Sanal Röportaj - 5

İddia: Dileyen “ kelime ” der, dileyen de “ sözcük ” der. Her iki kesim de birbirini bunun için kınayamaz. İddia: Dileyen “ kelime ” der, dileyen de “ sözcük ” der. Her iki kesim de birbirini bunun için kınayamaz.

Ayasofya

916 yıl kilise, 482 yıl cami olarak kullanıldı. 24 Kasım 1934 târihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Müzeler İdâresi’ne verildi. 1 Şubat 1935’te ‘Müze’ olarak kullanılmaya başlandı. 86 yıl sonra 24 Temmuz 2020 Cuma günü yeniden ibâdete açıldı.

Öğrendim ki… 3

Öğrendim ki en kıymetli servetimiz, hakîki dostlarımızdır.                                                                                                   İtimada lâyık olmak yıllar alıyor. Yıkmak bir dakika…                                                                                              

İhânet

İhânet karmaşık bir kavramdır. Kahraman ile hâin (ihânet eden) arasında şansa veya beceriye dayanan belli belirsiz bir mesâfe vardır.  Ali Süâvi, Sultan İkinci Abdülhâmid Han’ı tahtından indirmek maksadıyla giriştiği darbe teşebbüsünde başarılı olsaydı, ‘ kahraman ’ ilân edilecekti. Çığırtkan azınlık ondan yana idi. Başaramadı, çığırtkan azınlık sesini çıkarmaya cesâret edemedi, ‘ hâin ’ ilân edildi. Aynı durum, 27 Mayısçılar, Talât Aydemir-Târık Gürcan ve 12 Eylül’cüler için de geçerlidir. Sosyete lügatinde ise ihânet bambaşka bir mâhiyete bürünmüştür.

İslâmiyet ve Tasavvuf

Bâzı ilâhiyatçıların sıcak bakmadığı mutasavvıfların tasavvuf âlemi, bir bakıma İslâmiyet’in akademisidir. İlk büyük Türk Mutasavvıfı Pîr-i Türkistan Hâce Ahmed-i Yesevî diyor ki; ‘İslâmiyet’in temel bilgilerini öğrenmeden tarîkata girilmez, değil mürşid, mürid bile olunmaz. Böyle müridlerin her an ayağı kayıp, kaybolanların karanlık kuyularına düşebilirler.  Bâzı ilâhiyatçıların sıcak bakmadığı mutasavvıfların tasavvuf âlemi, bir bakıma İslâmiyet’in akademisidir. İlk büyük Türk Mutasavvıfı Pîr-i Türkistan Hâce Ahmed-i Yesevî diyor ki; ‘İslâmiyet’in temel bilgilerini öğrenmeden tarîkata girilmez, değil mürşid, mürid bile olunmaz. Böyle müridlerin her an ayağı kayıp, kaybolanların karanlık kuyularına düşebilirler. 

Mustafa Kemal Atatürk

Daha talebelik yıllarında hep geleceğin plânlarını yaptı. Giriştiği mücâdelelerden başarı ile çıktıktan sonra düşündüklerini bir bir gerçekleştirdi. O, katıksız bir Türk Milliyetçisi idi. Anadolu dışında da büyük bir Türk Dünyası’nın olduğunu biliyor, kalbi onlar için çarpıyordu. 31 Mart 1920’de Mareşal Fevzi Çakmak’a gönderdiği mektupta, Afganistan Türkleri için şunları yazmıştı: “Savunma ve mâli tâkatimizle mütenasip olmak üzere Afganistan’a bir subay heyeti gönderelim. Subaylar: dindar, vatanperver ve üstün yetenekli olmalı.

Bakan Beyde Hassasiyet Noksanlığı

Yeni Bakan, meydan okuyor:                                                                                                                              ‘ Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın …’                                                                                                              Yolsuzluk yapmak için ‘ erkek ’ olmak şart mı?                                                                                     

Tanzimat Fermanı

182 yıl önce bu gün,  Gülhâne Hat-ı Hümâyûnu okundu. Tanzimat Fermânı olarak bilinir. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmıştır.

Sanal Röportaj - 4

İddia: Dileğimiz; başka diller ile anadilimizin birbirinden ayrı tutulması, ikisi arasına çizgi çekilmesidir. Anadilimizi kullanırken de, duruluktan yana olunmasıdır. Böyle yapmasak, aşırıcı oluruz. Aşırılık karşıtını doğurur, sonra da onu besler. Türkçe karşıtlığını doğurmak için, art amaçlı olmak gerek. Oysa biz dilimizi seviyoruz.

100’e 2 Kala... Türkiye Cumhuriyeti

Dünyanın en eski milletlerinden olan Türk Milletimizin târihinden günümüze intikal eden her şey çok değerlidir. Miras unsurlarının en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’dir.

‘Tatar’ Kelimesinin Kökeni, Tatarlık – Türklük…

Dünya üzerinde Tatar adlı bir ırk, bir kavim, etnik grup ve millet yoktur. Buna rağmen Kırım ve Kazan’da yaşayan soydaşlarımız Tatar olarak anılmaktadır. Bu isimlendirmenin kökten yanlış olduğu elbette iddia edilemez. Ancak ne kadar uygun olduğu tartışılabilir. Bu yazı ile böyle bir tartışmanın kapısının aralanması murad edilmiştir. 

Yaşlılık Belirleme Testi

Birçok insan, nüfus kâğıdında yazan yaşı biyolojik yaşının aynı olmadığını biliyor. Fakat biyolojik yaşının ne olduğu, nasıl bulunacağı konusunda yeterli bilgiye sâhip değil. Biyolojik yaşın, Statik Denge Testi ile belirlenmesi mümkün.  Basit ama güvenli olan test aşağıdaki unsurları içeriyor:

Mevlid Kandili

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber (sav) Efendimiz, o dönemde kullanılmakta olan Kamerî takvime göre Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesi dünyaya geldi. Miladî takvime göre 571 yılında Nisan ayının 20. günüdür. O günün yıldönümleri İslâm Âlemi’nde, Mevlid Kandili olarak kutlanmaktadır.Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber (sav) Efendimiz, o dönemde kullanılmakta olan Kamerî takvime göre Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesi dünyaya geldi. Miladî takvime göre 571 yılında Nisan ayının 20. günüdür. O günün yıldönümleri İslâm Âlemi’nde, Mevlid Kandili olarak kutlanmaktadır.

Sokrat ve Hanımı

Sokrat’ın hanımı, görünümü itibariyle olduğu kadar huyları itibâriyle de son derece çirkin, tahammül edilemez bir insanmış. Çok ciddî meseleler üzerinde zihin sancıları içerisinde düşünmeye, yazmaya çalışırken beyinin yanı gelir, en küçük meseleleri büyüterek feryat – figan çok yüksek sesle şikâyet konusu eder, komşularının dedikodusunu yaparmış. Sokrat bu huysuz ve çirkin kadına hiç cevap vermez, susmayı tercih edermiş.

Türkler

Dünya üzerinde büyük bir târih ve medeniyet yaratmış ve yaşatmış olan Türk ırkı, benliğini en iyi korumuş bir millettir. Türkler, târihten önceki ve sonraki zamanlarda, yayıldıkları, göçtükleri geniş ülkelerde rast geldikleri ve yurtlarına komşu oldukları ırklarla karışmak mecburiyetinde kalmışlardır. Fakat bu karışmalar Türk ırkının kendine mahsus benliğini, vasfını kaybettirmemiştir.

Öğrendim ki - 2

*Öğrendim ki tedâvisi gereken en tehlikeli hastalık cehâlettir.                                                                                                     *Öğrendim ki düşünmek, tenkit etmek ve tenkit edilmek bir ihtiyaçtır.                                                                                                               

Orkun Dergisi

01 Ekim 1950 târihinde İstanbul’da ‘ Hüseyin Nihal Atsız Dergisi ’ olarak yayınlanmaya başladı. Orhun Dergisi’nin devamıdır. Haftalık yayın programı ile 18 Ocak 1952 târihine kadar 62 sayı çıktı. 01 Ekim 1950 târihinde İstanbul’da ‘ Hüseyin Nihal Atsız Dergisi ’ olarak yayınlanmaya başladı. Orhun Dergisi’nin devamıdır. Haftalık yayın programı ile 18 Ocak 1952 târihine kadar 62 sayı çıktı.

Türkçemiz

Türkçe problemli bir dil. Göktürkler dönemindeki Orhun Kitâbeleri’nde, Karahanlılar dönemindeki Dîvânu Lugati’t-Türk’de,  Kutadgu Bilig’de, Atebetü’l-Hakayık’ta hiçbir problem yoktu.

Tebessümlük

Nasreddin Hoca bir köye misâfir olmuş. Yatsı namazını kıldıktan sonra başlayan sohbet uzun süre devam edince Hoca esnemeye başlamış. Meclistekilerden biri sormuş:

Sağlıklı ve Huzurlu Yaşamak…

1-Sabah kahvaltınızı kendiniz için yapınız, öğle yemeğini dostunuzla paylaşınız, akşam yemeğini düşmanınıza ikram ediniz.                                                                                             2-Haftada en az 4 gün, en az 45 dakika yürüyünüz.