Bilindiği gibi, İslam’ın beş temel emrinden biri olan namazın geçerli olma şartlarından biri taharettir. Taharet temizlik demektir. Müslüman kişi ruhunu iman ile temizlediği gibi, bedenini ve çevresini de görünür ve görünmez pisliklerden ve hoş olmayan görüntülerden temizlemesi gerekir.
Büyük tasavvuf erbabı İbrahim b. Ethem (Rh.A.) demiştir ki; Lubnan Dağı’nda Allah adamları ile dost oldum. Onlar bana, halka döndüğümde şu tavsiyelerde bulunmamı söylediler:
Hz. Peygamber (s.a.) imanın alametlerini şöyle açıklamıştır: “Üç şey imandandır: Kimsenin görmediği bir yerde soğuk bir gecede, kişinin ihtilam olması, sonra kalkıp yıkanması, sıcak günlerde oruç tutması, kimsenin görmediği ıssız bir yerde namaz kılması.” (Beyhakî, age, 1/76, H.No: 52)
Allah katında en makbul şey imandır. Allah’ın huzuruna amelsiz git, isyanla git, fakat imansız gitme. Ne olursan ol, nerede olursan ol, yeter ki imanlı ol, kurtulursun. Amelsiz cennete girilir, fakat imansız girilmez.
Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.)’e salât ve selam olsun. Karanlığı aydınlığa çeviren, bilgiyi, düşünceyi ibadetleştiren, insanı her bakımdan özgürleştiren ve mükemmelleştiren, aklın önündeki engelleri kaldıran, hayatı kolaylaştıran, sapık inançları ve yanlış ideolojileri savuran, insanlığı felaketlerden kurtaran, müjdeleyen ve uyaran, sevgi ve rahmet peygamberi Hz. Muhammed (s.a.)’e salât ve selam olsun. O’nun ruhu bu toplantıdan haberdar olsun.
Zekâtta nakit ödeme yapmak daha makbul olmakla birlikte mal vermek esastır. Parası olmayanlar mallarının zekâtını o malların cinsinden aynî olarak ödeyebilirler. Ramazan-i şerifte bunun sevabına nail olmak için Müslümanlar ticarî mallarının kırkta birini aynî olarak ayırıp bizzat kendileri de verebilirler zekât ile ilgili güvendikleri bir kuruluşa teslim edebilirler. Hemen dağıtacak yer bulamayanlar, zekâtı vekâleten kabul edecek bir kuruma teslim ederlerse o kuruluş sonradan bu zekât mallarını fukaraya daha geniş bir zaman içinde ve daha güvenli bir şekilde dağıtabilirler.
1. Başta ilmî faaliyetler hız vermek, değerli âlimler yetiştirmek, ilmî neşriyat yapmak, dil kursları düzenlemek, ilmî konferanslar ve sempozyumlar düzenlemek, bunlar gerçekleştirmek için gerekli tesisleri kurmak ve yaşatmak.
İnsanın Allah ile bağlantısını kuran temel unsur imandır. Allah ile ilişkilerde her şeyden önce kuvvetli bir iman elde etmek, tüm hurafelerden arınmak gerekir. Zira İslam hak din olarak indirilmiştir. Hak ile hurafenin bir arada bulunması mümkün değildir. Kur’an ve sahih sünnet çerçevesinde her Müslüman’ın imanını yenilemesi, hurafe olduğu halde bilmeden inandığı hususlar varsa bunları terk etmesi, böylece inancını temizlemesi gerekir.
1. İnançta taklitçilik, iman esaslarını tam algılayamamak, imanı yakın derecesine vardıramamak, 2. Hz. Peygamber’i iyi tanımamak, onunla ilgili uydurma bilgilere kanmak, 3. Kur’an’ın muhtevası hakkında bilgi sahibi olmamak, mesajlarını algılamamak,
Allah’ın kitaplarından maksat, Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat, Davud Aleyhisselam'a gönderilen Zebûr, İsa Aleyhisselam’a gönderilen İncil ve Hz. Muhammed Aleyhisselam’a gönderilen Kur’an’dır. Bugün dünya üzerinde Zebûr’dan bir eser kalmamış, Tevrat ile İncil de değiştirilerek günümüz kadar gelmiştir. Fakat asılları korunamamıştır. Bu kitaplar içinde sadece, indirildiği gibi, hiçbir tahrife uğramadan günümüze kadar intikal eden kutsal kitap Kur’an’dır.
İmanın ikinci esası meleklere inanmaktır. Melekler duyu organları ile idrak edilemeyen latîf cisimli nurani varlıklardır. Bu varlıklar insanlar gibi olmayıp; hiçbir kötülük işlemezler, Allah’tan aldıkları emirleri eksiksiz olarak yerine getirirler.
Allah kelimesi Arapça bir sözcük olup; evreni yaratan ve yöneten en yüce varlık, yaratıcı kudret anlamında olup ilah kelimesinden türemiştir. Kelime aslında ilah idi. Daha sonra bu kelimenin başına (el) takısı getirilerek (el-ilah) şeklini almıştır. Zamanla bunun telaffuzu Allah şekline dönüşmüştür. Bu kelime bugünkü Türkçemizle (Allah) tarzında söylenmektedir. Allah kelimesi yerine “Tanrı”, “Çalap” kelimeleri ya da herhangi bir dildeki bir isim da yaratıcı için kullanılabilir. Ancak, Kur’an-i Kerim’deki kullanılış şekli ile (Allah) tarzında söylenmesi Müslümanlar için daha güzel bir davranış olur.
Peygamber terimi farsça bir terkip olup Allah’tan haber getiren kimse demektir. Bütün peygamberlere inanmak ve bunlar arasında herhangi bir ayırımda bulunmamak iman esaslarından biridir. Kitaplara inanmada olduğu gibi, peygamberlere inanmada da İslam, Müslümanları diğer din mensuplarından ayrı bir konuma getirmiş ve yükseltmiştir.
“Hz. Peygamber (s.a.) üç defa “Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir” buyurdu. Ashab: Ey Allah’ın elçisi! Kim için nasihattir? Sorusuna karşılık: Allah için, Resûlü için ve müminlerin önderleri için…” cevabını verdi.” Bu hadiste geçen nasihat sözlükte: İhlâs, ameli, sevgiyi Allah ve Resûlüne tahsis etmek anlamlarını ifade eder.” (Buhari, edbe, 59)
Kanaatimizce İslam dünyasının önemli meselelerinden biri kader meselesidir. Ancak kader inancı ile kadercilik birinden farklı şeyler olup kader inancı ile kaderciliği birbirine karıştırılmaması gerekir. Kaderin doğru anlaşılması ve doğru yorumlanması gerekir.
“O Allah ki, sizi çamurdan yarattı sonra eceli takdir etti. İsimlendirilmiş olan ecel Allah katındadır. Sonra siz şüpheleniyorsunuz.” (Enam, 6/2) “Allah bir işe hükmedince ona sadece “ol” de, olur.” (Âl-i İmran,3/47, Bakara, 2/117; Meryem, 19/35)
İslam, Kur’an ve sahih sünnet demektir; İslam paylaşmak demektir, İslam demek, fert yok toplum var demektir. İslam her türlü üstün meziyetlerin birleştiği yol demektir.
Amel imanın gereği olan eylem demektir. İman Müslüman’ın en değerli varlığı, hayatın en önemli olgusudur. Fakat iman amel ile kardeştir. Kardeşler birbirinden ayrılmazlar. Yüce Allah’ın Kur’an’da buna büyük önem verdiğini görüyoruz.
Ezan sözlükte bir şeyi ilan demek, namazın vakitlerini bildirmektir. Dini yönden ezan şöyle tarif edilebilir: “Günde beş vakit namazın farzlarından önce vaktin girdiğini bildirmek üzere, yüksekçe bir yere çıkılarak belli ifadelerle ve yüksek sesle okunan ve tevhid inancını simgeleyen, namaza ve kurtuluşa çağıran ilahî sözler bütünüdür.”
Fıtrî temizlik dışında, özellikle namaz kılmak için şart olan temizlik taharet almak, abdest almak ve yıkanmaktır.

