduğu düşünülen gücün ifâdesidir.

Atatürk: “Çanakkale’de Bir Darülfünun Gömdük”

Çanakkale Zaferi’nin 107. Yıldönümünde Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşlarında şehit düşen liseli ve üniversiteli öğrencilerin ve bıyığı terlememiş Onbeşlilerin (1315’lilerin) hatırasını yâd etmek istiyorum. Bu savaşların  ağır şartları, İstanbul ve Anadolu’daki medreseler, liseler ve Darülfünun gibi eğitim kurumlarının tamamına yakınının düzenli bir öğretim hayatı sürmelerini engellemiştir. Öğrencilerin ve genç öğretmenlerin çoğunun askere gitmesi nedeniyle, okulların çoğu boşalmış ve hastane, karargâh gibi çeşitli hizmetlerde kullanılmıştır. Ayrıca okulların büyük bir kısmında öğretmen ve öğrenci yokluğundan eğitim-öğretime ara verilmek zorunda kalınmıştır. 

Atatürk, Bayar ve Türkiye İş Bankası

1924 yılı.  Cumhuriyetimiz daha bir yılını doldurmamış. Mustafa Kemal Paşa’nın, o yılların söyleyişiyle “Gazi Hazretleri” nin evliliği ise bir yılını henüz bitirmiş. İşte o sıralarda Mustafa Kemal Paşa’nın kayınpederi Uşâkizâde Muammer Bey Çankaya köşküne gelerek kendisine bir teklifte, daha doğru bir ifade ile bir ikazda bulunur: “

Mü'min Olmak

Yurt dışında duyarlı bir kişi, bir sosyal deney videosu çekmek ister. Büyük bir mega marketin çocuk bezleri standının önündedir.  Market epey kalabalıktır.

Kanla Yazılan Destan Çanakkale

‘’Tarih kitaplarında Türkler hakkında yazılı olanlar, hatta onlarla savaşanların anlattıkları, gerçekleri ifade etmekten acizdir. Mutluluk Türklerle birlikte savaşmaktır. Bu şerefi ömrümün sonuna kadar taşıyacağım. Taş üstünde yatıyor, güneşe, fırtınalara, soğuğa, yağmura karşı korumasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçiyor. Fakat dünyanın bütün araç ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla aslanlar gibi dövüşüyorlardı. Bu ne sessiz ve gösterişsiz bir vatan sevgisiydi. ’’Allah’ın Adını Yürekten Haykırarak’’ saldırganın üzerine atılıyorlardı. Düşmanları da onlara hayrandı.’’ (Çanakkale Osmanlı Orduları Komutanı Mareşal Liman Von Sanders Çanakkale, 1916)

Ormanlarımız ve Su Kaynaklarımızı Koruyalım

İklim değişikliği  küresel ısınma çevre kirliliği  ve savaşlar dünyamızı yaşanmaz hale getiriyor. Hayat kaynağımız olan su kaynaklarımız ve ormanlarınız her geçen gün yok oluyor.

Yargıtaydan Anılar

Dr. Suat Bertan anlatıyor. Sultan Beyazıt padişahken Osmanlı imparatorluğunun başşehri Bursa da, Bursa kadısının bir kararı var, ibrete şayandır.  

Rusya'nın Ukrayna'yı İşgalinin Etkileri

S avaş masum insanlar için bir yıkımdır. Y akın tarihte Karabağ’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Bosna’da, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da masum halk soykırım gibi yok edilmişti.  İnsanlığın Ukrayna’da ölmeye başlaması yeni değil.

Sarı Saçlı Mavi Gözlü Çocuklar da Ölür

Rusya, dünyanın tüm uyarılarına rağmen Ukrayna’nın topraklarını 24 Şubat tarihinden itibaren zorbalıkla işgal etmeye başladı.